For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

YAŞIYOR!!! YAŞIYOR MU?

56 6 2

Prof.Mark gözlerini açtı.Kendini yatak odasında yatağa uzanmış bir şekilde buldu.Hiçbir şey hatırlamıyordu.Kendini dinç hissediyordu.Acaba ne kadardır uyuyordu?Bunu düşününce hemen yerinden fırladı ve odasındaki perdeyi araladı ve odaya giren ışıktan gözü kamaştı. Belli ki sabah saatleriydi.Robert Mark odasından çıkıp merdivenlere yöneldi. Koridor hiç olmadığı kadar aydınlık görünüyordu. Aşağı inen Profesör laboratuvarın kapısını  açmak için kapıya yöneldiği sırada kapının aralık olduğunu fark etti.Kendisi her zaman laboratuvarın  kapısını kapalı tutardı halbuki.Evine hırsız girdiği hissine kapılıp laboratuvara girdi.Içeride anormal birşey yoktu.Yine de tatmin olmadı Prof. Mark ve laboratuvarı didik  didik aradı.Herşey yerindeydi.Sonra düşündü:Evine hırsız girmiş olsa neden sadece laboratuvara girsin ki?Bu konuda hemfikir olunca laboratuvar kayıtları inceledi.Aklı senatörle yaptığı anlaşmadaydı.Daha 2 günü vardı.Bu süre onun için çok kısaydı ama bunu düşünerek vakit kaybedemezdi.Herşey hazırdı neredeyse yani kadavra dışında. Kadavrayi almak için hastaneye gitmesi gerekiyordu.Hep geceleri yapardı bu işi ama bu sefer fazla vakti olmadığı için gündüz yapmak zorundaydı.Üstünü giyindi ve evden dışarı çıktı.Saat öğlen 2 sıralarıydı.Hava kapalı olmasına rağmen Prof.Mark 'ın gözü kamaşıyordu.Üzerinde kirli siyah paltosu,kumaş pantolonu ve başında da kahverengi şapkası vardı. Yol boyunca ilerleyip yokuş aşağıya yürüdü.Evi dik bir yamacın eteklerindeydi.Yol üzerinde attığı her adım onu daha da yoruyordu.Biraz daha ilerleyince geçen gün gittiği kilisenin önünde durdu.Anlayamadığı tek nokta kilisenin dünkü gibi görünmemesiydi.Tüm o yıpranmışlığını atmıştı sanki üzerinden.Yıpranmış duvarları gayet sağlamdı.Kırık camları ise kusursuzca parlıyordu.Kilisenin kapısı ise som altındandı.Prof. Mark kiliseye tam girecekken kapi açıldı ve içeriden bir sürü insan çıktı. Hepsi siyah giyinmişti.Büyük ihtimalle cenazedir diye düşündü. Çıkan insanların ardından o da içeri girdi.Içerisi çok parlaktı.Öyle ki içeri giren güneş ışığı belli olmuyordu.Içeride sadece arkadan rahip olduğu anlaşılan bir adam oturuyordu.Prof.Mark bunun geçen akşam görüştüğü rahip olduğunu düşünerek yanına ilerledi.Tam yanına oturacaktı ki adam ayağa kalktı. Ayağa kalkınca adamın rahip olmadığını anlayan Robert Mark şaşkınlığını gizleyemedi.Adama:

"Rahip nerede biliyor musun? " diye sordu.Adam:

-Rahip Airo'nun oğlu vefat etti.Kendisi onun cenaze işleri ile uğraştığı için henüz kiliseye gelmedi.

- Bu cenaze onun oğlunun mu?

-Evet oğlu Jack'in cenazesi.

-Nasıl öldü peki?

-Çok trajedik oldu.Ben de yanındaydım.Bir kuyuya düştü ve kaburgaları parçalandı. Ben onu koruyamadım.Ona sahip çıkamadım.

Prof. adamı teselli etmek yerine adamın yanından usulca ayrıldı. Doğruca hastaneye yol aldı.Kilise de gördüğü kalabalığın aynısı hastanede de karşısına çıktı. Kalabalığı yara yara hastaneye girdi.Kilisede aradığı rahip morgun önünde halsiz bitkin bir şekilde oturuyordu.Rahibin yanına gitti.Rahip onu görünce "Hoşgeldin Robert. Iyi ki geldin.Böyle günlerde insanın yalnız kalmaması çok iyi birşey. Prof. bunu duyduğuna şaşırdı :

-Dışarıda bir sürü insan var . Ben gelmeden önce de yalnız değilmişsin ki zaten.

-Hayır yalnızdım.Bu dışarıdakiler sadece kabalık olmasın diye geldiler. Senin gibi iyiliği yapıp denize atanlardan değiller.

Prof. bu sözleri duyunca çok şaşırdı. Kendisini hiç böyle biri bilmezdi. (Değil de zaten.) Oğlu ölünce üzüntüden aklı dengesini yitirdiğini düşündü rahibin.

"Başın sağolsun. " dedi ve hastaneden çıktı. Yolda giderken düşündü durdu. Bu son deney fikrini kafasında kurguladı.Bir yanı  yapmasını bir yanı yapmamasını söylüyordu. Ama asıl merak ettiği ismini daha once hiç söylemediği halde rahibin ismini nereden bilmesi ve bu durumu neden şimdi fark ettiğiydi.Normal bir insan bu gizem çemberinin içinde delirirdi herhalde.Peki ya zaten deli olan biri? Bu tartışmaya açık bir konu ama Robert Mark'ın daha önemli işleri var.Evine doğru ilerlerken düşündü. Son deney için son bir kadavra, yaşlı rahibin kuyuya düşerek kaburgaları kırılmış ve ölmüş oğlu ... Bu durumda insanın aklın tek birşey geliyor.Neden son kadavra bu oğlan olmasın ? Prof.Mark bunun son 2.5 yılda aklına gelen en iyi fikir olduğunu düşündü. ( 2.5 yıl öncekini kendi de hatırlamıyor. ) Ama kafasındaki, deneyi yapmamasını söyleyen ses bu fikrin ardından bağırmaya başlamıştı. Bu oğlanı kadavra olarak kullanırsa babasının hissedeceği huzursuzluk, böyle güzel bir insana bunu yaşatmaya ne hakkı var? Sonra diğer ses konuştu. Eğer bunu kafana takıyorsan bundan önceki 72 kadavranın ailesini de göz önüne alman gerekirdi.Sen onları almadıysan neden bunu alasın ki?

Jack 73Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!