Bölüm 11

1.3K 86 2

Kapı kapandıktan sonra o gün yaşadığı başka bir şokla gözlerini açmıştı Scopius. Özrü bir yana, ona ismini söylemişti. Sesindeki ton hoşuna gitmediği gibi kızın ağladığını anlamasıda onu ayrı bir şoka sokmuştu. Böyle pişman olup ağlaması normal değildi. Scorpius'un onun yüzünden ağladığını sanıyordu kesinlikle. Tabii ki o geldiğinde uyumuyordu. Uyuyormuş gibi yapıyordu çünkü hiç kimseyle konuşmak istemiyordu ama kafasına takılan daha büyük sorunu, rüyasını düşündü tekraren. Gerçek olmaması için canını bile verebilirdi ama her şey o kadar çok gerçekçiydi ki sanki bardak ona gerçekten çarpacaktı. O sesin geldiği her rüyanın gerçekliğinden bu kadar eminekn şimdi gerçek olmaması için bu denli çaresiz olması anlamsız geliyordu. Titreyerek ayağa kalktı ve dün sabahtan beri şarjda olan telefonunu aldı. Elleri titrerken annesinin numarasını buldu ve aradı. Telefonu kulağına götürdü ve her bir çalışta içini daha büyük bir korku kaplıyordu. Açan olmadığında babasını aramıştı ama onunda telefonu kapalıydı. Son bir çare olarak ev numaralarını tuşladı ama yine kimse cevaplamazken Scorpius ne tepki vereceğini bile bilmiyordu. Odadaki masaya yöneldi ve boş bir kağıt aldı. Dağınık masada bozuk olmayan bir kalem arıyordu. Mektup yazacaktı fakat o an hemen bir şeylerden haberi olsun istiyordu. Babasının çalışma saatiydi ama belki annesi dışarıda zaman geçiriyordu ya da bahçe ile ilgileniyor belki de evlerindeki büyük balkonda kitap okuyordu ve bu sebepten dolayı telefonunu duymamıştı. Hiç bir kalem bulamadığında Anderson'ın çekmecesini açıp bir tane almıştı. Sandalyeyi çekip oturdu. Masanın üzerindeki parşömen parçaları ve diğer gereksiz şeyleri ittirerek kendi kağıdına yer açtı. Beklemeden "Sevgili, Baba" yazmaya çalıştı ama elleri gerçekten inanılmaz derecede titrediği için dolma kalemin mürekkebi dağılmış, harfler birbirine girmişti.

Sinirlenerek kalemin kapağını kapattı ve telefonunu alıp rehberine girdi. Onu telaşa vermek istemiyordu ama orada öylece oturamazdı. Çaldığında açacağına emin olduğu numarayı bulunca hemen aradı. Kulağına götürdü. Bir kaç çalışta tahmin ettiği gibi açmıştı. Onu rahatlatan ses "Alo?" dedi ama sesi uzaktan geliyordu. Konuşmak istedi fakat tek  bir kelimeyi bile ağzından çıkaramazken karşıdan genç bir bayan sesi "Telefonu ters tutuyorsunuz, Bayan Malfoy." deyince kim olduğunu bilmediği bayana içinden bir teşekkür etti. Telefonu düzelttiği belli olan sesiyle "Ah, özür dilerim Scorpius. Biliyorsun tuşları olmayan telefonların iki tarafıda aynı gözüküyor." dediğinde kendine engel olamayarak az olsa da gülümsemişti. Zorla konuşurken "Ev telefonlarınıda karıştırıyorsun. Tuşları olmasına rağmen." diye yanıtladı. "Aman canım ne fark eder ki. Her neyse. Sen söyle bakalım bir tanem neden aradın? Umarım bir sorun yoktur. Şu an uzun konuşamam." derdemez arkadan hastane anonsu olduğu belli olan ama ne dediğini anlamadığı bir ses duyunca kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Hemen  "Neredesin sen?" diye sordu. "Boşver sen benim nerede olduğumu da cevap ver bakalım." Scorpius derince bir nefes aldı. "Neredesin dedim sana büyükanne derdim bu. Ev telefonuna çıkan yok, annemin telefonuna çıkan yok, babamın telefonu kapalı. Sen neredesin? Onlar nerede?" dedikten sonra karşıda telefonun el değiştirdiğini belli eden sesleri duydu. Babası "Bir sorun mu var evlat?" dediğinde doğru kişiyle konuştuğu için heyecanlandı. "Aynı soruyu ben soracaktım aslında baba. Çalışma saatin olduğunu sanıyordum. Annem nerede?" "Sakin ol ve nefes al bakalım. Okuldan çağırılıyorum yarın ya da ertesi günü gibi geleceğim. Eğer bir-" "Baba annem nerede?" bir kaç saniye bekledikten sonra "Uyuyor." diye cevap verdi. "Anons sesini duydum. Eminim anons sesiydi o. Hastanedesiniz biliyorum. Annem nerede?!" dedi sesini yükselterek. "Uyuyor dedim, Scorpius zorlama artık. En meşgul zamanlarımda bu çağırılma işini çıkardığın için sana da kızgınım aynı zamanda. Geldiğim zaman konuşuruz. ya da akşama seni belki ararım. Kendine iyi bak." dedikten sonra kapattı.

Annesi hastanedeydi bunu anlamıştı. Başı ağrımaya başlamıştı. Nereden bilebilirdi ki o sesin annesini gerçekten bu hale getirebileceği. Salak gibi davranarak kimseye bahsetmemişti. Şu saatten sonra zaten kimseye bahsetme gibi bir salaklık daha yapmayacaktı. Babasınında annesi gibi olmasını istemiyordu. Gördüğü kısa görüntüler bile ona yetmişti. En kötüsüde orada gülmesiydi. Kendi isteğiyle zaten hiç bir şey yapamamıştı. Orada onu tam anlamıyla sesin sahibi yönetiyordu. Avuç içleriyle şakaklarını ovaladı. Babası gelene kadar bekleyecekti. Kafasını belki dağıtabilir diye diğerlerinin yanına gidecekti. Weasley vardı birde. Trende düşündüklerinin o an hiç hoş şeyler olmadığını fark etti. Pekala çoğu kız ondan hoşlanırdı ama Weasley'nin hoşlanmasını istemiyordu. Bu cidden ortaya güzel bir şey çıkarmazdı. Boşvererek kalktı ve inanılmaz yavaş olan adımlarıyla Albus'u ya da diğerlerinden birini -Weasley hariç birini- bulmak için yatakhaneden çıktı.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!