-2-

358K 12.2K 9.9K
                                    

Sabah alarmımın sesiyle uyandım. Zor da olsa yataktan kalkmayı başarabildiğimde odamdaki lavaboya yöneldim. Yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladım. Aynanın karşısına geçip kendime bakmaya başladım.

Sarı düz saçlarım ve grimsi renkte gözlerim vardı. Ama ben en çok gamzelerimi seviyordum. Hafif gülümsesem bile hemen belli oluyorlardı. Nedensizce aynanın karşısında kendime gülümsemeye başladım. O sırada annemin odama girdiğini ancak o gülünce fark edebilmiştim. Garip garip baktıktan sonra "İyi misin sen?" diye sordu. Utandım ve güldüm.

"Evet aklıma bir şey gelmişti de. Şey.. Bir şey mi isteyecektin?"

"Yok uyanmadıysan uyandırayım demiştim de.. Uyanmışsın. Neyse ben kahvaltıyı hazırlıyorum. Üstünü giyin de gel."

Giderken güldüğünü duydum. Sabaha anneme rezil olarak başlamıştım. Aman ne güzel.

Devamının böyle olmamasını diledim.

Kazağımı ve siyah pantolonumu giydim. Ceketimi de alarak aşağı indim. Kahvaltı gerçekten güzel görünüyordu. Genelde sabahları kahvaltı yapmayı pek sevmesem de biraz atıştırdım ve okula doğru yola koyuldum.

---

Okula vardığımda derin bir nefes alarak içeri girdim. Koridorlarda ilerlerken hâla gergin hissediyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum. Sanırım eşyalarımı dolaba yerleştirmekle başlamalıydım.

Dolabıma vardığımda kitaplarımı yerleştirmeye başladım. O sırada siyah saçlı, ela gözlü ve çok neşeli görünen bir kız yanıma geldi.

"Merhaba ben Nina. Nina Clark. Sen yeni kızsın değil mi?"

"E-evet. Jenna Collins"

"Okulumuza hoş geldin Jenna." dedi gülümseyerek.

Elini uzattı ve tokalaştık. Çok sempatik birine benziyordu. Sınıfımız aynıydı. Birlikte yürürken de sohbet ediyorduk. Sonunda sınıfa geldik. Kumral saçlı ve kahverengi gözlü güzel ve neşeli görünen bir kızı göstererek:

"Bu Mandy Mitchell. En yakın arkadaşım. İkimiz çok iyi bir grubuzdur." dedi neşeyle. Mandy ile de tokalaştım. İkisi de çok iyi ve çok sempatikti. Şu ana kadar her şey güzel gidiyordu. Nedensiz bir şekilde onlarla anlaşabileceğimi hissediyordum. Onlara hemen ısınmıştım.

Nina, Mandy'nin yanına oturdu. Ben de onların arkasına yani ortada sondan 2. sıraya oturdum. Nina ve Mandy dışındakiler bana çok garip bakıyordu. Umursamamaya çalıştım. Sonuçta yeniydim.

Derse matematik öğretmenimiz girdi. Çok karizmatik bir adamdı. Kendini Tom Smith diye tanıttı.

Masasına oturdu ve birkaç nota göz gezdirdikten sonra tahta kalemini eline aldı.

Ve işte o anda kapı açıldı...

İçeri birisi girdi. Tanrım! Çok tatlıydı. Simsiyah dik saçları ve masmavi gözleri vardı. Çok.. Çok yakışıklıydı.

"Özür dilerim,geciktim." dedi. Sesi o kadar güzeldi ki.. Öğretmen "Önemli değil. Hadi otur bir yere" dedi gülümseyerek.

İki boş yer vardı. Benim yanım, ve henüz tanımadığım bir kızın yanı boştu. Benim sırama doğru yürüdü. Yanıma oturdu. Bana baktı. Tanrım! Gözleri çok güzeldi.

"Merhaba, ben David Hardwick."

"Me-merhaba. Şey.. Ben de Jenna. Jenna Collins."

"Memnun oldum"

"Ben de.."

Gülümsedi. Ve dersi dinlemeye başladık. Ders sırasında aklım hep ondaydı. Fakat ona bakacak cesareti bulamamıştım.

Ders saati bitip zil çaldığında Nina ve Mandy yanıma geldi. Nina David'in koluna girerek gülümsedi ve konuşmaya başladı.

"Büyük ihtimalle tanışmışsınızdır ama, David benim sevgilim. David bu da Jenna. İyi anlaşacağız gibi hissediyorum" dedi gülümseyerek.

"Benim de içimde öyle bir his var." dedi Mandy de gülümseyerek. Gülümsedim ama şaşkındım. Hayal kırıklığına uğramıştım.

---

İlk günüm bitmişti. Eve giderken Nina ve Mandy yanıma geldi. David ve adını bilmediğim kumral bir çocuk daha vardı. O da Mandy'nin sevgilisiydi, onunla da orda tanıştık. Adı James Williams'dı. Harika! Tek sap ben kalmıştım. Beşimiz yürümeye başladık. Mandy ve James erken ayrıldı. Nina ben ve David kalmıştık. Sohbet ederek gidiyorduk ama gergin hissediyordum. Nina:

"Ben burdan dönüyorum. Yarın görüşürüz! Tanıştığımıza memnun oldum Jenna." dedi ve bana sarıldı.

"Ben de." diyerek sarılmasına karşılık verdim.

David'e de göz kırptı. Ardından uzaklaşmaya başladı. Biz de David'le yürümeye başladık.

"Evin nerede" dedi David gülümseyerek.

"Biraz ilerde ama senin yolun orda değilse sen git. Sorun olmaz." dedim.

"Benim de evim oralarda" dedi. Garip bir sessizlik oluştu. Eve gidene kadar hiç konuşmadık.

Eve vardığımızda bana "Yarın görüşürüz" dedi ve ben içeri girene kadar bekledi. Ben içeri geçtim. Kapının deliğinden gizlice dışarı baktım.

Ama..

Gitmişti.

Sanki bir anda.. Kaybolmuştu.

Gizemli KasabaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin