Soğuk 2: VEFA - Bölüm 1 (Ziyan)

40.7K 2K 640


(Vefa'nın bu bölümü kitap formatında 2. bölüme tekabül ettiğinden, yayınlanan bölüm Soğuk 2: VEFA'nın ikinci bölümüdür. Mutlu, musmutlu okumalar dilerim; 2015 bütün kederini alıp gitsin, 2016 neşesiyle gelsin. Kalbinizden öpüyorum.)

-

"... Yatağın kenarına çöküp ayaklarımı kendime çektim ve defterin kapağını açtım. İlk sayfada Sinem Uysal yazıyordu. İkinci sayfada tarihli uzun bir paragraf vardı. "Baran." Bu defa cevap vermedi. "Bir şey buldum."

Anında benden tarafa döndü. Ondan yana bakmıyordum ama hareketlerinden anlıyordum. Hızla bana doğru gelip yanıma oturdu. Bu bir günlüktü. Yalnızca iki sayfası yazılmış bir günlük.

05.05.2015 / SALI

"Hayatınızda hiç ummadığınız hataları bir anda yaparsınız. Bir anda başlar, bir anda gelişir ve bir anda son bulur. Biten hata tamamen bitmemiştir, sadece toprağın altına yatıp orada beklemektedir. Hayatınıza ileride bahsi dahi geçmeyecek insanlar girecektir. Şu an hayatınızdan çıkmışlarsa şayet, karlı olan o değil, sizsinizdir. Karşı tarafı ilahlaştırmaktan vazgeçin. Vazgeçtiğiniz her nokta, size sizi verecek; bu sistem en kritik yerinden çatlayacak ve sizi arşa yükseltecek. Sizi kıran,sizi paramparça eden, sizi yerin dibine sokan, sizi mahveden insanları tamamen hayatınızdan çıkarmanız yetmez. Onları, sizi kırdıkları her bir düğümden yakmanız gerekir. Sonunda hayal kırıklığı var mı, var; hüsran var mı, var. Fakat bu yolun ilerisinde bir ışık da vardır herhalde. Kötülük görenlere iyilik lazım, iyi insan olarak kalmaları için. Bu yolda özgürlük var mı, mutluluk var mı, huzur var mı henüz bilmiyorum. Birinden kırıntılar bulursam, devamı gelecektir elbet. Kırıntıyı görünce tekrar yazarım."

06.05.2015 / ÇARŞAMBA

"Sanırım gördüm."

11.05.2015 / PAZARTESİ

"Görmemişim."


Soğuk 2 : V E F Â

Bölüm 1 : "ZİYAN"

Kırıklık... Koskocaman bir hayal kırıklığı. Rengi lacivert. Ne siyah, ne açık mavi; çölün orta yerine kurduğu siyah çadırında uykuya dalmak üzere olan bir bedevinin bakışlarını yukarı çevirdiğinde karşılaştığı gökyüzü rengi gibi.

Suçluluk... Koskocaman bir vicdan suçluluğu. Rengi kahverengi. Yağmur sonrası toprağın aldığı renk gibi.

O lacivert, kahverenginin ağırlığını kıskandı; o kahverengi, lacivertin canlılığına hasetle baktı. Ve vicdan, önünde yaka paça birbirlerini döven bu iki hissin rengine gözleri dolu dolu bir halde baktı. Kendi savaşına müdahale edemedi vicdan.

Baran'a baktım. Sinem'in defterinden kopardığı o sayfayı yumruğunun içine hapsedip buruşturdu. "Ne demek şimdi bu?"

"Çıkmazdayım, diyor." Bakışlarını yere sabitlemişti. "Çıkacağını umut ettiğini yazmış."

"Başka yazıları da vardır." Defterin diğer yarısının sayfalarını karıştırmaya başladım.

Baran, sanki beni duymamış gibi, "Çıkamamış..." dedi. "Tamam ama, neyin çıkmazı bu?" Çıkmazdan çıkmaya çalışmak ve çıkamamak. Ne büyük bir karışıklıktı Yarabbi! Bu kız nelere bulaşmıştı?

"Onay, kim neredeyse hemen buluyor. Söyle, Sinem'i de bulsun." Sesim fısıltıyla çıkmıştı. Boğazıma bir yumru oturmuş, konuşamayınca acı gözlerime çıkmıştı. "Baran, Onay'ı ara." Beni gram kaleye almıyordu. Sertçe omzuna dokundum. "Baran!"

SOĞUK (Raflarda!)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!