Jamie ile konusmayali yaklasik bir hafta olmustu. Sey, yani konusuyorduk ama eskisi gibi degildik artik ona kizgin da degildim fakat aramizda anlayamadigim bir sogukluk vardi. Bana yaklaşmadığı sürece ona yaklaşmama kararı almakla birlikte bu kararda çok emindim.
Odamdaki mavi koltuğa otururken derince bir nefes çektim içime. Her şey bu kadar saçma sonuçlanmamalıydı. Genellikle beni rahatlatması için ya duşa girerdim ya da annemin özgü tekniklerini kullanırdım, bu sefer duşu seçerek banyoya ilerledim...
Yaklaşık bir saat duşta durduktan sonra sonunda saçlarımı kuruturken telefonum titredi. İşimi bitirip baktım mesaj Jamie'dendi. Yutkundum ve mesajı açtım.
"Seni almaya geliyorum,hazırlan yoksa kaçırmak zorunda kalırım."
"Sakın yapma Jamie"
Ardından dakikalarca beklesemde cevap vermedi. Çok geçmeden kapının önünde siyah bir araba belirdi korkarak aşağı indim. Tamam, onunla gidecek ve çok geçmeden geri döneceğim. Ayakkabılarımı giydim ardından annemlere seslendim.
"Dışarı çıkıyorum çok geçmeden dönerim!"
Koşarak arabaya bindim ve bindiğim anda çok büyük bir hata yaptığımı anladım. Beni nereye götürdüğünü bilmeksizin arabayı çalıştırışını izledim. Yüzü harika görünüyordu ve parlıyordu. Sakallarını kesmişti, güzel giyinmişti. Geçenkinin aksine hayli bakımlı görünüyordu. Yol boyunca sessizliğini korudu. Tam eve yaklaşmıştık ki telefonum çaldı, annemdi.
'Jess nereye gittin?'
'Şey, biraz hava almaya çıktım sadece'
'Tamam, çok geç kalma lütfen'
'Tamam, seni seviyorum'
Telefonu kapatır kapatmaz gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
"Nasılsın?"
"Beni nereye götürüyorsun?"
"Evime, nasılsın?"
"Peki ya neden?"
"Bi kaç işimiz var, nasılsın?"
"Ne işi Jamie?"
"Jessica, madem bu kadar merak ediyordun, madem ki bu kadar korkuyordun benden, o zaman neden bindin bu arabaya?"
Bir saniyeliğine bana baktı ardından tekrar yola. Sessizdim, sahi neden binmiştim bu arabaya? Sadece meraktan mı yoksa ona karşı hala unutamadığım hislerimden dolayı mı?
"Nasılsın Jess, iyi misin?"
"Umrunda olduğunu sanmıyorum"
"Umrumdasın, uzun süredir görüşmedik, merak ediyorum seni"
"Öyleyse neden beni bu zamana kadar aramadın veya okulda yüzüme dahi bakmadın Jamie?"
"Senden çekindim, bana yaklaşmayacaktın veya bana yüz vermeyecektin Jess, ne yapmalıydım?"
"Beni sevdiğini söyleseydin, bana yeterdi"
"Seni Seviyorum Jessica"
"İyiyim Jamie, teşekkürler sen nasılsın?"
"İyi sayılırım"
Hiçbir şey demedim, çok geçmeden evdeydik zaten. Arabadan indik ve içeri girdik. Salona ilerledi onu takip ettim, küçük barın arkasına geçti ve kendine içki doldurdu.
"Aç mısın?"
"Hayır."
"Emin misin? Acıkacaksın"
"Ne yapacağımızı söylersen cevap verebilirim belki."
"Ne yapacağımızı söylersem buradan kaçarsın"
"Tanrım Jamie, bana ne yapacaksın"
Sadece güldü, başka hiçbir şey yapmadı. İçkisini yudumlayarak yukarı çıktı, korkarakta olsa onu takip ettim. Odasına girdi bende girdikten sonra kapıyı kapattı ve bardağı kenara koydu.
