2 YIL ÖNCE

Her zamanki gibi öğle arası bizim kızlarla okulu turluyorduk. Biz aslında okulun hem sevilen, hem de korkulan kızları olur ya işte onlardandık. Okulda en az bizim kadar popüler birisi varsa o da Berk'ti. Okulun en yakışıklı ve tarz giyinen çocuğu diyebilirim ama ben onu se ve mi yo rum. Bunu anlamak bu kadar zor olmasa gerek. Sanırım anlayamıyor ki geçen hafta numaramı bulmuş ve sürekli rahatsız ediyor. Hoş mu? Değil. Ve ben de Melis'sem bunu onun yanına bırakmam.

Kızlarla kantinin bununduğu en üst kata çıktık. Okulun en sevdiğim bölümü. Kantin. Çünkü canım kantin.

Kantincimiz Mustafa Abi'den buz gibi beş pet şişe su aldım. Tabi ki kızlar ne yaptığımı bilmiyor o yüzden bön bön bakıyorlardı. İhtiyacım olduğunu söyleyip orta boylarda bir kap rica ettim. Okulun kantininde her türlü yemek satıldığı için kabı bulmak zor olmamıştı.

Kızlar -Neşe ve Ece - ikizlerdi. İkisi de sarışın, uzun boylu ve çok güzel kızlardı. Tabiki de onlarla takılacaktım mal mısın?

Aldıklarımı onların da ellerine tutuşturdum ve beraber koridorda yürümeye devam ettik.

Ece, "Melis biz şuan ne yapıyoruz acaba?" diye sordu.

Dönüp güldüm ve "Birazdan görürsün tatlım, sadece beni takip edin." dedim ve onlar da daha fazla soru sormadılar ve yürümeye devam ettik.

Yılın bu zamanı okulda son sınıflar olmuyordu. Bu fırsatı değerlendirip boş sınıflardan birine girdik. Ama benim önceden seçtiğim sınıfa girdik.

Sınıfta bir kız ve erkek öğrenci yemek yiyorlardı. Daha biz tek kelime etmeden sınıftan çıktılar. Çünkü popüler olmak.

Ece'ye kapıyı tutmasını söyledim ve öğretmen masasının üstüne aldıklarımı koydum. Pet şişedeki suları kabın içine boşalttım.

Neşe, "Melis cidden ne yaptığını bize de söyleyecek misin?" dedi. Kollarını göğsünde bağlamış ve dik dik bakıyordu. Bu sefer bir açıklama yapmam gerektiğini düşündüm.

"Sadece küçük bir intikam. Biliyorsun Berk resmen musallat oldu. Ona eşek şakası yapacağım. Şu pencereyi görüyor musun? Sağdan üçüncü sırada." Bir yandan da işaret parmağımla pencereyi gösteriyordum. "Onun hemen aşağısında müzik korosundakiler için çalışma odası var. Berk her öğle arası 12:30 gibi oraya gidip provalara katılıyor. Biz sadece provadan önce onu biraz ıslatacağız." dedim gülerek.

Kızlar bana cins cins baktı ve ilk Neşe konuşmaya başladı.

"Berk hoş çocuk nesini sevemiyorsun anlamıyorum." Ben de nesine ölüyorsunuz anlamıyorum.

Sonra konuşmaya Ece devam etti.

"Bunun yerine onu kibarca red edebilirsin."

İkisine de sinirle baktım.

"Gerçekten mi? Ece? Neşe? Cidden böyle mi düşünüyorsunuz? Defalarca reddettim ama yine de geldi. Hiç rahat bırakmıyor. Kusura bakmayın ama istediği kadar yakışıklı olsun umrumda değil. Benimle misiniz değil misiniz?" dedim ikisine de tehdit eder gibi bakıp.

Kızlar bir şey söylemedi ama gardları da düşmüştü.

Saate baktım. 12:25'ti. Su dolu kabı alıp pencereye doğru gittim. Pencereyi açıp kabı dengede tutarak beklemeye başladım. Doğru zamanda dökmeliydim. Bir kaç dakika sonra Berk'in geldiğini gördük. Ağır adımlarla geliyordu ve tekti. Bu büyük bir şanstı.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!