YENİ: Tap'i tanıtıyoruz. 📲'unuz için bağımlılık yapan sohbet hikayeleri. Şimdi Türkçe
Şimdi Edinin

Hayat fısıltılarımızdan ibarettir ,
Farkında olmasak da birinin oyununa katılırız,
Ya fısıldanan kişi oluruz ya da bir fısıltı.
Tercih şansı yok.
****
"Kalbindeki o sızı onu seven her kişi için ayrı ayrı kanayacak..."

****
Karanlık etrafını sarmışsa yapacak hiçbir şey yok. Seni kendin bile kurtaramaz artık. Kendini karanlığa bırak,hapsol o büyünün içine.

Küllerinden yeniden doğarken sen,bir anda kendini evrenin var olmayan yolculuğunda bulacaksın...

*********

Hayat bir atlı karınca,

Aynaların etrafında dans ederken yükselir ve ineriz.

(Multimedia Şarkının Sözleridir . Rachel Diggs- Hands Of Time )

*********

"Fısıltı,kendini karanlıkta bırakıp önünü göremeyenlerin hikayesidir. Karanlıktaysan ne yaparsın? Kendini daha çok karanlığa bırakırsın. Ben de öyle yaptım. Bir Fısıltı ölmek üzere olanlara,ölmek zorunda olanlara Azrail olur,canını alır. Dudaklarıyla değil içinden geçen kelimeleriyle alır canını. Her bir can onlar için,benim için , Fısıltılar için bir dövme ,hayat ağacımıza bir dal, ömrümüze ömür demekti. Sonsuz yaşam benim için sonsuz can almak demekti. Eğer sizde bir gün kulağınızda bir cümle duyarsanız çok dikkatli olun! "Benimle Oynar Mısın? "Belki de çok yakınınızdayımdır. - Sally "

**********

"Kendimi dünyada koca bir hiç gibi hissediyorum. Bir hiçmişim de hiç yokmuşum gibi. Etrafımda kimsem kalmadı."

Anthony ,biricik aşkım.İlk gördüğüm anda hayatımın aşkı dediğim... Bana kendimi özel hissettiren adam... Regina kuzenim, dostum,komşum . Sırtımı ona sımsıkı dayadığım bir duvar... Hiç yolunu kaybetmediğim liman...
Evde tek başıma kendi kendime konuşurken aniden Anthony'den mesaj geldi. Demek ki telefonun icat edildiğini farketmişti. Mesajı açtığımda okuduğum , aslında bir önceki cümlemin tersini söylettiriyordu bana.
"asdg"
İlk başta telefonu cebinde kalmıştır diyerek pek önemsemedim. Fakat kadınlık iç güdülerim ağır bastı , arayayım dedim. Açmadı. Bir süre sonra telefonu kapandı.Hiç aklımda yokken Anthony'e gitmeye karar verdim,alelacele hazırlandım.
Yol boyunca kafamda binlerce tilki döndü durdu. Apartmana girdiğimde içimde kötü bir his vardı. Buraya hiç gelmemem gerektiğini biliyordum,hissediyordum . Kalbimin sesi kulaklarımı çınlatıyor, elim bir türlü anahtar deliğine gitmiyordu. Anahtarı çevirirken, saniyeler saatlere dönüşmüştü sanki. Etraf darmadağınık,yatak odasının kapısı aralıktı. Yorgan tüm bedenini sarmalamıştı. Uyuyor herhalde diyerek üzerindeki yorganı çekiştirdim ve Regina'yı karşımda buldum.
"Sennn..." Acı bir yakarıştı bu bende ki. O anda kalbimin hiç kapanmayacak bir darbe aldığını biliyordum.
Kırılmıştım... Binlerce parçaya ayrılmış bir kağıt parçası gibi, parçalarım odanın etrafına dağılmıştı. Parçalarımı bir araya getiremedim bir süre. Sonra hırçınlaştım... Elime ilk geçen şey olan masadaki suyu yüzlerine fırlattım. Etrafımda o anda ne duruyorsa ki bunlardan biri Regina'nın ayakkabısı camdan aşağı attım.
"Yanlış anladın S..." cümlesini tamamlayamadan sustu Anthony. Söyleyecek sözü olmayanların sustuğu gibi sonsuza kadar sustu.
Ağzımdan çıkacak hiçbir kelime nefretimi kusmama yetmeyecekti. Mühürlenen ağzım,konuşmayan dilim tek bir kelimeye yetti o an.
"Geberin!"
Kalabalığın içinde rimelden yüzüm gözüm simsiyah olmuş halde ilermeye çalışırken aklımda yaşamanın anlamsızlığı vardı. Bu hayatta güvendiğim iki insan tarafından en acı şekilde aldatılmıştım. İhanete uğramış, yerle bir olmuştum.  Aklım ,düşüncelerim benden gitmişti. Deli gibi sağa sola savruluyordu bedenim. Yolda yürüyen insanlara bağırıp çağırıyor , itiyor , hakaretler ediyor , ağlıyordum.  Davranışlarımdaki cesaret düşüncelerimi ele geçirdi . Nereden atlayayım düşüncesi bir anda aklımı çeldi. Gördüğüm en yakın apartmana girdim. Çatı katı her ne kadar ölmek istesem de sessiz, iç karartıcı ve korkutucuydu. Nerden gelmiştim ben buraya? Kararımdan vazgeçmeden kendimi köşeye çektim. Aşağıda bir sürü insan vardı. Hangisi ben ölsem üzülürdü? Varlığımın anlaşılamadığı şu korkunç yerde yine tek başıma ölecektim.

