Multimedya... Bakışlar

~~~~~~¤~~~~~~¤~~~~~~~¤~~~~~~

Arkaya geçip masada boş bi yere oturdum. Suratım hala sirke satıyordu "Dilara abla kaşarı verir misin?" derken    birden hepimiz gülmeye başladık. Çünkü Hande'ye 'kaşar'
tabirini takmıştık. Aslında öyle olmasa da ona sataşmak hoşumuza gidiyordu. Gamzeyede "suya girme" derdik çünkü oda bizim 'şekerimizdi'. Elime salamlı kaşarlı bir tabak gelmişti. Yiyeceklerimi tabağıma aldım. Çayıma şekerimi atıp tabağımdakileri ekmeklemeye başladım. En sevdiğim yemek menemen vardı. O  menemeni suyu çıkana kadar ekmekle bastırmak fantezimdi. Sonra o suyunu ekmek içiyle yemek acayip güzel bir şeydi. Çayımı yudumladım. Tabağımdakilerden peynire sıra gelmişti. Sanki yangından mal kaçırır gibi ağzıma dolduruyordum. Sonra tabağımı aldım ve içeriye gittim musluk tarafına. Ibrığa su koydum. Tüpün yanındaki beyaz plastik tabureye oturdum. Aklıma bir sürü fesatlık geldi. Birde insanların ne kadar boş olduğu. Sahi durup dururken neden düşünüyordum ki bunları?
Birilerine bakarsınız ve giysiden başka bir şey göremezsiniz ya ondan oluyor banada.
"Ne istersin?" sorusuna " baklavalı erkek" oluyor cevapları. Kimse çılgınca şeyler istemiyor 'Marsta mangal yapmak' gibi. Hayatın boktan bir yerin güzelleşmesi için amaçlar koyardık ya hedefler filan...
Amaçlarımızı bu kadar boşlarsak biz nasıl gelişeceğiz? Neyseki benim amaçlarım üflendiğinde uçacak cinslerden değil. Ben kalp cerrahı olmak istiyorum. Ve Türkiyenin her yerinde ismini bilinsin, girdiğim her yerde beni parmakla göstersinler istiyorum. Ve İngilizcemi toparlamak tabikkkidee....çünkü sevmediğim bir dersi dinlemeyince oğrenemiyorsun şimdi anladım ama biraz geç kalınmış bir anlama olmuş bu. Neyseki hâlâ yolun başındayım . 11.sınıftayım ve iki sene sonra ünüversitede olacağım. İstanbul da okumak istesemde babam kendi bildiğini yapacak ve beni istediği yerde okutacak. Birden gözüm daldığı yerden ayrıldı ve ıbrığa doğru kaydı sonra tüpün altını söndürdüm ve büyük mavi leğene doldurdum. Çamaşır suyunu bolca koydum bu sırada arkadan 3 tane kişilik cazibesi kardeşlerim geldi. Kişiliklerine öyle bürünmüşlerdi kimse tavrından ödün vermezdi. Böyleydi işte kardeşlerim.
Neyse ki ben kendi kişiliğimle savaşıyordum. O kadar kibirliydimki bu kibrim bana ve ruhuma zarar veriyordu. Onun için bazı yerlerde susuyordum. Diyemediğim şeyler olsa da susuyordum.
Bu düşünceler beni bulaşık yıkamaktan alıkoyduğu için bulaşıklara yöneldim. Hepsini sudan geçirip leğene koydum. İlk bardaklarla başlandığı için bardakları yıkadım su sıcak olduğunu bildiğim için bulaşık eldivenlerini taktım ve işime koyuldum. Ne yazıkki suyun sıcaklığını eldivenliyken bile hissediyordum ve elime üflemeye başladım her ne kadar işe yaramıycağını bilsemde bu işlevi sürdürdüm.

Hızlı hızlı bulaşıkları yıkayıp ciflenmiş lavoboya koymaya başladım. Posta posta duruluyordumda. Duruladığımı gri renkli kare şekilli baklava tepsisine koymaya başladım. Ve işimi bitirmiştim 'Oh be' dedim. Bulaşık suyunu lavoboya döküp içini sabunladım. Ve leğene tezgaha koydum.
Elbeziyle tezgahların ıslaklığını aldım. O sırada müşterinin biri " bakar mısınız?" dedi. Bende elbezini katlayıp kenara atarak " Buyrun ne istemiştiniz?" diye cevap verdim.
O sırada eldivenlerimi çıkarıp kenara attım ve müşterinin suratına baktım.
Ve bakar bakmaz öylece dondum. Ben Şok ben İptaaaaallllll...
Oda bana baktı gözleri yeşil saçları kumral ve uzun boylu yakışıklı meteor bana " biraz zeytin alabilir miyim?" dedi...
'Ben sana zeytin olsam beni yesen' desemiydim acaba. Saçmalama yeşimmm!!!
Kasada büyük ablam Hande vardı ve başı kalabalık olduğunu fark ettim. Yani ben koyacaktımmmm. Poşet alıp zeytin kepçesiyle biraz zeytin koydum. Kendimi boşlukta hissetmiştim. Lan 5 yıldır böyle meteora rastlamamıştım. Zaten ondan öncesinde hatırlamıyorum. ASD....
Uzun boylu meteora "yeter mi?" diyecektimki telefonuna bakmakta olan meteor bana bakınca kolum kalkık vaziyette tekrar donakaldım. Bana güldü ve yana dönerek burnuna bir dokundu elindeki telefonunu cebine koydu elleri cepte bir vaziyette bana bakmaya başladı.... 'Ay ben o gözlere kurban seni yaradanada' lan ben ne düşünüyorum.....
Kekelemeye başladım
+ye-ye-yeter mi?
Sonrasında bir kaç kere öksürdüm ve şaşgınlığımı gizlemek için dik durdum.
Ciddi bir bakış attım. Bana gülmesi benim ciddi bakışlarımdan sonra son buldu ve "yeterli" dedi.
Tartıya koyup gelen fiyatı söyledim. Karizmalı görüntü kasaya yöneldi. Handeye:
+5.600 geldi
-Tamam işini hallettin mi?
+evet ablaaaaaa..

Sonra alt tarafta yer alan kapakları açıp kapattım. Sanki bir işle meşgul oluyormuş havası yarattım. 'Hazır eğilmişken biraz daha bakıyım' dedim ve çocuğu çok süper bir şekilde süzdüm. Meteor parayı verdi giderken canım handeciğim

- bakar mısınız????

Dedi. Meteor üstüne alınmayarak devam etti yoluna. Hande bana dönerek

- Yeşim şu çocuk 10 tlsini almadı götürsene şimdi çıktı

derken ben sırıtmaya başladım. Ama ablişkoma göstermemek için alt dudağımı üst dişlerimle sıkıştırdım ve gözlerini şaşgınmışım gibi yaptım. Ablamın uzattığı parayı alarak kasadan çıktım ve peşinden gidiyordum. Sokak ortasında bağırmak uygunsuz olduğu için aradaki mesafeyi kapatmak istedim.Hızlı hızlı yürürken yere bakarak yürüdüğümü ancak önümde bana doğru dönük ayak gelince anladım.
Kafamı aniden kaldırmamla karşımdakine çarpmaktan kurtuldum ama ödüm kopmuştu.
Hayatta yaşayamıyacağım bir ânı yaşıyordum.Aramızda fazla mesafe olmayan kişi  yeşil gözlü, zeytin koyduğum, 10tlsini unuttuğunda peşinden geldiğim ve yürürken burnumun dibinde biten meteorumdu......

SARI YILANBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!