"Kızım tamam, bak kızı utandırıyorsun" Tolga bana göz kırparak Handeye söylüyor. Böylece bir az sohpet edip sahnelerimizi çekmeye gittik. Uzun bir günün ardından çok yorulmuştum, ama birlikte vakit geçireceğimizi düşündüğümde içim ferahlıyordu. Tolgalarla anlaşıp saat 10da restoranda görüşecektik. Berkle birlikte benim evime gelmiştik. Dolabımı açıp ne giyeceğime karar vermeye çalışıyordum. Sonda elime deri siyah bir pantolon ve uzun kollu önü kısa arkası uzun mor bir şifon gömlek alıyorum. Üzerinden de siyah kolsuz ceketimi giyip makyajımı yapıyorum ve saçlarımı topluyorum. Salona geçtiğimde Berki koltukta sızmış halde buluyorum. Canım ya, zaten benim yüzümden tüm geceni doğru düzgün uyumamış, bir de paniklediği için baya bir yıpranmış olmalı. Yavaşça geçerek yanına oturuyorum ve saçlarını okşuyorum. Dokunuşuma uykulu gözlerini açıyor ve beni gördüğünde hemen gülümsüyor.

"Sevgilim, ne güzel olmuşsun sen" mırıldadığında teşekkür edercesine gülümsüyorum.

"Sağol canım da, ya sen bu kadar yorgunsan istersen yarına erteleyelim ha?"

"Yok yok gidelim bu gün, hem bu kadar hazırlanmışsın. Hadi kalk gidelim" diyerek kolumdan tutup koltuktan kaldırıyor. Koridora geçip ayakkabılarımızı giyinmeye başlıyoruz. Siyah topuklu burnu açık çizmelerimi giyip tam da doğrulduğumda Berk arkadan boynuma sarılıyor. Nefesini yanağımda hissedebiliyordum. Gözlerimi kapatarak bir anlık kendimi onun kollarına bırakıyorum ve göğüsüne yaslanıyorum.

"O kadar güzelsin ki, senden gözlerimi alamıyorum" sessizce demişti. Gülümseyerek gözlerimi açıp kollarında ona doğru döndüm ve yüzünden tutup dudaklarına küçük buse kondurdum.

"O senin gözlerinin güzelliği, birtanem"

"Hiç de bile. Ne kadar güzel olduğunu bilmiyorsun. Yıllarca oturup seni izleyebilirim." Gülerek alnımı onunkine dayadım.

"Teşekkür ederim, canım" diyip yanağını öptüm ve elinden tutup birlikte kapıdan çıktık.
Restorana vardığımızda Berk arabadan inip koşarak benim kapımı açtı. Elini uzattığında teşekkürler tutup birlikte içeri geçtik. Tolgayla Hande tam deniz kenarında oturarak bizi bekliyorlardı. Hande doğru söylüyordu, burası çok güzeldi. Bir de yavaş jazz çalıyorlardı, ortama ayrı bir romantiklik katıyorlardı. Masaya geçtiğimizde Handelerle görüşüp yerlerimize oturduk.

"Ne güzelmiş burası Hande, iyi ki gelmişiz" dediğimde Tolga kafasıyla onayladı.

"Evet, ben de çok beğendim. Şansımızdan bu gün hava da çok güzel, Valla yoğun bir günden sonra çok iyi geldi"

"Aynen kardeşim, bana da" Berk onaylayarak menünü eline aldı. Birlikte yemekleri sipariş edip hafif bir sohbete daldık. İçim çok rahattı, en yakın arkadaşlarım yanımda, sevgilim yanımda, daha ne isteye bilirdim ki. en son bu kadar gülümsediğimi hatırlamıyorum bile. Tam da hayatın tüm güzelliklerini düşünürken arkamdan iliklerimi donduran o iğrenç sesi duydum.

"O, bakın kimler burdaymış." Tolgaya kocaman gözlerle baktığımda yüzü sinirden kıpkırmızı olmuştu, ayağa öyle bir kalktı ki, sandalye yere fırladı.

"Senin ne işin var burada?" Dişlerinin arasından sorduğunda nefret ettiğim o gülüşünü duydum. Yavaşça kalkıp ona döndüğümde pis pis bana sırıtıyordu. Gözlerini bedenimde gezdirince bakışları altında bir adım geri gittim. Berk sinirle ayağa kalkıp öldürecek bakışlarla Murata döndü.

"Çek o gözlerini, oymayayım!"

"Ooo, yeni sevgili ha, Burcucuğum? Yoksa beni unuttun mu? Bak şimdi ya, kalbimi çok kırdın" Berk bir adım ileri gitmek istediğinde karşısına geçerek durdurdum.

"Bir olay çıkmadan yıkıl gözlerimin önünden. Sesin bile midemi bulandırıyor!" Kahkaha atarak şeytan gözleriyle bana baktı.

