Baygınlık

2.7K 249 72

Hemen kahvaltımı yapmıştım. Uykum da kaçtı zaten. Kore'de gezicem ben ne uykusu? Odama çıkıp dolabımdan hemen bebek mavisi şort, siyah beyaz baskılı üzerinde We Are One yazılı en sevdiğim t-shirt ve ayakkabı olarak da siyah vans tercih ettim. Saçlarım doğal dalgalı haliyle güzel duruyodu birşey yapmaya gerek yok diye düşünüp sadece taradım. Yanıma da Chen'in el çantalarından olan çantamı aldım. Telefon, kulaklık mp3 çalarımı da koyup hızlı hızlı merdivenleri indim. Volkan bey beni bekliyodu.

(E): Hazırım.

(V): O zaman çıkalım.

Arabaya biner binmez Exo'yu açtım.

(E): Ee nereye gidiyoruz?

(V): Önce süprize sonra gezmeye.

(E): Ne süprizi?

(V): Adı üstünde süpriz.

(E): Yaa bari ipucu ver.

(V): Olmaz. Gidelim söylüyücegim

(E): Yaa ama ben duramam ki

(V): Ben senin hiç durduğunu görmedim ki.

Diyip kahkaha attı. Bende daha fazla bir şey söylemedim. Söylemeyecegi belliydi de zaten. Baya bir zaman sonra bir yere girdik. İş yeri gibi bir yere. Volkan beyi takip etmeye başladım. Stüdyo gibi bir yere girdik. 5-6 kişi orada olan sandayelerde oturuyodu ve boş sandayeler de vardı. Volkan bey en ön sandelyelerden birine oturdu. Bende yanına oturdum.

(E): Buraya neden geldik?

(V): Talk Show

diyip elleriyle tırnak içinde yaptı.

(E): Kim gelicek peki?

(V): Gelince görürsün.

(E): Hadi ama ya geldik artık söyle.

(V): Olmaz.

(E): Söyle söyle söyle.

(V): Exo.

(E): Nee!

Çığlığı koparmamla herkez bana bakmıştı. Elin ayağım birbirine girdi. Exo gelicek ve ben daha yeni öğrendim. Birden müzik başladı ve herkez ayağa kalkıp alkışlamaya başladı. Derin derin nefes alıyodum. Kalbimse yerinden çıkacakmış gibi atıyodu. Bende ayağa kalkıp alkışlıyıcaktım ki kalkmamla oturmam bir oldu. Bacaklarımı bile hissetmiyodum resmen. Tam yine ayağa kalktım ve içeri Exo girdi...

*****************************************

Gözlerimi açtıgımda uzandıgımı hissedebiliyordum. Yerimde doğrulmaya çalıştım. Volkan bey endişeli şekilde ayağa kalktı. Hastanede olduğumu anlayabiliyordum.

(V): Eda, iyi misin?

(E): İyiyim de burda ne işimiz var?

(V): Hatırlamıyo musun? Exo'yu görünce bayıldın.

(E): Nee? Onlar beni gördü mü?

(V): Evet. Sen birden düşünce korktular.

(E): Yaa.

(V): Ama onlar devam etti programa.

(E): Off ya nasıl kaçırdım ben ya.

(V): Üzülme konserede gidicez.

(E): Ne zaman?

(V): Malesef 2 hafta sonra.

(E): Yaa. Tamam o zaman.

***************

Eve gelene kadar kendime kızıp durdum. Ama elimde de değildi ki. Bünyem yetmedi Exo'yu görmeye. Eve girdiğimizde mutfağa ne yemeği var diye girdim. Yaprak sarma ve yoğurt çorbası tatlı olarak da tavuk göğsü yapmıştı. Bu Ho Sook yabancı ama annemden daha iyi yapıyo Türk yemeklerini. Anneme demiyim de. Yemek yedikten sonra odama çıkıp resim defterimi, boyaları ve şovalyeyi (resim tahtasını) alıp bahçeye çıktım. Daha hava kararmamıştı. Derin bir nefes alıp gözlerimi kapatıp kuşların sesini dinlemeye başladım. İçimin huzurla dolduğunu anlayana kadar bu sekilde durdum. Çünkü Exo'nun karşısında bayıldıgımı hatırlayınca kendime sinirleniyordum. Sonra resmime başladım. Aslında Exo'nun benim bayılmadan önceki gördüğüm hallerini çizicektim ama şu anda içimdeki huzurla Chen'i çizmeye başladım. Çizmeye başladığım her yerinde suratımda oluşan gülümseme oluyor. Bir yere bakmadan da çizebiliyorum artık. Suratındaki benlerin yerini bile çiziyorum. Hava kararmaya başlamıştı ama ben burada durmak istiyordum. Tam o sırada Ho Sook geldi.

Hayran Aşkı (Cheda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!