İşte yeni bölümmm! Arkadaşlar hafta içi vaktim çok dar olduğu için bölümler artık geç gelebilir ama elimden geldiği kadar çabuk yazmaya çalışıyorum. Tüm vote ve yorumlar için hepinize çok teşekkür ediyorum iyiki varsınız!!!

Sınavları verip okul bahçesine çıktığımda etrafta Kaya ve Umut'tan başka kimse kalmamıştı. Aslında okulda kimse kalmamıştı çünkü okul saati çoktan bitmişti. Çok fazla okul kelimesi kullandım, bir saniye izin verin soluklanmam lazım.

Ayaklarımı yere sert sert basarak ikisinin olduğu yere doğru yürümeye başladım. Arka fon müzikte Rihanna - Rude Boy çalsa şuan çok güzel olurdu ya. Neyse, işimize dönelim.

Kaşlarımı çatıp yürümeye devam ettim. Kıvırcık saçlarım sanki sinirden iki kat daha kabarmış gibi hissediyordum. Kaya ve Umut da bana doğru yürümeye başlayınca aradaki mesafe iyice kısaldı. Şimdi üçümüz de okulun ortasındaydık. Hiçbir şey demelerine fırsat vermeden ilk ben konuşmaya başladım.

"Siz ikiniz de bundan sonra hiçbir şekilde benimle konuşmayın. Hatta beni tanımıyormuş gibi davranın. Çünkü ben öyle yapacağım." dedim ve bir süre ikisinin "Noluyo amk?" yüz ifadelerini seyrettim.

Tekrar yürümeye başladığımda ikisi de arkamdan "Melis!" diye seslendi. Arkama dönüp bakmadan yürümeye devam ettim. Kokoşsu ya beni aldırmasını söylemiştim. Nerde kalmıştı şu lanet araba acaba?

Arkamdan geldiklerini ayak seslerinden anlayabiliyordum. Adımlarımı hızlandırdım ve son gaz yürümeye devam ettim. Tam o an bahçe kapısından bir araba geldi ve önümde durdu. İçinden orta yaşlarda takım elbiseli bir adam indi. Sanırım bu şoför........

Bana başıyla selam verip kapıyı açmak için tekrar arabaya yöneldi.

Bu arada Kaya ve Umut yanıma gelmişti. İkisi de konuşmak istiyordu ama biliyordum ki ikisi de özellerini burada, bu şekilde konuşamazlardı. O yüzden hiç tınlamadan arabaya doğru yürüdüm ve binip film camın arkasından şaşkın suratlarını izleme keyfisi yaptım.

Zenqin olmaq.

Eve geldiğimde salonda kimse yoktu. Odama çıkıp üstümü değiştirdim ama şu tavandaki cam- Allah aşkına bana şaka mı yapıyorsunuz ya!? Resmen tüm güneşi emmiş oda sıcaktan durulmuyor maşallah. Ne biçim zenginsiniz ayıp. İnsan azıcık kaliteli cam şeyapar. Of aman neyse diyerekten odamdan çıkıp tekrar alt kata indim. Midemden gelen çağrılara dayanamayıp soluğu mutfakta aldım. Birkaç kez girdiğimde boş olan mutfakta bu kez hizmetçiler vardı.

"Merhabaa!" dedim sevecen bir sesle. Genç olan -benim yaşlarımdaydı- afallamış gibi duruyordu. Ama diğer yaşlı kadın bana bakıp gülümsedi ve "Hoşgeldiniz efendim." dedi. What dedin qülüw¿

"Bana öyle seslenmenize gerek yok gerçekten. Sadece Melis deyin lütfen." dedim ve karnımın guruldayan sesiyle yüzüm buruştu.

Daha ben bir şey söylemeden kadın bana bakıp tekrar gülümsedi ve devam etti, "Sen otur, ben sana yiyecek bir şeyler hazırlayım."

Mutfakta duran, salondakine göre oldukça küçük masaya oturdum.

"Burada mı yiyeceksin?" diye sordu kadın.

"Evet, neden?" dedim şaşkın bir ifadeyle. Heeeeeeeğğğ zenginlik şeysi okey ben anladım. "Salondan başka bir yerde yemek yenilmez. İlla o büyük masa kullanılmak zorunda çünkü zengin olmak." Bok yesinler ya ver ablam ordan bir soğan. Ay ben ne diyorum Allahım kaptırınca kaptırıyorum.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!