YABANCI

5.7M 73.5K 13K

Yağmur düştüğü kaldırım taşlarında kara lekeler bırakarak yağmaya başladığında genç adam siyah ceketinin yakasını kaldırarak ensesine siper etti. Soğuğu sevmiyordu; soğuk, kalbinin derinliklerine gizlediği ve en ufak bir fırsatta zincirlerini kırmaya heveslenen kötü anılarını kışkırtıyordu. Dağınık, siyah saçlarının arasına dökülen yağmur damlalarını düşünmemeye çalışarak adımlarını güçlendirdi. Karanlık çoktan çökmüştü; ama etraf zifiri karanlık değildi. Genç adam çimen yeşili gözlerini karşı kaldırımda, elindeki poşetleri taşımakta zorlandığı için yavaşça yürüyen yaşlı kadına dikti. Bu ıssız sokakta ikisinden başka kimse yoktu.

Her ne kadar düşünmemeye çalışsa bile, sanki soğuk rüzgâr gözbebeklerinde bir boşluk bulmuş gibi yavaşça beynine süzülüyordu. Anılar buharlaşıp düşüncelerine sızarken bir an önce yapması gereken şeyi yapıp, bu şehirden ayrılmak istiyordu. Her şey tahmin ettiği gibi çok kolay bir şekilde işliyordu. Birazdan parmaklarına ikinci bir bedenden sıçrayan kan bulaşacak ve ikinci bir bedenin katili olacaktı. Bu düşünce onu dehşete düşürmekten çok tatmin ediyordu. İçindeki soğukkanlı ruh bir an bile tereddüt etmeyeceğini biliyordu.

Caddeye yakın bir yerde, sokağın sonundan hemen sola dönünce aradığını bulacağını biliyordu. Hala çiselemeye devam eden yağmura aldırmamayı başarması heyecanının göstergesi değildi, sadece kendine ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamaya ihtiyacı vardı. Tetiğe basmak hiçbir şeyi değiştirmiyordu, sert yüz hatları ve bomboş bakan gözler hiçbir şeyi kanıtlamıyordu. Bilinçaltıyla savaşında galip gelirse o zaman gücünü kendine kanıtlamış olacaktı. Uzun zaman önce tebessümlere kapısını kapatmış dudakları kendine olan kızgınlığıyla gerildi.

Sokağın sonuna geldiğinde adımlarını yavaşlattı ve bıçak kadar keskin çimen yeşili gözleriyle omzunun üstünden sokağa baktı. Tamamen yalnızdı, yaşlı kadının nereye kaybolduğunu bilmiyordu; ama umursadığı da söylenemezdi. Binanın duvarına tedbirli adımlarla yaklaştı ve duvara yaslanarak bir süre sessizliği dinledi. Her şeye öyle hazırlıklıydı ki sadece bir ayak sesi duyması onun için yeterli olacaktı. Saatine baktığında yüzündeki sertlik iyice arttı ve gözlerindeki boş ifadenin yerini karanlık bir nefret aldı.

Tam o sırada yaslandığı duvarın diğer yüzündeki kitapçı dükkânının açılan kapısının sesi kulaklarını doldurdu. Eli pantolonunun beline sıkıştırdığı silahına giderken nefesini tutmuş, her sesi duymak için kulaklarını kabartmıştı. Başının yarısı, sadece bir gözü ve dudağının, burnunun yarısı görünecek şekilde duvarın kenarından sesin geldiği yere baktı. Gözüne ilk çarpan uzun, dalgalı siyah saçlar oldu. Yan profilini görmesine rağmen saçları önüne düştüğü için yüzünü görememişti. Genç adamın bakış açısından oldukça narin görünen elleri soğuk yüzünden kasılmaya başlamış bir şekilde dükkânın kapısını kilitlemeye çalışıyordu. Tek omzuna taktığı sırt çantası da dâhil baştan aşağıya siyah giyinmişti.

