Bölüm 1

3.8K 182 4

Merhaba! Bu benim ilk hikayem olacak arkadaşlar. Umarım güzel yazabilirim. Anlayacağınız üzere ikinci nesli yazıyorum. Yorum yaparsanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim. İyi okumalar!

Rose inanamıyordu. Albus'un bu kadar aptal olabileceğine inanamıyordu. Sersem kuzeni yüzünden trende yer bulamıyorlardı. Ne vardı ki önceden hazırlansa. Evet onu beklerken geç kalmışlardı. Arkadaşı Emma, kız kardeşi ve onun arkadaşlarıyla olduğu için ona katılamamıştı. Lily, Hugo ve James çoktan kendi arkadaşlarının yanlarına gitmişler, Rose ise Albus ile boş bir kompartıman arıyordu. Ah, aslında sevgili kuzeni çoktan bir yer bulmuştu. Fakat Rose oraya gitmek istemiyordu. Kesinlikle Malfoy ile aynı kompartımanda olmak istemiyordu. Merlin'in sakalı, neden kuzeni onun çok yakın arkadaşıydı ki? "Hadi ama Rose. Görmezden gelirsin olur biter." dedi Albus.

Sonunda pes ettiğinde onun kompartımanını bulmak zor olmamıştı. Yine oluyordu işte. O grilerin sahibini gördüğünde midesinde lanet olası kelebekler saldırıyorlardı. "Kuzenin ne zaman pes edecek diye merak ediyordum Al. Onu getirmek zorunda değildin açıkçası. Bıraksaydın da Jakson'ın yanına gitseydi. Söylesene Weasley, bu yaz Jackson'ın sana "çıkma teklifi" ettiği doğru mu?" dedi Malfoy. Yine başlıyordu işte. Onu duymazdan gelmeliydi. Albus, Malfoy'un karşısına cam kenarına oturdu. Rose ise kuzeninin yanına. "Rose olmasa ikimizde derslerden kalmıştık dostum kabul et." Scorpius ise omuzlarını silkip "Sadece başka birinden ders notlarını almak için uğraşmak istemedim. Benim gibi mükemmel birine tüm ders notlarını vermek isteyecek bir çok cadı dolu Hogwarts. Hem bizimkiler nerede kaldılar?" Albus bilmediğini ima ederek omuz silkti. Rose kendi bilekliğiyle ilgilenirken, "Jessicalar ile gördüm onları. Bir şeyler konuşuyorlardı." dediğinde, Malfoy gözlerini kısarak bakışlarını ona çevirdi. Kusursuz griler, Rose'un mavi gözleriyle buluştuğunda kelebekler midesine resmen sağlam denebilecek tekmeler geçirmişlerdi. "Tony veya Vaughn'dan hoşlanman hiç hoş değil, Weasley." sonra Rose'un delirebileceği çarpık gülümsemesini yüzüne yerleştirip "Sen onları mı takip ediyorsun bakalım? Hah, aslında Tony ile rahat ol. Sonuçta o da bir Gryffindor." diye ekleyince Albus ona "Tony ve Rose mu? Kafanı patlatırım, Malfoy." diyerek cevap verdiğinde iki arkadaş alakasızca güldüler. Tren hareket etmeye başlamıştı.

Neden Emma, ablası ileydi ki? Rose rahat edemiyordu. Bir kitap çıkartıp okumaya başladığında Scorpius ve Albus çoktan Quidditch muhabbetine başlamışlardı. Scorpius... Ona ismiyle hitap etmek isterdi. Kahretsin Merlin! O rüya yüzünden böyleydi. Geçen seneki Paskalya'dan önce gördüğü o aptal rüya yüzünden böyleydi. Hoşlanmıyordu hayır. O, Rose Weasley kesinlikle Scorpius Malfoy'dan hoşlanmıyordu hayır. Rüyasını hatırladıkça kalbi çarpıyordu. Hemen unutmalıydı o rüyayı! Denemedi değil aslında ama... Saçmaladığından emindi. Evet şu an saçmalıyordu. Hem ayrıca neden Scorpius ona Tony'i uygun görüyordu ki. En yakın arkadaşı Emma bir kere Tony'den çok hoşlanıyordu. Aslında takıntı haline getirdi desek bile doğrudur. Sürekli onu görmek için Rose'un, Albus ile konuşmasını istiyordu. Özellikle Albus, Hufflepuff'tan o sürtük Sue ile çıkarkan işler zordu. O kız Rose'dan hiç hoşlanmazdı ama zaten karşılıklı duygulardı bunlar. Tam kuzeniyle konuşmayı kesme kararı alacaktı ki, Cadılar Bayramı kutlaması bittiğinde Rose bir kaç dakikalığına Lily'nin yanına gitmişti. Geri Emma'nın yanına döndüğünde onu ağzı beş karış açık boş boş Gryffindor yatakhanesine çıkan merdivenlere bakarken bulmuştu. Sadece tek söyleyebildiği "Tony... Öptü" olmuştu. Ertesi gün anlattığına göre Tony onu bir köşeye sıkıştırıp öpmüş. Rose tabii ki ona inanıyordu. En yakın arkadaşının yalan söyleyip söylemediğini anlayabilecek kadar akıllıydı en azından. Fakat Tony'nin hiç bir şey olmamış gibi davranması yüzünden Emma sinirden dört köşe olmuş ve tüm okulun ortasında suratına okkalı bir tokat geçirdiğinde Tony neye uğradığını şaşırmıştı. Scorpius, Albus ve Vaughn hala birbirlerine şakadan tokat atarak onunla dalga geçmekten çok hoşlanırlardı. Tony ise ne olursa olsun hala öptüğünü inkar edip, Emma'nın tam anlamıyla bir şizofren olduğunu söyleyerek bunu inkar ediyordu. Ah Scorpius... Nereden duymuştu Colin'in ona çıkma teklifi ettiğini. Rose zaten nazik bir şekilde onu geri çevirmişti. Colin çok şeker bir çocuktu. Sarı saçları, elektrik mavisi gözleri vardı. Ravenclaw'un Quidditch takım kaptanıydı. Aynı zamanda kitaplar konusunda da harikaydı. Cidden güzel kitaplardan anlıyordu. Onu geri çevirdiği zaman o elektrik mavisi gözlerindeki ışık resmen sönüvermişti. Rose'u düşüncelerinden ayıran omzuna atılan bir kol olmuştu. Başını sağa çevirip baktığında gördüğü kişi kolun sahibi ona gülümseyen Vaughn olmuştu. Karşısına baktığında Tony, Scorpius'un yanına yerleşip hal hatır soruyordu. Vaughn, Rose'a ne okuduğunu sordu. Fakat Tony hemen suratını ekşiterek "Ah...Miden bulanmıyor mu, Rose?" dediğinde Scorpius onunla "Çok narinsiniz Bay Ryder" diye dalga geçti. Ne zaman varacaklardı acaba. Rose bir an önce Hogwarts'a varmak istiyordu...

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!