KALPSİZ VELİAHT

7.8K 236 28

6 saat bir yolculuğun 3 saatini atlatmıştım. Uçakla gelseydim şimdi evde dinleniyor olurdum fakat bilet almaya giderken ki gördüğüm ayakkabılar buna izin vermedi.

Yaz tatili için İzmir Çesme'deydim. Aslında İstanbul'da yaşıyorum, tatilim bitmiş ve bilet almak için havalimanına gidiyordum. İzmir aşığı biri olarak son kez sokaklarda dolanmak istedim. Bir butiğin önünden geçerken vitrinde gördüğüm şey karşısında ağzım açık kaldı. Bu ayakkabılar harikaydı hatta bunlara ayakkabı demek hakaret olurdu. O an o ayakkabılara aşık oldum ve kendimi hızlıca butiğe attım.

Görevli kıza ayakkabıların fiyatını bile sormadan denemek istediğimi söyledim. Denediğimde aşkım daha da arttı. Bu ayakkabıları almalıydım!

Fiyatı biraz fazlaydı. Eğer bu ayakkabıları alsaydım uçak biletime para kalmayacaktı. Hiç tereddütsüz ayakkabıları aldım. Şimdi ise otobüse sıkışmış yanımdaki teyzenin omzuma düşen kafasını düzeltmekle uğraşıyordum.

Bu arada adım Damla. 17 yaşındayım. Tek başıma çıktığım bir tatilim dönüşündeyim. Otobüs yolculukların bu kadar uzun ve sıkıcı olduğunu bilmezdim. Yanıma kitapta almamıştım. Sıkıntıdan patlayabilirdim her an!!

Telefonumu aldım instagrama falan bakıp zaman geçiririm diye düşündüm. Noldu bilin bakalım? Yanımdaki teyzenin kafası bir daha omzuma düştü. Aman ne şaşırtıcı. Gözlerimi devirerek tekrar teyzenin kafasını düzelttim.

Bu seferse horlamaya başladı. Allahım sınanıyorum resmen! Artık sinirden ağlayabilirdim. Sesli bir şekilde nefes verdim. Tam o sırada yandan geçen muavin sıkıntımı anlamış olacak ki yanıma geldi ve biraz eğilerek fısıldadı.

"Hanımefendi rahatsız oluyorsanız arka tarafta boş bir koltuk var oraya oturabilirsiniz." dedi gülümseyerek. Ona minnettar bir gülümseme göndererek gösterdiği yere oturdum. Ohh be dünya varmış!

İyice yerime kurularak yolu izlemeye başladım. Biraz yolu izleyince gözlerim ağırlaştı ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Hafif bir sallantıyla irkilerek uyandım. Araba rampadan geçmişti sanırım. Gözlerimi ovuşturarak saate baktım. 20 dakikalık bir yolum kalmıştı. Yerimde doğrulurken boynumun tutulduğunu fark edip acıyla yüzümü buruşturdum. Elimi boynuma götürerek ovuşturdum ve doğruldum.

Yan tarafta bana dikkatle bakan küçük kız çocuğuna göz kırparak gülümsedim. Utanarak annesine sokuldu. Onun bu hareketi karşısında gülümsedim. Otobüs yavaş yavaş garaja giriş yaptı. Durunca muavin herkese bir duyuru yapıyordu. Açıkcası dedikleri umrumda değildi onu dinlemeden kendimi dışarı attım. Temiz havayı içime çekerek bagaja doğru yürüdüm.

Muavine valizlerimi göstererek indirmesini bekledim. İki valizimide indirince teşekkür amaçlı tebessüm ettim ve valizlerimi yavaş yavaş sürecekken telefonumun melodisi kulaklarımı doldurdu. Valizlerimi bırakarak telefonumu kot şortumun cebinden çıkartarak arayana baktım. Arayan annemdi. Açtım ve kulağıma götürdüm.