Davetsiz gözler henüz on sekiz yaşında olan genç kızı incelerken, kız her şeyden habersiz bir şekilde önüne düşen saçlarını geriye doğru attı. Ve katil, kurbanının yüzünü canlı olarak o zaman gördü. Ulaşabildiği tek fotoğrafı yıllar önce çekilmiş küçük bir kızın fotoğrafıydı; ama yine de onu hemen tanımıştı. O küçük kızı ne kadar da çok andırdığını görmek genç adamı şaşırtmıştı; fakat o küçük kıza benzediği gibi, genç adamın gözünü karartmasına sebep olacak birine daha benziyordu. Kız, abisinin bir kopyasıydı adeta.

Genç kız ailesiyle, özellikle abisiyle, bütün bağlantılarını koparmasına rağmen bu ayrıntı adamın dikkatini çekmiyordu. Merhamet yoktu. Abisi merhamet göstermemişti, o da göstermeyecekti. Hem bu kız abisine sadece yüz olarak değil, tavır ve davranış olarak da benziyordu. Yüzündeki soğukluk ve kimseyi yanına istemediğini belli eden sert ifade genç adamın yüzündeki ölüm sertliğinden daha farklıydı. Aynı karanlık ifadeydi; ama bu biraz daha ukalacaydı. Ayrıca dümdüz bir çizgi gibi duran dudakları gülümsemelere küstüğü için değil de insanlara meydan okuduğu için bu halde gibiydi.

Genç adam silahını kıza doğru yönelttiğinde içinde hiçbir kıpırtı oluşmadı. Ne bir tereddüt, ne bir acıma. Birazdan cansız bedeni öylece yere serilecekti. Kız son kez dükkânın kapısını kontrol ettikten sonra gitmek için arkasını döndü; ama bir şey durmasına sebep oldu. Genç adamın kaşları çatılırken mümkünmüş gibi daha çok dikkat kesildi ve kızın durup dururken yüzünü aydınlatan gülümsemesi afallamasına sebep oldu. Daha ne olduğunu anlamadan kız sırt çantasını zarif bir şekilde kaldırımın kenarına koyarak yere eğildi.

“Üşüdün mü sen?” Kızın sesi ıssız sokakta rahatlıkla duyuluyordu, genç adam kendini hazırlıksız yakalayan bu olay karşısında iyice afallarken bir kedi görüş açısına girdi. Genç kızın gülümsemesi iyice yüzüne sarılırken üstündeki kıyafetlere zıt renkte olan kedi yavaşça ona sokuldu.

“Kahretsin,” diye mırıldandı genç adam. Eli tetiğe gitti, parmağının uygulayacağı tek bir baskı kızın kafatasını darmadağın edecek ve istediği sonuca ulaşmasını sağlayacaktı. Kalp atışlarının hızlandığını hissetti; ama bu merhametten dolayı değildi. Bu kız belki de abisinin yaptığı şeyi hiç onaylamıyordu. Bunu bilemezdi ama belki de onaylıyordu.

Kendini toparlarken kalp atışlarını düzene sokmaya çalıştı. Kızın yüzündeki sertliğin yerini alan merhamet, şefkat ve sevgi duygularına bakarken tetiğe bastı. Ve silah büyük bir gürültüyle patladığında her şey çok hızlı gelişti. Kızın çığlığı yankılanmadan hemen önce bir gürültü daha koptu ama bu gürültü silah sesinin aksine camın parçalara ayrılırken kopardığı feryattı.

Cinayette çok fazla tecrübesi olmasa bile ilk defa silah kullanırken elinin titrediğini fark etmişti. Yapamamıştı. Hayır, yapamamıştı yanlış kelimeydi. Yapmamıştı. Çünkü o kısa sürelik zaman diliminde aklına çok daha iyi planlar gelmişti. Bu kadar basit olmamalıydı.

Merminin şiddetiyle parçalanan cam tanecikleri yere düşmeye başladığında genç adam arkasını dönmüş, hızlı adımlarla yürümeye başlamıştı bile. İki eli de ceketinin ceplerinde ilerlerken attığı adımlar adeta yeri titretecek bir tehlikeye sahipti. Uzun zaman sonra ilk defa dudakları kıvrıldı.

Ama bu kızın sergilediği sıcak gülümsemenin aksine buz gibiydi. Korkunç vaatler doluydu. Ve tamamen alaycıydı.