"Tekrar soruyorum, aç mısın Jessica?"
"Değilim Jamie"
"Peki, öyleyse soyun."
"Ne?"
"Duydun"
Peki, beni buraya elbette becermek için getirmişti ne düşünmüştüm ki ben? Hiçbir şey yapmadım sadece birbirimize baktık. Sinirle üzerime yürüdü ve beni duvarla kendi arasında sıkıştırarak tişörtümü yırttı. Ardından beni kucaklayarak yatağa attı ve pantolonumuda hışımla çıkardı. Bağırarak ona engel olmaya çalışsamda benden tabii ki güçlüydü. İç çamaşırlarımıda çıkardıktan sonra üzerime oturdu.
"Jamie sana yalvarırım yapma"
"Özür dilerim Jessica."
Hışımla üzerimden kalktı ve benim kalkmama fırsat vermeden kenardan ipi alıp ellerimi ve ayaklarımı yatağa sıkıca bağladı. Tam karşısında, ellerim ve kollarım tam anlamıyla bağlı, çırılçıplak duruyordum. Biraz utanma ve korku ile gözlerimi yumdum, derince nefes aldım.
"Jamie beni çok fazla korkutuyorsun, yalvarırım bırak beni"
Dediklerimi umursamadan içeri gitti ve çok geçmeden elindeki kutuyla döndü. Korkuyordum, hiç olmadığı kadar korkuyordum ondan. Elindeki beyaz kutuyu kenara koydu ve beni bacakları arasına alarak üzerime tüm ağırlığını bıraktı. Kenardaki içkisine uzanırken titriyordum.
"İşimiz biraz uzun sürecek Jess, kendini hazırlamanı istiyorum. Ah bir de, şunu benim için biraz tutar mısın?"
İçkinin içindeki buzu ağzıyla alıp ağzıma eğildi. Buzu aldım ve dişlerimin soğukluğu hissetmesine izin verdim. Ben bunu neden tutuyordum ki şimdi?
"Güzel, aferim sana"
İçkisini kenara koyup bacaklarımı ve kollarımı açabileceğim kadar açtı. Yutkundum, buz erimek üzereydi. Altıma inip buzu eliyle ağzımdan aldı ve yavaş yavaş önce boynumda sonrada göğüs uçlarımda gezdirdi onu. Kıvranıyordum, sesimi çıkartmamaya özen göstererek nefes nefese kalmayı tercih etmiştim. Buzu yavaş yavaş aşağı indirdi, göbeğime ve bacaklarıma. Ellerimle ipleri tutup sıktım, bacaklarımın tam arasına geldiğinde dayanamayarak ağzımdan küçük bir inilti kaçtı. Buzu oraya bastırdı ve eriyene kadarda çekmedi. Ona baktım, bana baktı ardından tekrar üzerime eğildi.
"Eğer canın, gereğinden fazla acırsa, bunu söylemen yeterli olacaktır, korkma. Anladın mı beni?"
Başımı yukarı aşağı salladım, başını sağa sola salladı.
"Sorularıma sesli cevap vermelisin, yoksa seni cezalandırırım. Şimdi başlamadan önce bana söylemek istediğin bir şey var mı?"
"Beni ne yaptığımda cezalandıracaksın?"
"Her sinirimi bozuşunda"
"Neyle?"
"Ona o zaman karar vereceğim."
"Peki bunu neden yapıyorsun?"