"Alo kızım indim mı?"diye sordu annem.

"Evet anne şimdi indim bir taksiye binip gelirim birazdan."

"Tamam yavrum ben yemeği hazırlıyorum o zaman."

"Evet anne hazırla kurt gibi açım."

"Tamam hadi dikkat et." diye uyarısını yaptıktan sonra kapattık telefonları.

Kafamı yana çevirmemle yanımdaki karşısında nutkum tutuldu. Şuan burnumun dibinde bir yakışıklı vardı.

Siyah saçları, keskin yüz hatları ve sert bakışlarıyla çok çekici duruyordu. Telefonla konuşuyor aynı zamanda yüz hatları geriliyordu.

"Tamam baba yanımda... Geldim şimdi, Salih abiyi yolla beni alsın... Tamam" diyerek telefonu kapadı.

Kafamı hafif aşağıya kaydırdığımda valizlerimizin aynı olduğunu gördüm. Ve hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri de pişti olmak!! "kusura bakma yakışıklı ama pişti olmayı kabul edemem!" diyerek içimden ona veda ederek valizlerimi de alıp oradan uzaklaştım.

Bir taksiye binerek evin yolunu tarif ettim. Yol boyunca dışarıyı seyrettim. Vardığımızda taksiciye parasını uzattım. Taksici valizlerimi indirdi. İki katlı büyük bir bahçesi olan evimizin önünde inerek valizleride alıp yürümeye başladım. Evim evim güzel evim!

Kapıyı açtım ve içeri girdim aynı anda yanımda iki valizle bunları yapmak kolay olmuyordu. Valizleri içeriye katıp kapıyı kapadım. Annem hızlıca yanıma gelip sarılarak öptü. Bende onu öptüm. Mutfaktan da mis kokular geliyordu.

"Geç annem geç yemek hazır hemen ye." dedi annem.

Hiç cevap vermeden mutfağa koştum. Annem meşhur yaprak sarmasını yapmıştı. Hızlıca yemeğimide yedim. Sonra valizlerimi annemle odama taşıdık şimdi onları yerleştirmekle uğraşamazdım. Birini açıp içinden lazım olanları çıkarttım ve kendimi duşa attım. Bir duştan sonra yatağıma yatıp uykunun kollarına teslim ettim kendimi.

Annemin sesiyle uyandım.

"Damlaaa! Hadi kızım kahvaltı hazır!" diye bağırıyordu.

Oysaki ben daha uykuya doyamamıştım. Gerçi uykumu alabildiğim bir gün bile yoktu. Yavaşça yerimden kalkıp banyoya gittim. İşlerimi halledince aşağıya indim ve kahvaltı sofrasına oturdum.

"Günaydın annem." diyerek ona bir öpücük attım.

"Günaydın kuzum."

"Babam yok mu?" dedim ağzıma bir peynir dilimi atarken. Annemde omlet yapıyordu.

"Yok onun işi çıktı. Bende çıkıcam birazdan yalnız korkmazsın dimi?" diyen anneme gözlerimi devirdim.

"Çocukmuyum anne ben?!" dedim annem gülümsedi ve yemeğimize başladık. Kahvaltı bittikten sonra annemi uğurladım ve masayı toplamaya başladım.

Daha geleli bir gün bile olmamıştı ama hemen ev işlerini yapmaya başlamıştım. Bulaşıkları bulaşık makinasına yerleştirdim ve odama çıktım.

Valizlerimi yerleştirme zamanı gelmişti. Aman ne güzel!

Zaten dün açmış olduğum bir valizimi yerleştirmeye başladım. İşim bittiğinde diğer valizi çektim ve fermuarını açtım. Açınca gördüklerim karşısında korkudan gözlerim büyüdü ve ağzım açılmıştı. Aynı zamanda kapı hızlıca çalmaya başladı

Korkudan seslice yutkundum ne yapacaktım şimdi?.

KALPSİZ VELİAHTBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!