Davetsiz Misafir

2.2K 220 21


Sabah güneşin ışıklarının yüzüme gelmesi yüzünden uyandım. Uykumu almıştım. Artık Kore saatine uyumu az da olsa yakaladım. Elimi yüzünü yıkayıp rahatlamak için duş aldım. Chen'in bana çarpması aklımdan çıkmıyordu. Onu ne kadar sevdiğimi bilmese bile böyle bir şey yapması canımı acıtmış. Aşırı hassas bir vücudum olduğu için omzum ağrıyordu. Ama daha çok kalbimin acıdıgını düşünüyordum. Omzumun acıması umrumda bile değildi. Duştan sonra yatağıma oturup Chen'in resminin olduğu yastığa sarılıp öylece düşünmeye başladım. Telefonumun çalmasıyla bilmediğim numarayı açtım.

(Lay): Gelsene bize.

(Eda): Telefon numaramı nereden öğrendin?

(Lay): Aldım işte. Hadi gel bekliyorum.

(Eda): Sen gelsen, yada bahçede otursak.

(Lay): Olmaz. Hem havalar soğudu bahçede de duramayız.

(Eda): Evde oturalım o zaman.

(Lay): Tamam gel oturalım.

(Eda): Sen gel işte.

(Lay): Neden gelmek istemiyosun? Yoksa Chen yüzünden mi?

(Eda): Hayır ne alakası var.

(Lay): Başka bir açıklaması yok çünkü

(Eda): Tamam geliyorum.

diyip telefonu kapattım. Gitmezsem Chen için gitmedigimi düşünücekti. Aslında evet onun için gitmek istemiyordum. Ama Chen yüzünden gitmek istediğimi düşünmesini de istemiyordum Lay'in. Siyah dizlerinden yırtmaçlı pantolon, siyah beyaz baskılı t-shirt, onların üzerine bebek mavisi gömleğin önünü açık bırakacak şekilde giydim. Siyahta vans giydim ve hazırım. Saçlarıma bir şey yapmaya gerek duymadıgım için ellemedim bile. Zaten havamda da değildim. Evden çıkıp zorda olsa zile basmıştım. Ayaklarım geri geri gidiyordu ama çok geçti. Lay çoktan kapıyı açmıştı. Üzerime sahte bir gülüş yerleştirip içeri girdim.

(Eda): Merhaba.

(Lay): Merhabaa.

Chen koltukta oturuyordu. Kafasını kaldırıp baktıktan sonra gözlerini devirerek ayağa kalktıp merdivenlerden çıkmaya başladı. Hiç bir şey diyemedim. Benim geldiğim için çıktığı belliydi. Koltukdan birine geçip oturdum.

(Lay'in ağzından)

Eda gülümsese bile üzgün olduğunu dalmalarından anlayabiliyordum. Gerçekten Chen'e kırılmıştı, hem de çok. Chen'de bilerek yapıyormuş gibi daha fazla kalbini kırmaya devam ediyordu. Eda'nın üzüldüğünü görünce daha çok sinirleniyordum. Onun üzülmesini istemiyordum çünkü. Her zaman gülümsesin istiyorum. Sanki bir abisi gibi onu düşünüyordum. Kardeşim gibi hissediyorum. Sanırım abisi olarak da onu mutlu etmem lazım. Derken Chanyeol merdivenlerden inip;

(Yeol): Lay hani çalışıcaktık. Sen, ben, Chen hariç herkez SM'ye gitti çalışmaya. Bizde her gün evde boş boş durmuyucaz heralde çalışalım. Chen bu aralar bilmiyorum ama sinirli o yüzden hadi senle çalışıcam.

(Lay): Daha konser için çalışmaya çok zaman var. Hem biz oyun oynuyucaz Eda'yla.

(Eda): Ne oyunu?

demesiyle zil çaldı. Herkez tek tek içeri girip oturdular.

(Yeol): Niye bu kadar çabuk geldiniz?

(Suho): Daha zaman varmış çalışmaya. Hem ayrı ayrı da gelmeyin falan dediler. Dans pratiği için iki gün sonra hep birlikte gideriz. Ee siz ne yapıyorsunuz?

(Lay): Bizimde canımız sıkıldı. Oyun oynayalım dedik.

(Suho): Ne oyunu?

(Yeol): Bende onu sormuştum ki siz geldiniz.

Hayran Aşkı (Cheda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!