Sırıtarak üzerimden indi ve hiçbir şey demedi. Gerçekten çok fazla korkuyordum. Beyaz kutudan adını bilmediğim birkaç şey çıkardı ve onları hemen yandaki masaya dizdi. Ardından çekmeceden prezervatifini çıkardı ve üzerimde yerini aldı. Sert olacaktı, çok sert. Hazır olduğunu hissettikten sonra beklemediğim bir anda içimde hissettim onu. Bağırdım ve titredim. Çok hızlı hareket etti ve uzun süre devam etti. Hızlıydı, fazla hızlı. Daha fazla inledim oysa sadece beni izliyor ve hiçbir şey hissetmiyor gibi görünüyordu. Her seferinde de bu olmuyor muydu zaten? Sevişiyorduk, yani ben öyle sanıyordum, oysa sadece bunu yapmak için yapıyormuş gibiydi. Bir süre o sakin bense acı içinde devam ettik. Çok geçmeden sıkılmış olacaktı ki durdu, üzerimden indi ve beni çözdü ardından kucakladı. Halim yoktu, kaçamayacaktım, bu yüzden kendimi ona bırakmayı tercih ettim. Beni sertçe duvara yasladı ve bacaklarımı omuzlarından aşağı sarkıttı, ellerimi koyacak yer bulamayınca beline koymaya karar verdim yoksa düşecektim. Hırladı, ardından sertçe içimde gelip gitmeye başladı. Uzun parmakları çivi gibi duvara sabitlenmişti. Biraz daha sert olduğunda dayanamayıp acıyla inledim, gerçekten canım çok fazla yanıyordu. Korkarakta olsa elimi yanağına koydum, bu cesaret istiyordu. Çok sinirli gözüküyordu, onu özlemiştim ve kendime engel olamamıştım işte. Sinirle parlayan simsiyah gözlerinin beyazı kaybolmuştu. Odayı sadece ay ışığı olduğundan heycena kapıldım, beni korkutuyordu. Elimi tereddüt ederek çektiğimde yavaşladı, anlamıştı. Zekiydi. Huzursuzca elime uzandı ve çok yavaş hareketlerle elimi yanağına koydu. Hislerime engel olamadan titredim ve elimin üzerindeki elini çekmesini bekledim. Çektiğinde ise baş parmağımla yanağını okşuyordum. Yavaşça devam ediyordu, gözleri birden doldu. Gözlerimiz teması bırakmıyordu  ve eğer söylemek gerekirse belim çok ağrımış, soğuk duvar beni üşütüyordu. Dayanamayıp gözünden bir damla düştüğünde, hırlayarak hızlandı. Elimle düşen damlayı silmemin ardından burnunu çekti ve yüzüne sert bir ifade büründü. Beni yere indirip yatağa ittirdi ve hiç beklemeden bi anda onun üstünde buldum kendimi. Ellerini belime sabitleyip hareket ettirdi ve devam etmemi sağlayarak kendini tamamen geriye bıraktı. Gücüm kalmadığından yavaş da olsa devam ettim, duygusuzca beni izliyordu. Onu anlamak hayli zordu, az önce ağlayanda oydu ve şu an duygusuz olanda o. Bi süre devam ettikten sonra boşalacağımı hissettim. Bağırarak inledim ardından fısıldadım
"Jamie, boşalacağım"
Ellerini kalçama koydu ve bana yardım etti. Titreyerek boşaldığımda delice bağırdım ve geriye doğru yattım. İkimizde nefes nefese kaldığımızda saniyelikte olsa dinlenmeme izin verdi. Acıkmış, üşümüş ve yorulmuştum. Üzerime doğru eğildi ardından sertçe becerilmeye başlandım. Biraz daha hızlandı sanırım boşalacaktı, korkarak ellerimi vücudunda gezdirdim, garip şekilde izin veriyordu ve inliyordu. Onu üzmekten korkuyordum bu yüzden fazla ileri gitmedim. Gözlerini benden ayırmaksızın dahada hızlandı, fazla canım acıyordu kendimi bağırmaktan alamıyordum. Yeniden