Canlar! Seviliyorsunuz ve zevkli okumalar dilerim♡ Baby bu bölüm benden sana x

Jared ile Melina'nın kaçırılması, benim ve sevdiğim herkesin tehlikede olması üzerine uzun uzun konuşmalar ile geçirdiğimiz üç günden sonra ikimiz de birbirimizi çok sevdiğimizin kararına vardığımızdan dolayı beni ailesi ile tanıştırmaya karar verdi. Kendisinin benim ailem ile çoktan tanıştığını ancak benim sadece onun büyük erkek kardeşi olan Aiden ile tanışmış olmamdan rahatsız olduğunu söyleyerek bu kararı alma sebebini açıkladığında gerginleşsem de onaylamaktan başka şansım yoktu. Hafta sonu öğle yemeği için annesi ve babasına katılacaktım. Jared oldukça sırlarla dolu biri olduğundan dolayı ailesinin ne tarz insanlar olduğunu seçemiyordum. Bu durumu Bella ve Tesa ile konuşup aramızı da yeniden açmak istemiyordum.

Aklıma gelen en iyi iki seçenek Marcus ve Lisa idi. Bir erkek ve bir de kızın düşüncesi farklı olabilirdi. Mesela Lisa onları soğuk bulurken Marcus onları dünya tatlısı bulabilirdi. Sonuçta bu kişiden kişiye değişebilen bir olguydu. Henüz okulda olduğumdan dolayı ise tek yapabildiğim şey elimde tuttuğum kurşun kalemi parmaklarım arasında amatörce çevirmek, sürekli saati kontrol etmek ve sık sık oflamak idi. Bir ara o kadar sık oflamaya başlamıştım ki yanımda oturan kız dönüp bana iyi olup olmadığımı sormuştu. Ona sadece sıkıldığımı söylediğimde başını anlayışla sallayıp dersi dinlemeye devam etti.

Notlarımın kötü olma sebeplerinden biri de bu olmuştu. Artık okuluma ve arkadaşlarıma kavuşmuştum ama eksiklerim vardı diye sıkılıyordum. Şimdi ise eksikleri az çok tamamlamış olsam da derslerde aklım her zaman başka şeylerle dolu oluyordu. Jared'ın ailesi ile tanışma kararı alındığı günden beri heyecandan midem bulanıyordu. Ne giyeceğim ise ayrı bir muamma idi. Nasıl davranacağımı da kestiremiyordum. Jared oldukça belalı ve kaba biriydi ancak tanıyınca onun ne kadar iyi biri olduğunu görmüştüm. Ailesinin de başta kaba olacağını ancak sonrasında yumuşak insanlar olacağını umuyordum fakat içimden bir ses bu buluşmanın bir felaket olacağını söylüyordu. Ailesine kendimi sevdirmem gerekiyordu.

Okul geçmek bilmeyen bir asır gibiydi. Hafta sonu çok yakındı ve her düşündüğümde mideme sancılar giriyordu. Her kötü senaryoyu aklımdan geçirirken kusacak gibi oluyordum. Ellerim terlemeye bile başlıyordu. Abartıyordum ve bir an önce bu buluşmayı atlatmak istiyordum. Başıma ne gelecek ise bir an önce gelip geçmesini istiyordum. Ama bu buluşmadan bu kadar kolay kurtulamayacağımın farkındaydım. Kollarımı kaşımaya başladığımı fark edince göz devirip önüme döndüm. Dışarısını izlemeye de dalmıştım.

Bir kez daha oflayarak başımı masaya yasladığım an matematik öğretmenimiz adımı yüksek sesle söyledi ki bu da benim hemen başımı kaldırıp ona odaklanmamı sağladı. "Dersi dinleyecek misin yoksa orada oflayıp puflayarak oturmaya devam mı edeceksin?" diye beni azarladığında "Özür dilerim Bayan Kalsen." dedim. Sonrasında ise bana attığı uzun ve kırıcı nutuğunu dinledim. Ancak iyi açıdan bakarsam dersin yaklaşık 10 dakikası bana attığı nutuk ile geçmişti. Yani Lisa ile Marcus'u aramama az kalmıştı.

