Bölüm 12

1.3K 90 4

"Dediğim gibi, Ted Lupin buna verilebilecek en iyi örneklerden. Babasının bir Kurtadam olması nedeniyle bu özelliğin ona geçme ihtimali oldukça yüksekti. Annesi ise bilindiği üzere Metamorfmagus'tu. Korkulduğu gibi bir Kurtadam değil, annesi gibi bir Metamorfmagus olarak doğdu. Animaguslar ve Metamorfmaguslar arasındaki farkı açıklayabilecek olan birisi?" diye sordu Profesör Hudson. Rose hiç beklemeden elini kaldırdı. Söz hakkı aldığında "Metamorfmaguslar görünümlerini istediği şekilde değiştirebilir, Animaguslar ise bir hayvanın şeklini alabilirler. Metamorfmagus olunmaz, doğulur. Animagus olarak doğan nadir kişiler de vardır. Yasadışı ve kolay başarılamayan bir büyü ile animagus olunabilmektedir." dedi. "Teşekkürler Bayan Weasley. Gryffindor'a 10 puan. Bu konuya bugün değinmemin sebebi gerçekten sizleri uyarmak istemem çocuklar. Seherbaz olmak isteyen bir çok öğrenci görüyorum. Bunun için Metamorfmagus ve Animaguslar özellikle seçiliyor ama yinede bu kadar olmakla bitmiyor tabii. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?" dediğinde Daniel elini kaldırdı. Profesör ona söz hakkı verdi. "Robert'ın yakalanmasından dolayı anlatıyorsunuz değil mi Profesör? Okuldan atılmasının sebebinin bu olduğunu hepimiz biliyoruz. Çok merak ediyorum hangi hayvana dönüşmeye çalışıyordu da bu kadar fazla büyütüldü?" diye sordu. Başka birisi olsa mutlaka susmasını söyler ve konuyu değiştirirdi. Bayan Hudson sakin bir ses tonuyla "Evet haklısın bu yüzden sizinle bunu konuşuyorum. İnanın bana bu olay sanıldığı kadar çok büyütülmedi. Profesör McGonagall fazla yayılmasını istemesede maalesef herkesin olaydan çoktan haberi oldu. Robert alaşıldığı üzere bir yılana dönüşmeye çalışıyordu. Sıradan bir hayvana dönüşse belki olay sadece okuldan atılmasıyla sonlandırılabilirdi. Açılan davanın sebebi yılana dönüşmeye çalışmasıydı. Büyücülük dünyasında pek sakin bir hayvan olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz." diye yanıtladı. Herkes oldukça şaşkındı. Robert son sınıflardan bir Slytherin öğrencisiydi. Yakın zamanlarda okuldan atılımıştı. Pek sevilen bir tip değildi aslında. Onun ne kadar çok ırkçı olduğunu herkes bilirdi. Çoğu kez bu konuda cezalandırılmış ya da kavga etmişti. Tony ile bile bir ağız dalaşı yapmıştı. Muggle'dan gelme olduğu için hakeret edince Tony'de tabii ki karşılığını vermişti. Olay fazla büyümeden Scorpius gelmiş ve Tony'i oradan uzaklaştırmıştı. 

Cody söz hakkı alarak sordu "Amacı hakkınıda bir fikriniz var mı acaba?" Profesör bilmiyorum anlamında başını salladı. O sırada zil çalarken çıkabileceklerini söyledi ve masasındaki kitaplarını toplamaya başladı. Rose, Albus'un olduğu tarafa bakmadan hızlıca sınıftan çıktı.

Emma ona yetiştiğinde sınıftan yeterince uzaklaştığını düşündü ve arkasına baktı. Ne Albus ne de Tony geliyordu. Hiç bir şey söylemeden önüne dönüp daha yavaş adımlarla yoluna devam etti. Arkadaşı ne olduğunu gayet iyi bildiği için konuşmadığına gayet emindi. Dün hastane kanadından ağrı kesici aldı ve çardağa geri döndü ama Scorpius orada yoktu. Albus, Tony, Emma, Vaughn ve Nora hala oradaydı. İşin kötü tarafı Corrine de oradaydı. Sanki onun gelmesini beklermiş gibi Albus onu hemen azarlamaya başlamıştı. Yok "Sen biraz çeneni kapasan sen gidince gitmeyecekti, Rose" yok "Baş ağrısı bahaneydi" ve bir çok laf, azar, tembih dinlemişti. Sinirinden sadece "Sana nasıl hareket edeceğimi falan sormayacağım, Albus." demiş ve tekrar oradan uzaklaşmıştı. Neden gittiğini bilmeyerek koruluğa gitmişti. Onu orada bulunca biraz da olsa iyi hissetmişti. Sebebi bilinmez ama iyi hissetmişti işte. Kendisini sevmeyeceğinden emin olduğu, eski aile düşmanlarının oğlu ona bir anlık iyi hissettirmişti. Uyuduğunu fark edince dayanamayıp yanına gitti. Bağdaş kurarak oturdu ve o çok sevdiği saçlarıyla oynamaya başladı. Dipleri ilk dokunduğu anın aksine kurulardı. Yumuşak ve güzel sarı saçlar parmaklarının arasından geçtiğinde kalbi resmen kulaklarında atmaya başlamıştı. Midesi çıldırmış gibi sanki yerinde dönmüştü. Sonunda uyandığını anlamıştı. En fenasıda kalktığında resmen onu umursamadığını söylediği zamandı. Bir kaç dakikada bu kadar hızlı duygu değişimi yaşıyorsa sebebi Scorpius Malfoy'du. Pekala gece neredeydi o halde? Nereye gitmişti? Kim bilir belki peşinde dolaşan sürtüklerden birini de alıp okuldan çıkmış ve... Ah, bu çocuk sinirlerini o kadar çok bozuyordu ki zaten Albus'a sinirini tam geçmemişken üzerine de bu eklenince sinirini salağın ensesinden çıkarmıştı. Vurduğu için pişman değildi tabii ki. Nasıl olsa o günkü dersleri bitmişti. Direk büyük salona gidiyorlardı ve yemekte mutlaka Scorpius ucubesi gidip Patlar-Uçlu Keleker tipli Albus'a yetiştirecekti.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!