Kar, sonunda birazcık cesaretini topladığında ağabeyinin yanına gidebilmişti. Bazen çok acımasız oluyordu Koray! Ceza verdiği yetmiyormuş gibi aralarına duvarlar örmüştü. Onunla arasında duvarlar varken nasıl mutlu olabileceğini bilmiyordu. Ayrıca hala tam olarak neden bu kadar kızdığını da bulamamıştı. Koray düşünüp bulamadığı sürece cezalı olacağını söylemeseydi keşke...

"Ağabey..." dedi yavaşça odasına süzülürken.

"Evet?"

Gözlerini dergiden çekmeden söylemişti bu sözü. Dudaklarını bükerek biraz daha yanına yaklaştı. Yatağa uzanıp başını ağabeyinin göğsüne koydu. "Beni çok üzüyorsun."

Koray sıkıntıyla iç çekti kardeşine fark ettirmeden. Durum onun için de zordu, onu böyle kısıtlamaktan hoşlanmıyordu ama bu kez ileri gitmişti Kar. Onun kötü biri olabilme ihtimali bile ödünü patlatırken, öylece duramazdı.

"Bunu fazlasıyla hak ettin."

"Ama ağabey..." diye mırıldandı Kar üzgün sesiyle. "Bana niye bu kadar kızdın ki?"

"Bunu bulması gereken sensin. Eğer bulamadıysan, odana git ve ders çalış."

"Ama-"

"Dediklerimi duydun."

Kaşlarını çatarak doğruldu Koray, Kar da ağabeyine sarılmaktan vazgeçmişti bu hareketle. Gözleri dolarak yataktan atladı, niye böyle davranıyordu ki... Çok üzülüyordu!

Son kez konuşma çabasıyla masumca baktı Koray'a. "Bugün Minel okula gelmedi..."

Tam 'Berk de gelmedi.' diyecekken dudaklarını ısırdı sertçe, Koray olanları hatırlamasa daha iyi olurdu.

Koray ilk kez kardeşinin yüzüne bakmıştı. Merakla kaşlarını çatarken sormadan edemedi. "Nedenini biliyor musun?"

"Hayır, sen bilirsin sanıyordum."

"Öğrenirim." diyerek kestirip attı. Kar bir süre öylece bekleyip odadan çıkınca içini çekip yaslandı arkasına. Biraz üzülecekti ama sonunda kardeşinin doğruyu göreceğinden emindi Koray. Onun bir cani olmasına izin veremezdi. Zaten hala aklı almıyordu. Nasıl olurdu da çocuğun ölme ihtimali varken böyle rahat davranır, eve gelip neşeyle yaptığı şeyi anlatırdı? Çocuk ağır yaralanmasa bile paniklemesi, üzülmesi gerekmez miydi?

"Of of..." dedi içli bir şekilde. Bir de küçük kız vardı, ona ne olmuştu acaba?

Evini bildiği için rahatça bakabilirdi öyle değil mi? Yataktan kalkıp üstünü değiştirdi hızlıca. Açık yeşil tişörtü gözleriyle birleştiğinde mükemmel bir uyum sergilemişti. Oysa Koray farkında değildi şu an.

Hazırlığı bitince hızlıca yola koyuldu, küçük kızı merak etmişti doğrusu.

**

Eve vardığında yüzünde garip bir sırıtma vardı hala. Bugün olanlara inanamıyordu. Doğa onun tanıştığı en zor kızdı ama o bile birkaç günde yelkenleri suya indirmişti. Eh, hak vermiyor da değildi doğrusu. Bir hayalperest için yaptıklarından daha mükemmel ne olabilirdi?

Özür dilemişti, kıskançlık yapıyordu, lunaparkta güzel bir gün yaşatmıştı, her gün evine bırakıyordu... Ah bir de şu resimler vardı.

Elindeki koca zarfı hafifçe sallayarak güldü. Bu kez yapacağı şeyle kızın aklını başından alacaktı, tabii öpücükten sonra kendine gelebildiyse. Sahi nasıl da kaçmıştı öyle? Kim bilir neler hissetmişti?

Umutsuz VakaBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!