Aklıma gelen fikir ile kendime içimden bir küfür savurdum. Neden teneffüs olmasını bekliyordum ki? Lavaboya gitmek için izin isteyip kısa bir telefon konuşması gerçekleştirip derse yeniden girebilirdim. Bana nutuğu bittiğinde bileğindeki saate baktı ve "Dersi erken bitiriyoruz." deyip eşyalarını toplamaya başladı. Telefonumdan saate baktığımda ise sadece 4 dakika erken bıraktığını gördüm ama bu da bir şeydi. Teneffüse 4 dakika daha eklenmişti.

Bayan Kalsen'ın sınıftan çıkışının hemen ardından telefonumdan Lisa'nın numarasını tuşladım. Birkaç çalıştan sonra Lisa'nın hoş sesini hattın diğer ucundan duydum. Onunla konuşmamızı uzatmam için yeterince vakit olmadığından ona direk olarak Jared'ın ailesinin nasıl insanlar olduğunu sordum. Ardından bunu Jared'a söylememesini rica ettim. O ise özür dileyerek Jared'ın ailesi ile sadece 10 dakikalığına görüştüğünü o yüzden de pek bir fikri olmadığını söyledi.

Ona teşekkür edip telefonu kapadığım an Marcus beni aradı. Hemen yanıtla düğmesine basarak telefonu kulağıma koydum. "Tam da seni aramak üzereydim." dediğimde gülerek bunu bildiğini söyledi. Jared ona aldığı kararı söylemiş ve Marcus da bana birkaç tavsiyede bulunmak istemiş. Teşekkür ederek tavsiyelerini dinlemeye koyuldum. Annesi giysi konusunda seçiciymiş. Ciddi olmayan insanlardan hoşlanmazmış. Babası ise bakışları ile içime işleyebilecek biriymiş. Bazen Marcus bile ondan korkarmış. Bu söyledikleri beni hiç rahatlatmasa da ne biraz bilgi edinebildiğimden dolayı ona bir kez daha teşekkür ettim. Dip not ekleyip telefonu kapattı. Söylediği şey ise Jared'ın ebeveynlerinin temas edilmeyi sevmemeleriymiş. Hatta Jared'a bile dokunmam onları kızdırabilirmiş. Eh, otoriter ve oldukça ciddi olacaklarını tahmin etmiştim.

Okuldan çıktığım an otobüse koşup bir yer buldum ve oturdum. Telefonumdan Jared'a ne yaptığını soran bir mesajı atıp hızla kulaklıklarımı taktım. Sonrasında ise ne giyeceğimi yeniden düşünmeye başladım. Ciddi giyinmeliydim. Ne çok kısa olacak bir etek ne de çok spor olacak bir elbise. Belki siyah bir pantolon giyebilirdim. Bu beni biraz ciddi ve olgun gösterebilirdi. Klasik bir görünüş olan kırmızı ruj, beyaz gömlek, siyah pantolon ve siyah topuklu ayakkabı kombinini yapabilirdim. Tabanı kırmızı olan çakma topuklularımı giyebilirdim mesela. Kulağa fena bir fikir gibi gelmiyordu.

Eve gider gitmez aklımda canlandırdığım kombinimi buldum. Giysilerimi ütüleyip deneme kararı aldım. Böylece son dakika bir aksilik çıkma ihtimalini azaltırdım. Hızla ütüyü fişe takıp gergince beklemeye başladım. Sonrasında ise ütümü yapıp giysilerimi üzerime geçirdim. Gömleğimi pantolonun içine sokup üzerine uzun kollu siyah kumaş ceketimi de giydim. Darmadağın olan saçımı ve uykusuzluktan dolayı morarmış göz altlarımı saymazsak iyi görünüyordum. Ama yeterince iyi olup olmadığını bilemiyordum tabi.