ellerimi yanaklarına koydum ve kendime çektim. Bi süre öpüştük ardından kendini geri çekti. Yavaşladığında, yanaklarında olan ellerimi yavaşca ensesine ilerlettim, gözlerini benimkilerden ayırmıyordu ve sinirliydi, bunu anlayabilirdiniz. Umursamadan, yavaş yavaş yukarı ilerlettim ellerimi, her yerine dokunabiliyorsam eğer başına da dokunacaktım. Bu korkusunu yenmesi gerekiyordu. Ellerimi yumuşacık saçlarında gezdirirken gözlerini yumdu ve nefesini ağzından vererek nane kokusunun suratıma çarpmasını sağlamış oldu. O her zaman güzel kokuyordu, bu ilk değildi. Devam etmeye çalıştı ama edemeden üzerimde buldum onu. Bir süre yığılıp kaldı ama kalktığında ise çok sinirliydi. Beni hışımla kaldırdı ve camın önüne sürükledi, kendide arkama geçti. Birlikte cama dönüktük, sokak ıssız ve karanlıktı. Arkamdan Belime sıkıca sarıldı ardında içime bastırdı kendini. Uzun süre devam ettikten sonra cama yağmur damlaları düşmeye başladı. Burnumu çektim ve o işini yaparken küçükken olduğu gibi cama düşen yağmur damlacıklarını yarıştırdım. Canımı çok acıtıyordu ve ben o an çocukluğuma dönmekten başka hiçbir şey istemedim. Büyümek gerçekten kötüydü. Sonunda inlemeye başladığında hızlandı ve titreyerek boşaldı. Bi kaç adım geri attığında ikimizde yatağa yığıldık. Kendimi onun üzerinden alıp yanına yattım ve ikimizde bir süre sadece tavanı izledik. Sessizdi, konuşmuyordu. Sesini özlemiştim, üşüyordum, acıkmıştım ve yorulmuştum. Derince nefes aldığımda başını bana çevirdi bende ona çevirdim. Bir süre suratımı inceledikten sonra sessizliği bozdu
"Planım asla bu değildi."
Derince nefes alıp başını yukarı geri çevirdi, plan bu değil miydi yani? Acaba plan neydi Bay Çok Yakışıklı Vincent.
"Beni asla bir plan olarak görmeni istemezdim Jamie"
"Sen plan değilsin. Demek istediğimi anlamadın."
"Açıkla öyleyse Jamie, bana burdan gitmemem için sebep söyle, neden getirdin beni, neden yaptın bunları?"
"Özür dilerim, lütfen gitme. Amacım, peki şey amacımın seni becermek olduğu doğruydu. Ama ne ağlamak ne de irademden ödün vermek istemiştim. Burdasın çünkü sana hiç olmadığı kadar ihtiyacım var Jess. Sana bana dönmeni yalvarmak istemedim, sıradan olacaktı, bana dönmeyecektin. Sana gerçekten değer veriyorum ve anlasana, görmüyor musun devam edemiyorum. Elimde olan tek şeyi benden alma Jessica. Özür dilerim, canını acıtmak istemedim, gerçekten istemedim."
"Ama çok acıttın,bunu biliyorsun"
"Bilmiyordum, başlamadan önce sana bana dur demeni istediğimi söyledim ve sende tamam dedin ama sana dokunurken hiçbir şey demedin ve bende canı acısaydı söylerdi dedim. Gerçekten özür dilerim, bilmiyordum."
"Ama, anladın, değil mi?"
"Anladım Jess, evet anladım ve fark etmişsindir.."
"Evet, evet ettim"
Bana döndü, bende ona döndüm. Çıplaklığımızı umursamadan yalnızca birbirimize baktık, gözlerini yumdu ve burnunu çekti.
"Jess, istersen buradan gidebilirsin, çok haklısın. Seni kaçırmamam ve zorla hiçbir şey yapmamam gerekirdi biliyorum ama, ben başka bi yol düşünemedim, tekrar özür dilerim ve eğer gitmek istiyorsan, seni anlarım"
"Gitmek istemiyorum Jamie.."
