"Onlar gitti mi?"

"Evet gittiler canım, ben gönderdim. Yarın seni taburcu etmek için erkenden gelecekler" dediğimde yüzünü buruşturdu, üzgünlük çöktü üzerine.

"Size de eziyet ediyorum resmen-" bir şey daha söylemesine izin vermeden parmağımı dudağıma bastırdım. Doktorun söylediklerini hatırlayınca içim paralandı. Hala kendini suçluyordu. Nolursa olsun suçluluk duygusuyla kendini bizden uzaklaştırmasına izin vermem.

"Sakın böyle şeyler söyleme, sevgilim. Sen benim canımsın, ne eziyetinden bahsediyorsun? Tolgayla Hande de seni çok seviyorlar, eminim onlardan biri ve ya ben burada olsaydım sen de aynısını yapardın. O yüzden, lütfen, öyle konuşup beni de üzme"

"Tamam sustum,yeter ki sen üzülme" dediğinde kendimi tutamayıp dudaklarına yapıştım. O da bana karşılık verince doya doya onu öptüm. Ayrılıp burun buruna kalarak güzel gözlerine baktım.

"Çok güzelsin, biliyorsun değil mi?" Hemencecik solgun yanaklarına bir kırmızılık oturduğunda güldüm ve yanaklarını sıktım. Omuzuma vurarak dudaklarını büzdü.

"Tamam, tamam, hadi yat uyu sen, yarın çıkacağız burdan"

"Sen de benim yanımda yatsan?" Kızararak dediğinde gülümsedim.

"Hadi kay bakalım" kenara kayınca ben de yanına yatıp Burcuyu üzerime aldım ve sıkı sıkı sarılarak saçlarını öptüm.

"İyi geceler, sevgilim"

"Sana da canım" fısıldadı ve sinemi öptü. Beraber uykuya daldığımızda ne kadar şanslı bir adam olduğumu bir kez daha anlamıştım.
Sabah Tolgalar dedikler gibi erkenden burdaydılar. Burcunun çıkma işlemlerini yaptıktan sonra hep beraber hastaneden çıktık.

"Canım daha iyisin, değil mi?"

"İyiyim, Handeciğim, sen merak etme" Burcu gülümseyerek Handenin elini sıktı.

"Bak bir daha bizi öyle korkutma, aklini alırım ona göre, fıstık" Burcunun yanağından makas alarak Tolga güldü. Ama gözlerindeki ciddilik hiç birimizin gözünden kaçmamıştı. Tolganın Burcuya bu kadar yakın olması ilk başta canımı sıksa da,şimdi içime rahatlık veriyordu, çünkü benden başka da onu kollayacak birinin olması beni sakinleştiriyordu. Bizimle vedalaşıp Handeyle birlikte sete gittiler. Arayıp Sadullah hocaya kısa özet geçerek bir günlük izin almıştım. Yarın daha fazla çalışacaktık ama en azından bu gün Burcu bir az kendine gelir.

"Hadi gidelim o zaman" elinden tutup Burcuyu arabaya götürmek istediğimde beni durdurdu.

"Nereye gidiyoruz?"

"Benim evime, seni gözümün önünden ayırmak istemiyorum. Seni evde bırakacağım, sen bir az uyursun, benim bir ufak işim var, onu halledip hemen geleceğim, tamam mı canım?"

"Tamam o zaman" kafasını sallayarak gülümsedi. Beraber arabaya geçerek benim eve doğru yol aldık. Arabada Burcu uykuya dalmıştı. Sanırım ona yaptıkları ilaçların etkisi altından hala tam olarak ayılmamıştı. Eve vardığımızda onu hafifçe uyandırıp eve çıktık. Kapıyı açıp onu kendi odama götürdüm ve yatağa yatmasını söyledim.

"Sen yat canım, ben bir saate kalmaz gelirim, tamam?" Çocukça kafasını sallayıp yastığımı kucaklayarak hemen uykuya daldı. Gülerek üzerini örttüm ve alnına öpücük kondurdum. Apartmandan çıkıp arabama oturdum ve derinden nefes alarak direksiyonu sıktım. Bunu yapmam gerekirdi. Arabayı çalıştırıp gitmek istemediğim yere doğru sürdüm. Evin önünde durduğumda öfkelenmemek için kendimi zor tuttum. Zaman vardı buraya sevinerek gelirdim ama şimdi sinirden nerdeyse gözüm dönüyordu. Arabadam inerek kapısına gittim ve zili çaldım. Kapıyı açtığında şaşırdı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!