Giysilerimi çıkartıp bir askıya astıktan sonra Jared'tan gelen mesaja bakma fırsatı buldum. Bana okuldan yeni çıktığını 17 dakika önce yazmıştı. Ona araç kullanırken mesajlaşmamasını söyleyen bir mesaj attığımda ise aracı Aiden'ın kullandığını söyledi. Diyecek bir şey bulamadığımdan sadece hımmm yazıp yolladım. O anda Melina eve geldi. Bana sarılıp aç olduğunu söylemesi sonrasında üzerini değişmek üzere odasına gitti. Bize yiyecek bir şeyler hazırlamaya koyulduğumda geçen zamanı unuttum.

Buluşma günü gelmişti. Heyecandan her an kusacak gibiydim. Midem berbat bir haldeydi. Üzerime giysilerimi ve ayakkabılarımı geçirmiş, saçımı düzleştirmiş ve hafif bir makyajı amatörce yapmıştım. Aynaya bakınca 20li yaşlarında görünsem de aklıma giyecek başka bir şey hala gelmiyordu. Hava elbise tarzı bir şeyi giymem için hala soğuktu. Pantolondan başka bir şansım yoktu ve elimden gelenin en iyisini yapmak için uğraşmıştım.

Evin önünde korna sesi duyunca oturduğum yerde sıçradım. Pencereden bakınca gelenin Jared olduğunu gördüm ve alt kata inip anneme "Ben gidiyorum." deyip evden çıktım. Ev anahtarımı elimdeki siyah ufak çantama atıp Jared'ın aracına doğru ilerledim. Arabaya binince onun da bir kot pantolon, üzerine açık mavi bir gömlek ve siyah bir kazak giydiğini gördüm. Traş olmuştu ve sürdüğü losyon burnumu acıtacak kadar fazlaydı. Eh, ben de az parfüm sıktığımı söyleyemezdim.

"Çok hoş olmuşsun." dediğinde teşekkür ettim ve aynısının onun için de geçerli olduğunu söyledim. O da teşekkür etti ve aracı çalıştırdı. Yolda geçirdiğimiz süre boyunca bana sadece bir kez konuşmuştu. Sorduğu şey ise gergin olup olmadığımdı. Ona gergin olduğumu söylediğimde gülümseyip "Fazla gergin olma. Fazla rahat da olma. Sen halledersin." demiş sonra da susup kalmıştı.

Yaklaşık bir saat boyunca yolculuk yapmamızın ardından aracı güvenlik tarafından korunan bir saray yavrusu önünde durdurdu, korumaya kendisini pencereyi açarak gösterdi ve açılan demir bahçe kapısından içeriye girdi. Ağır demir kapı ardımızdan kapanırken Jared aracı 10 aracı alabilen kapalı bir garaja park etti. Araçtan inerken bana güven verici bir gülümseme yolladı ve benim tarafıma gelip bana inmem için kapıyı açtı. Ona gergince gülümserken "Korkuyorum." dedim. Gülümsemesi genişledi ancak bu beni rahatlatacak bir gülümseme olmadığından yutkundum. "Korkma." dedi soğukça bir sesle. Marcus'un dediği aklıma geldi. Ailesi ciddi insanlardı. Sürekli şakalaşabileceğim kendi ailem gibi değillerdi. Mesafeliydiler.

Jared ile ev kapısı önüne geldik ve kapıyı tıklattık. Bir görevli bize kapıyı açtığında görevlinin arkasındaki koyu kahve gözler bana kötü bakışlar atarken yanında duran mavi gözler kelimenin tam anlamıyla içime işledi. O an aklımdan bir şey geçiyordu.

Bittim ben.


Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!