Biri adımı fısıldadı kulağıma,aniden elim ayağıma dolandı ve ayağım kaydı. Tam aşağı düşecekken elim bir demir parçası yakaladı. Şimdi ölmek istemiyordum! Aniden olmaz! Yardım çığlıklarım yetersiz kalıyor , o kadar insan beni adeta görmüyor,yardım etmiyordu. Hipnotize mi olmuştu bu kadar insan? Biri de mi yukarı bakmaz? Sonra onu gördüm. Aslında kendimi. Kafasını neredeyse bir zürafa kadar uzatarak kulağıma yanaştırdı. Bir şey demedi,eli kulağıma gitti,dokundu.

Gözlerimin önünde kelimeler belirdi. Bir sürü... Kendimce kelimeleri anlamlandırdığımda verecek bir cevabımın olduğunu biliyordum. O onlardan biri olabileceğimi söylüyordu. Tek bir şartla; ya burda tutunmaya çalışırken ölecektim yada onlardan biri olup öldürmeye yardım edicektim. Cevabım ise basitti. Çünkü beni onlar itti bu yola! Onlar itti beni onların eline! Ben sadece kaderime boyun eğdim ve uyudum. Uyumak onlardan biri olmam için yapmam gerekendi. Biliyordum onlar gelecekti,en azından bir hiçmişim gibi yaşamazdım artık... Ağırlaşan göz kapaklarımın gölgesi düşüyordu yanaklarıma . Göz çizgilerim tüm bu gölgeler arasında boğuluyordu adeta. Bu karanlık kurtuluşum,geri dönüşüm,yeniden doğuşumdu.

Uykuya esir düştüğümde kendimi her şeye hazırlamıştım. Tüm olacakları kafamda kurdum,oynadım. Ama gözlerimi kapadığımda kendimi planladığım yerde bulamadım. Derin bir sessizlik vardı çevremde. Hava küflenmiş bir ambiyansa sahipti,insanın içini titreten. Sonra o sesi duydum. Sessizdi ama bir o kadar kulakları sağır ediciydi. Soğuk nefesini ensemde hissettiğimde her şey için çok geçti. Biliyordum. Ondan kaçış yoktu. Bendim o. Ben o değildim ama. Ben burdaysam,ordaki ben kimdi? Adeta donakaldığım o anda, kulağıma söylediği o cümleler beni adeta kendime getirdi ve beni güçlü kıldı. O bendim,bense oydum. Ben bana o cümleleri söylediğim de kendimden emindim, o eski ben değildim artık. Soğuk içime işlerken bir yandan karanlığın korkusu beni heyecanlandırıyordu.

"Benimle oynar mısın?" Cevabı vermeye hazırdım. Yapmam gereken şeyi yaptım. Kimsenin benden artık alamayacağı o güce doğru yola çıkmaya gidiyordum. Karşımda duran bana fısıldadım "Evet" .Onun alaycı gülümsemesi eşliğinde karşımdaki ben yok oldu. Birbirimiz olduk,adeta bütünleştik. Ben o olmuştum. İçimdeki gücü ,karşı konulmaz karanlığı hissedebilirdim. Tüy kadar hafiflemiştim. Geçmişi silmiştim,biliyordum. Kimse yoktu benim için. Ben onlardan biriydim artık.
Onlar kim miydi? FISILTI

Arkadaşlar bu ikinci hikayem. Beğenenler ,beğenmeyenler yorum atsın. Önerilerinizi bekliyorum.

Ayrıca hikayeye dair bazı sorular olabilir, aklınız karışmış olabilir."Fısıltı" yı şeytan,melek,vampir gibi bir kategori olarak düşünün. Onlar gibi ölmeden dönüşüyorlar sadece. Çünkü ben öyle düşünerek yazdım.

"Fısıltı"olanlar kelimelerini insanların kulağına söylediğinde ölümü haber verenlerdir.

"Fısıltı " olmakta şöyle gerçekleşiyor: bir Fısıltı sizi tam ölümün kıyısındayken buluyor ve size ölüm ya da "Fısıltı" olma seçeneği sunuyor. Bundan sonra karar sizde? Ya ölüm ya karanlık?

"Fısıltı" nın işlevleri hakkında detaylı bilgileri,ipuçlarını ileri ki bölümler de sık sık vereceğim zaten. Hep birlikte çözeceğiz.

Fısıltı | Benimle Oynar Mısın?Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!