Elimi öncekinin aksine sıcak olan yanağına koydum. Yeniden yalnızca birbirimize baktık. Bu sefer sessizliği ben bozarak ona biraz yaklaştım.
"Jamie, ayrı kaldığımızda geçen sürede, bilmiyorum ben, seni özledim. Tenini ve sıcaklığını özledim, birlikte geçirdiğimiz zamanları özledim ve görmiyor musun? Deli gibi istedim seni. Ben sadece özür dilemeni bekledim, tamam ilk seninle konuşmamak konusunda kararlıydım fakat sonradan anladımki bu imkansız, keşke tüm bunları yapmak yerine sadece özür dileseydin benden, her şey daha güzel olurdu."
"Bacağının, şu anda penisime değmesi kadar güzel olur muydu?"
Tanrım, fark etmemiştim bile! Ona yavaşça vurdum ve geri çekildim. Her romantik anı bozuyordu. Pisçe sırıttı ve bana sarılıp kokladı.
"Çok özledim seni"
"Biliyorum."
Güldü, ardından istemeyerekte olsa bende güldüm.
"Aç mısın"
"Başından beri bunu sormanı bekliyorum, ölmek üzereyim, çok üşüdüm, aynı zamanda çok yoruldum ve sana hala biraz kırgınım"
Hızla ayağa kalktı ve benide kaldırdı. Dolabını açtı ve kendi siyah tişörtlerinden bi tanesini giymem için verdi. Giydikten sonrada üzerime küçük bi battaniye sardı. Güzel hissettmiştim.
"Hadi bi şeyler yiyelim, acıkacağını biliyordum"
"Bu kadar sert olacağı aklımın ucundan dahi geçmemişti."
"Ama seni uyarmıştım Jessica"
Altına baksırını giydi ve Elimden tutarak beni aşağı indirdi. Tanıdık mutfağa girdiğimizde masaya oturdum ve o da yiyecek bir şeyler hazırlamaya başladı. Bitkin hissediyordum ama mutluydum. Birden annemlere haber vermediğim aklıma geldi ve telaşla ayağa kalktım.
"Jamie telefonum nerde"
"Ne oldu?"
"Annemler, meraktan ölmüşlerdir, hemen döneceğimi söylemiştim."
"Sanırım yukarıda"
Koşarak yukarı çıktım ve etrafa saçılmış kıyafetlerimin arasından telefonumu buldum. Aşağı koşarken annem telefonu açtı.
'Nerdesin Jessica?!'
'Anne özür dilerim ben, iyiyim'
'Nerdesin, çok geçmeden dönerim demiştin ve iki saat oldu meraktan ölmek üzereyiz!'
'Özür dilerim anne, haber verecektim ama unuttum, özür dilerim, ben biraz oturuyorum'
'Nerede oturuyorsun?"
'Şey dışarıda'
'Baban seni almaya gelecek, evde konuşuruz'
'Hayır anne ben iyiyim, birazdan dönerim, lütfen'
'Bak Jessica-'
'Anne lütfen, birazdan dönerim'
Kapattım ve derince nefes vererek masaya kapandım. Jamie önüme tost ve çay koyarken başımı kaldırdı ve karşıma oturdu.
"Özür dilerim Jessica, benim suçum"
"Hayır, sorun yok"
"Neden burda olduğunu söylemedin"
"Babam beni öldürür, çok sıcak bakmıyor"
"Anlıyorum, şey belkide barıştığımızı bilmeseler daha iyi olacak."
