Bölüm-46) Xera

32.4K 1.9K 264

Multideki şarkıyı dinleyin. Lütfen. Birde geçenlerde şok olup, migros olamadığım bir fotoğraf var multide.

-*-*-

Her yer siyah beyaz. Karanlık bir ormanda tek başıma yürüyorum. Çıplak ayaklarım esen soğuk rüzgarın etkisiyle buz kesmiş. Önüme çıkan kuru ağaç dallarını kenara itiyorum. Bu korkunç ortama rağmen hâlâ kendimden emin yürüyorum. Taki önümdeki çalıların arasından bir şey geçene kadar. Korkuyla geri adım atıyorum. Gözüme takılan mavi ışığı takip ediyorum dövmem parlıyor. Siyah ve beyazlar arasında tek renk dövmemdeki mavilik. Çalıların arkasındaki şey hızla bana yaklaşıyor. Bense yavaşça geri çekiliyorum.

"O Arodux! Yakalayın!" Karaltılar yaklaşırken ben kaçıyorum. Arkama bile bakmıyorum. Önüme siyahlar içinde bir adam çıkıyor bana yaklaştıkça onun suratını görmeyi umuyorum ama adamın yüzü bulanık. Kollarımı arkamda birleştirip kaçmamı engelliyor.

" diğer Arodux burada!" Diye bağırıyor ve benim gözlerimi bağlıyor. Beni iterek bir yere götürüyor ve gözlerimi açıyor. Sadece gözleri gözüken 6 kişi var. Omuzlarımdan bastırarak beni yere oturtuyor ayağıma bir şey bağlıyor kaçmamam için. Elimi yanıma koyunca elime bir sıvı geliyor, kan. Kanın sahibini görünce sarsılıyorum, Aras kanlar içinde yerde yatıyor, hareket etmiyor.

"ONA NE YAPTINIZ?!"

"Gerekeni..." Adamın sesi çok tanıdık geliyor. Hepsi tek tek maskelerini çıkarıyor. Drake, Carl, Mark, Selin, Harry ve Diana. Ağlamak istiyorum, çığlık atmak istiyorum ama elime sadece bir hiç geçiyor. Şokun etkisiyle haraket dahi edemiyorum. Alnıma yaslanan silahla ürperiyorum. Kardeşim dediğim kişilere son kez bakıyorum. Silahın sesini duyuyorum.

Terler içinde rüyamdan pardon kabusumdan uyandım. Saate baktım 5:30 harika! Şimdi nasıl uyuyacağım! Hızlıca yataktan kalktım benekli pijamalarımı çıkarmadan odadan çıkıp erkeklerin odasına girdim. Aras'ın yerinde olmadığını görünce Aras'ın kanlar içindeki görüntüsü gözlerimin önüne geldi. Hızlıca odadan çıkmamla yere çakılmam bir oldu.

''Bu saatte uyandın?" Dedi Aras hayretle. Hızlıca kalkıp ona sarıldım. İşte o zaman fark ettim. Duştan. Yeni. Çıkmıştı. Ve . Islaktı. Niyr nokta koyuyorum ben her kelimeden sonra ya!

" Ölümüme kaç gün kaldı söyle hemen!"

" Sarılamaz mıyım dünürüme?" Kaşlarını çattı.

" bu dünür işi bitmedi mi ya?"

"Aşk olsun sen benim bir şeyi ne zaman kullanmadığımı gördün, dünür" dedim ve yanağından makas aldım.

" Ölmediğinden emin oldunğuma göre ben yatağıma gideyim''

"Ne ölmesi?" Oflayıp rüyamı anlattım.

"Bizimkiler ve katil olmak. Kedi ve köpeğin maymun yavrusu olması gibi bir şey"

"Rüya işte" dedim ve merdivenlerden inmeye başladım.

"Aras yemek yapabilir misin?"

"Denerim"

"Hadi o zaman git dene bakalım"

"Sende yardım edeceksin, küçük hanım"

"Küçük hanım?"

"Benden 2 yaş küçük olduğunu hatırlatırım"

"2 yaşı sanki 20 yaş gibi söylüyorsun. Adı üstünde minicik bir ikicik"

"Konuyu değiştirmeye çalışman işe yaramayacak, hadi mutfağa" ve bir plan daha suya düşer.

"Ne yapıyoruz şef?"

"Menemen"

"Yapmayı biliyor musun?" Dedim hayretle

"Boşuna mı yarı türküm dedim?"

"O zaman başlayalım!"

----

"Aras pişti mi bu?" Başını sallayınca Ocağı kapattım ve masaya koydum tavayı. Valla hiç uğraşamam tabakla falan. Aras menemene uzanmışken durdurdum.

"Bu şaheseri diğerlerininde yemesi lazım" dedim ve yukarı çıktım. Ay şimdi nasıl uyandıracağım hepsini. Aklıma gelen şeyle sırıttım.

"Uyanın ve buraya gelin!" Diye bağırıp ayağımı yere vurdum. Umarım işe yarar yoksa yarım saat git- Herkes odasından aynı anda çıkıp yanıma geldi. Tabi Harry hariç.

"Günaydın. Sizi şef Aras'la hazırladığımız çıraklık eserimiz olan şaheser: menemen için uyandırdım. Soğumadan aşağı inin!" Önlerinden aşağı indim ve oturmalarını bekledim. Selin gülümseyip menemene girişti, bizim nazik kızın içinden canavar çıktı bildiğin. Bizimkiler ona garip bakışlar atıyordu.

"Vollo horiko olmoş!" Dedi Selin ağzı doluyken.

"Eee siz yemeyecek misiniz?" İlk deneyen Carl oldu eline çatalı alınca durdurdum.

"Ekmekle yiyecen yavrum" başını salladı. Yavaşça ekmeği ağzına attı. Gerisi belgesele döndü, hepsi hayvani bir şekilde yemeğe saldırınca bize hiçbir şey kalmamıştı.

"Tavayıda yiyeydiniz ya! Valla bulaşıklar sizde." Dedim ve ekmek kutusundan 2 ekmek alıp içlerine ne bulursam doldurdum. Birini Aras'a uzatıp kendiminkini yemeye koyuldum.

"Melisa bunun içinde ne var?"

"Ne biliyim Aras ye işte!"

"Melisa bunun içindeki zeytinler ha- ANAM BÖCEKMİŞ!" Sandviçime baktım, gözüme yarım bir zeytin pardon böcek görünce lavaboya koştum.

"Ben sanırım bir tanesini yedim!" Beni asıl korkutan sandviçin tadını sevmemdi. Ağzımı süngerle fırçalamaya yeltenince Aras kolumu tuttu.

"Git dişlerini gırçala ne süngeri" dedi gülerek. Mallığımı fark ederek yukarı çıktım ve diş fırçamı aldım. Dişlerimi fırçalamaktan ağzım kanayınca aşağı indim. Louis gelmişti.

"Okul?"

"Bugün okul yok Melisa Xera'ya gidiyoruz...ikimiz"

Elementler AkademisiWhere stories live. Discover now