Bölüm 13

1.3K 82 8

Odalarına girdiğinde Emma içeride tekti. Rose, kapıyı kapatıp kendi yatağına oturdu. Ona bakarak "Neler yaptın bakalım bensiz, Emma Greenburg?" diye sordu. Emma kucağındaki kedisini yere bıraktıktan sonra "Hiç bir şey yapmadım. Akşama Daniel'a sözüm var. Kusura bakma Rosie ama ödevini tek başına yapmak zorunda kalacaksın." dedi. Rose güldükten sonra sorun olmadığını söyledi. Emma da ona neler yaptığını sordu. "Drew ileydim." dedi kısaca. "Drew mu? Hani şu siyah saçları olan soluk tenli Slytherin son sınıftaki ve senin şu ismini yeni öğrendiğin çocuk?" diye sordu suratı ifadesizleşirken. Rose başını sallayarak onayladıktan sonra Emma anladığını söyledi. "Sorun ne, Em?" diye sordu. "Sorun neymiş ki? Ah neyse. Neler konuştunuz anlat bakalım." dedi. "Havadan sudan." diye cevap verdi çünkü bir şeyleri onaylamadığı belli oluyordu. Aslında bir çok şey hakkında konuşmuşlardı. Müzik, kitaplar, dersler, Rose'un çevresi ve hatta sevgilisi olup olmadığını bile sormuştu çocuk.  Kendisi hakkında Rose'a detaylı bir şeyler anlatmamıştı pek fakat çok iyi bir dinleyici olduğu ortadaydı. Rose konuşurken gözlerinin içine bakıyordu mesela. Sorunun ne olduğunu anlayamadı fakat elbet bir gün dayanamayıp anlatırdı. "Neyse. Madem Daniel ile birlikte yapacaksınız bende kütüphaneye gidip tamamlayım." dedi ve ayağa kalktı. Gidip çantasını ve kitaplarını aldıktan sonra dışarı çıktı.

*****

Harika! Scorpius o sabah yine geç kalmıştı. Gömleğini ilikleyerek odada ilerlemeye çalışırken ayak serçe parmağını yatağa çarptığında küfrederek sendeledi. Şu koskoca büyü okulunda -şatoda- bile bu küçük kaza oluyordu ya... Ah, Vaughn bile onu uyandırmadan gitmişti. Bugün babası gelecekti ve sırf uyanamadı diye derse girmediğini duyarsa mutlaka başını şişirecekti. Geç kalmaması gerekti. Sinirle cübbesini giydikten sonra çorabının tekini aramaya başladı. Son zamanlarda ki rahat ve rüyasız uykuları yüzünden hiç uyanası gelmiyordu. Bu onun suçu olamazdı, değil mi? Sonunda yatağının altından çorabını buldu ve hızlıca giydi. Ayakkabılarınıda giydikten sonra çantası ve kravatını alıp hızla iksir dersine koştu.

Sınıfa girdiğinde yirmi dakika kadar geç kalmıştı. Profesör Richmond hiç bir şey demeden turuncu saçlı kızın yanına oturması için işaret etti. Nefes nefese gidip oturduktan sonra elindeki kravatı takmaya koyuldu. Kız kalkıp malzeme dolabına gitti. Kısa bir süre sonra döndüğünde tüm malzemeleri getirdiğini gördü. Scorpius ona "Buna gerek yoktu." dediğinde kız onun suratına bakmadan "Pişmanlığımdan değil, Malfoy sadece keyfim istediğinden kalkıp getirdim. Tekrar sana sinirlenmek ve bu yüzden Albus beyinsizin boş çenesini dinlemek istemiyorum." dedi. Albus'un susmadığından zaten emindi. Scorpius'u ona karşı korumasıda iyi bir şeydi. Dönüp ona baktığında bıçakla bir şeyler kesiyordu. Oldukça dikktali olduğu ifadesinden belliydi. Yanındaki Nora'ya dönüp baktı. Kız, gözlerini Scorpius'a dikmiş sanki bakışları felç olmuş gibi ona bakıyordu. Scorpius kaşlarını çattarak önüne dönerken hala bakışlarını hissedebiliyordu. Bir gün şu bilekliği sahiden geri vermesi lazımdı.

Malzemeleri hazırlarken Weasley fazlasıyla sessizdi. Sadece önüne dönmüş iksiri yapmakta yardımcı oluyordu. Scorpius kazanı yavaşça karıştırırken o da içine ekliyordu. Bir kez olsun dönüp bakmamıştı. Geçirdikleri en sessiz dakikalar sona erdiğinde iksirlerini tamamlamış ve küçük bir şişeye ekleyip öğretmene teslim etmişlerdi. Dersten sonra Albus'un yanına gidiyordu ki çoktan Nora ile uzaklaşmıştı. Scorpius sinirlendiğini hissediyordu artık. Şu kız fazla olmaya başlamıştı. Önemsemeden Tony'e yetişti. Vaughn'u soracaksınız şimdi, değil mi? O da sevgilisinin yanına gitmişti. Hiç hoşuna gitmiyordu göyle dağılmaları. Tony ciddiyetsiziyle yalnız kalmıştı şimdi. Zaten Emmalar şu son iki yıldır onlarla gerçek anlamda takılmaya başlamıştı. Şu bir kaç gün aralarındaki gerginlik kesin sürecekti. O zamana kadar yanlarına gelmezdi.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!