Bölüm 2

1.3K 77 2

Öykü o gün yetiştirme yurdunun yatakhanesinde farklı bir güne gözlerini açmıştı. Orada yaşadığı beş -ve öncesinde çocuk yuvasında geçirdiği iki- yıl boyunca her sabah, yurttan ayrılacağı günün hayaliyle güne başlamıştı. Artık hayal kurmasına lüzum yoktu. O gün nihayet gelmişti işte.

ODTÜ Kimya Mühendisliği diye düşündü gururlu bir gülümsemeyle. Hiç kolay olmamıştı ve istediği kadar gururlanmaya hakkı vardı. Dershane masrafları başarılı öğrencilere destek olan bir hayırsever tarafından karşılanmıştı. Geç saatlere kadar kaldığı etütler, girdiği sayısız deneme sınavı, ikinci el kitap satan dükkanlardan aldığı, cevaplanmış sorularını silip yeniden cevapladığı onlarca test kitabı, yuttuğu avuçlar dolusu okunmuş pirinç... hepsi artık geride kalmıştı. Şimdi önünde yeni mücadeleler vardı; İngilizce Yeterlik Sınavı gibi.

Yeni bir sınav yeni bir başlangıç, diye düşündü acı acı. Acaba bu sınavlar hiç bitmeyecek miydi?

ODTÜ'nün eğitim dili İngilizce'ydi. Bu da onu biraz endişelendiriyordu, çünkü lisede gördüğü İngilizce çok yetersizdi. Bir sene hazırlık okuyacaktı, fakat İngilizce Yeterlik Sınavı'nın çok zor olduğunu, insanların iki senede zor geçtiğini duymuştu. Bu da şu İngilizce yaz kampı fikrine sıcak bakmasının tek sebebiydi.

Kamp davetiyesi, sınav sonuçlarının açıklanmasını takip eden haftalarda diğerleriyle birlikte gönderilmişti. Birçok özel okuldan mektup almıştı. Yüksek puan alan öğrencilerin başvurabileceği %100 burslu bölümlerini anlatıyor, eğitim kalitelerini övüyor, gösterişli broşürleriyle kampüs hayatından ve öğrencilere sağlanan imkanlardan bahsediyor, rektörlerinin masa başında çekilmiş, adeta akademik mükemmeliyeti temsil eden takım elbiseli şık fotoğraflarıyla motivasyon dolu tebrik mektupları yazıyorlardı. Yedibakır Kızlar İçin İngilizce Yaz Kampı da diğerlerine benzeyen bir tebrik mektubuyla başlıyor, fotoğraflı birkaç broşür ile kamp hakkında bilgi veriyordu. Ek olarak bir de eğer hemen kayıt yaptırırsa, sınav başarısından dolayı bu kampa tamamen ücretsiz katılabileceğini müjdeleyen bir yazı daha vardı.

Öykü yalnızca kız öğrencilere açık olan bu kampın internet sitesini de incelemişti. Yoğun ve hızlandırılmış bir İngilizce ders programları vardı. Bunun yanısıra doğa yürüyüşleri, balık tutma gibi stres atmalarına yardımcı olacak kamp aktiviteleri de yapılıyordu. Her şey mükemmel görünüyordu. Vakit kaybetmeden kaydını yaptırmıştı. Ve kampa bugün gidiyordu.

Kamp için yanına yalnızca bir valiz alacak olduğu halde, eşyalarının geri kalanını da toplamıştı. Bir ay sürecek kamptan hemen sonra okullar açılıyordu ve Öykü yurttan eşyalarını alıp Ankara'ya devam edecekti. Yatağında uzanmış, önünde onu bekleyen günleri düşününce midesi heyecanla düğümlendi. Biraz korktuğunu kendine itiraf etti. Çok fazla bilinmeyen vardı. Yurt hayatının yetiştirme yurdundan çok da farklı olmayacağını düşündü. Oda arkadaşları nasıl insanlar olacaktı, sınıf arkadaşlarıyla anlaşabilecek miydi, derslerini geçebilecek miydi, üniversite ortamına uyum sağlayabilecek miydi... Onu endişelendiren daha onlarca sorusu vardı. Hepsine sıra gelecek, diye düşündü yatak örtüsünü üzerinden atıp kalkarken. Önce şu kampı halledelim.

Kamp onun için çok faydalı bir deneyim olacaktı.

Ne kadar kusursuz olabileceğine dair hiçbir fikri yoktu.

*

Ağustos'un ilk günüydü ve hava bunaltıcı derecede sıcaktı.

Kamp, Antalya'nın biraz dışında kalan, Yedibakır denen bir bölgedeydi. Öykü önceki gece İstanbul'dan otobüsle Antalya'ya yola çıkmış, on dört saatlik otobüs yolcuğunun sonunda otogarda kamp temsilcileri tarafından karşılanmış, iki saat süren bir başka yolculuktan sonra sonunda kamp bölgesine yaklaşmıştı. Uzun yolculuğa rağmen heyecandan kendini pek yorgun hissetmiyordu.

Kusursuz DeneyimBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!