Not: Yeni kurgum bir süredir aklımda olan bir romantik komedi :D Baştan söylüyorum bölümler diğer kurgularımdaki kadar sık yayınlanmayacak.İsteyenler bu bilgi doğrultusunda takip edebilir. Kendi türümün dışına çıktım, umarım güzel bir şeyler ortaya çıkmıştır, eleştirilerinizi bekliyorum :)

***

Bu nereden başlayacağımı bilmediğim bir hikâye. Çünkü düşününce nedenini, nasılını sorgulamak zorunda kalıyorum ve işler iyice sinir bozucu bir hale geliyor. Eminim ne söylediğim konusunda hiçbir fikriniz yok. Pekâlâ, o zaman izin verin kendimi tanıtayım. Adım Bahar, bugün benim doğum günüm ve ne yazık ki artık yirmi sekiz yaşındayım. Daha net ifade edecek olursak otuz olmama sadece iki yıl kaldı. Üstelik bu aydınlanmayı iş yerimin ortasında, fabrikaya en yakın pastaneden alınmış meyveli, bayat doğum günü pastama bakarken yaşadım. İş arkadaşlarım tarafından son anda hatırlanmışım, aceleden pastanın üzerine not bile yazdırılmamış. Yıllardır gördüğüm, her gün konuştuğum insanlar yüzlerinde olabilecek en samimiyetsiz ifadeyle alkış tutup o berbat doğum günü şarkısını söylediler. Öyle bitik bir haldeyim ki mumlarımı söndürürken dilek tutmaya bile üşendim. Çünkü hayatımın son beş yılını aynı dilek için harcadım ve dilediğim adam karısıyla balayında olduğu için doğum günümde çalışmak zorunda kaldım.

Kollarını boynuma aniden dolayan 'en yakın' iş arkadaşım Sema'nın sarılmasına karşılık verirken benimde yüzümde sahte bir gülümseme oluştu, öyle ki biraz daha böyle kalırsam yüz felci geçireceğimden korktum. Yeni doğum yaptığı için sahip olduğu tombul bedeni ve sürekli üzerinden eksik etmediği neşesiyle konuşan arkadaşımın kelimelerini anlamakta zorlandım. Normalde anlayışı kıt bir insan değilimdir fakat bugün hayatımın ne kadar rezil olduğunun farkına vardığım gün. Bu yüzden biraz merhamet istiyorum.

"İnanamıyorum Bahar! Yirmi sekiz olduğun için sakın üzülme lütfen yani hala en fazla yirmi altı gibi gösteriyorsun. Ayrıca bu basit kutlama için kusurumuza bakma, Okan Bey balayında olmasaydı belki beraber işten izin alıp bir şeyler yapardık. Akşam benim koca bebekle ve bebişle ilgilenmek zorundayım. Ama en kısa zamanda acısını çıkaracağız."

Yirmi sekiz yaşın bir diğer anlamı, neredeyse tüm arkadaşlarınızın evlenmiş olmasıdır. Hatta bazılarının boşanma dönemlerine bile şahit olmuşsunuzdur. Ben tam bir nedimelik uzmanıydım. Yeni doğum yapmış genç kadınların kadrolu refakatçisi ve kocalarla geçirilecek romantik akşamlar için bebeklerin emanet edildiği o tuhaf 'teyze' ben oluyordum. Anlayışla başımı sallarken Okan bey'in ismini her duyduğumda anlamsızca hızlanan kalbimin artık sadece ortadan ikiye ayrılır gibi acıdığını fark ettim. Bu fabrika ise aldığım nefesi engelleyen bir hapishaneye dönüştü. Uras Tekstil; üniversiteden mezun olur olmaz yaşadığım güzel şehri, İzmir'imi sırf ailemin kanatları altından çıkıp hayatımın aşkını bulmak için terk etmeme sebep olan yer.

Beş sene önce üniversiteden mezun olduğumda en yakın arkadaşım Gonca ile birlikte İstanbul'un cazibesine kapılarak tası tarağı toplayıp taze diplomalarımızla bu kalabalığın içine yerleşmiştik. Dürüst olacağım; benim cazibesine kapıldığım o şiirlerde anlatılan, taşı toprağı altın diye bahsedilen İstanbul değildi. Hayatım boyunca İzmir aşığı oldum. Kelimelerle ifade edilebilecek bir sevgi değil bu, ölene kadar memleketime bağlı kalacağımı biliyordum. Ancak evimin güvenli sınırlarından çıkmadan büyüyemeyeceğimi, kendi maceramı yaşayamayacağımı bildiğim için İstanbul'a geldim. Genç ve tecrübesiz bir Tekstil Mühendisi olarak, mezuniyetimden kısa süre önce düzenlenen kariyer günlerinde Türkiye'nin en büyük tekstil firmalarından biri olduğunu bildiğim Uras Tekstil'e iş başvurusu yaparken seçileceğimden umutlu değildim. Ancak şimdi Sema'nın olduğu pozisyonda eski halkla ilişkiler temsilcisi vardı ve harika bir ön görüşmenin ardından arayarak İstanbul'daki mülakatlara çağırmıştı. Sevinçten aklımı yitirdikten sonra aileme durumu izah etmiştim. Tabi evde yaşanan kavgalar korkunçtu. Ergenlik döneminde dahi ailesine isyan etmemiş, benim kadar uysal bir kızın hayatında ilk kez gösterdiği tepki bizimkiler tarafından uzun süre hazmedilemedi.

Bir Deli Bahar Rüyası/Düğünü  (Kaldırıldı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!