"Ben neden gidiyor muşum? Size ait falan mı burası? Ay canım benim, bak sen hala beni unutmamışsın. Baksana, beni gördüğünde nasıl da alevlendin"

"İğrenç iğrenç konuşma, bak dalarım sana" Hande konuya atladığında Murat yana eğilerek aynı bana yaptığı gibi Handeyi de süzdü.

"Tanıştırmayacak mısın? Baya da güzelmiş. Sen onun yanında kar kalırsın, kusura bakma, Burcucuğum"

"Yıkıl şurdan, bak ağzını burnunu patlatırım!"

"Sakin ol, yeni sevgili. Burcucuğum, bu kadar zamandan sonra seni görmek ne kadar iyi. Özlemişim be. Aşk acısı çektiğimi söylerdim ama, yalan olur. Nasılsa sana hiç aşık olmadım. Sadece zenginsin diye yani bir süreliğine öylece kendimi seninle eğlendirdim. Çok iyi de eğlencisin ha, hakkını yemeyeyim. Hatırlıyor musun, nasıl bana sırılsıklam aşıktın? Yoksa bu gençi de mi öyle seviyorsun? Benim yerimi kimsenin tutacağına inanmıyorum. Ne de olsa, seninle çok tutkulu bir "aşk" yaşadık" iğrenç laflarını söyleyerek kahkahalara daldı. Sözleri karşısında gözlerim dolmuştu, en zayıf yerimden vuruyordu, ama ağlayıp da ona o zaferi tattırmayacağım.

"Hayatımın en büyük yanlışı sensin! Sana acıyorum, Murat biliyor musun? Böyle karaktersiz ve alçak biri olarak hayat yaşamak nasıl bir duygu acaba. Tabi sen pek bir acı çekmiyorsun. Eminim yine kalbini kırdığın başka kızlar vardır. Ama var ya, bir gün seni biri öyle bir diz çöktürecek ki, bu sözlerimi hatırlayacaksın. Adalet her zaman yerini bulur, bunu asla unutma!"

"Ah canım, kendini avutmak için bu sözler söylüyorsun,ama üzgünüm. Ben çok mutluyum. Ama bir şey söyleyim mi? Seni öyle parmağımda oynatarak kenara atmak benim için ayrı bir zevkti! O bakışlarını asla unutmayacağım. Hayatımın en renkli anılarından biri." Buz gibi bakışlarla bana bakarak söylediğinde kalbime bir acı girmişti. Benimle resmen alay ediyordu. Her kes bize bakıyordu ve ben yine rezil olmuştum. Ağzımı açıp bir şey söylemek istediğimde bir anda Berk beni kendisinden iterek bir şey söylemeden Murata daldı. Tolga da koşarak Berkle birlikte Muratı yumruklamaya başladı. Handeyle çığlık atarak ayırmaya çalıştık ama olmuyordu. Sonunda görevliler gelerek onları ayırdığında Murat nefretle bana baktı.
Yüzü ağzı kan içindeydi.

"Yaptığım hiç bir şey için pişman değilim, duyuyor musun beni? Bir daha olsa, yine seni ezerek geçerim! İğrençsin Burcu. Eminim yakında o sevgili denen herif de senin nasıl çirkin ve gereksiz olduğunu anlayıp bir kenara fırlatacaktır. Tıpkı benim gibi!"

"Yeter götürün şunu!" Tolga bağırdığında Muratı dışarıya sürüklediler. Sonuna kadar bana o acımasız bakışlarıyla bakıp pis pis sırıtıyordu. Sözleri bana öyle bir koymuştu ki, gözlerimden sessiz yaşlar akmaya başladı. Sahip olduğum küçücük özgüvenimi yerle bir etmişti. Kalbim hızlıca atmaya başladı, nefesim kesilmeye başladı. Krize giriyordum sanırım. Yüzümde eller hissettiğimde beni tutarak bana bir şeyler söyleyen Berke baktım. Dudaklarının kıpırdadığını görüyordum ama ne dediğini anlayamıyordum, kulaklarımda bir uğultu vardı. Kendimi sakinleştirmeye çalıştıkça daha da kötü oluyordum. Başım dönmeye, gözlerim kararmaya başlamıştı. Ayaklarım ellerim titriyordu. Gözlerimi açıp kapatıp bir şeyler görmeye çalışıyordum ama olmuyordu. Gittikçe aklım dumanlandı. Son duyduğum Berkin sesiyle gözlerimi karanlığa kapattım.

"BURCU!..."

Yeni bölümle karşınızdayımmm :) nasıl buldunuz? Bir azcık aksiyon katmak istedim. Daha karşıda daha fazla aksiyon var ;) umarım beğenmişsinizdir. Oy ve yorumlarınızı heyecanla bekliyorum! Lütfen unutmayın! Önceden teşekkür ederimmm.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!