"Evet belkide, çünkü biliyorsun"
"Evet biliyorum, baban beni sevmemekte haklı, kim beni sever ki, şu halime bak. İğrenç biriyim"
"Öyle değilsin, babam seni sevmiyor değil. Sadece seni biraz kötü çocuk olarak görüyor çünkü sen çok değiştin, biliyorsun ilk zamanlar böyle değildin. Pisikolojik sorunların olduğunu düşünüyor ki yok değil. Ah Jamie, ben seni çok seviyorum"
"Bende seni seviyorum Jess"
İkimizde derince nefes aldıktan sonra tostumu yedim ve mükemmel fransız çayını yudumladım. Annem gerçekten fazla haklıydı, eve gitmem gerekiyordu. Yemeğimi yedikten sonra bulaşıkları yıkadım. Jamie her ne kadar yıkamamam için ısrar etsede onu dinlemedim. İşimi bitirdikten sonra ikimizde sadece durduk ve derince nefes aldık.
"Bana hala kırgın mısın Jessica"
"Evet hala biraz kırgınım Jamie ve bu kırgınlığın günler geçsede bitmeyeceğini bilmelisin."
"Özür dilerim"
Sarıldık. Çıplak sırtı buz gibiydi, ondan ayrıldığımda iki göğüsünün ortasındaki morluğa baktım.
"Ne yaptın yine kendine"
"Şey, sinirlenince, üç parmağımla iki göüğüsümün ortasına vuruyorum, sürekli. Bu rahatlatıyor."
"Peki niye morardı ki"
"Bi kaç gündür fazla sinirliyim,önemli bi şey değil, boşver, hadi sana kıyafet bulalım"
Başımı sallayıp onu öptüm ardından birlikte yukarı çıktık. Bana kendi baksırından ve atletinden verdi ardından pantolonumu yerden aldı ve bi tişörtle birlikte verdi. İkimizde Giyindikten sonra ayakkabılarımıda giydim ve aynada kendime baktım.
"Jamie sana benzedim"
"Öyle mi?"
Arkadan bana sıkıca sarıldı ve gülümseyerek öptü, bende onu öptüm.
"Hoş oldun"
"Tabii"
"Hadi seni eve bırakayım, annenin de benden soğumasını istemem"
"Annem seninle çıkmamızı çok istiyor Jamie"
"Gerçekten mi?"
Derken kapıdan çıkmak üzereydik. Telefonumu cebime sıkıştırırken üzerimi düzelterek bindim arabaya, ardımdan o da bindi.
"Gerçekten Jamie"
"Buna sevindim, ama sen, yine de söyleme lütfen"
"Merak etme, ve sende söyleme"
Başını salladı. Kemerimi taktım ve çok geçmeden yoldaydık. Saat on ikiye geliyordu ve hayli geç olmuştu, umarım eve gidince bana kızmazlardı. İç çektim ve çok geçmeden vardık. Bana baktı, bende ona. Bir süre bakıştık ardından hızla onu öptüm ve arabadan indim.
"Yarın okulda görüşürüz"
"İyi geceler"
Koşarak eve girdim ardından ayakkabılarımı çıkarttım. Annemler mutfaktaydı sanırım. O tarafa ilerledim, kahve içiyorlardı. Gülümseyerek ve biraz da korkuyla oturdum yanlarına.
"Merhaba"
"Merhaba, Jessica."
"Şey, geç kaldığım için özür dilerim, geç kalmak istememiştim."
"Nereye gittin?"
"Biraz deniz kenarında dolaştım o kadar, gerçekten özür dilerim"
"Tamam sorun değil"
İkisini de öptüm ardından yatmak için odama çıkarken iyi geceler diledim. Pijamalarımı giyip yatağıma girdiğimde tavanı izlemekten başka hiçbir şey yapmadım. Odadaki sessizliğin gürültüsünü dinlerken çalan telefonum bunu engelledi. Kenara uzanıp onu aldım, arayan Brad'di. Hayır Tanrım, bu günlük bu kadar aksiyon yetmez miydi gerçekten?

+20 vote ve +10 yorum 😊 lütfen bol bol yorum yapın geçen bölümde hiç yorum yok diye yb çok geç geldi 😔 sizi çok seviyorum lütfen biraz ilgi gösterin 💕 -fxxckoff

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!