Bölüm-37)Mağara

34.1K 2.3K 311

ŞARKI ÖNEREN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜRLER HEPSİNİ DİNLEYECEĞİM. İYİ OKUMALAR

''Sonunda geldiniz!''

''Eee bizi neden çağırdınız? Ve şu adam kim?'' İşte başlıyoruz. Her şeyi anlattık. Kıyametin yaklaştığını duyan Selin'in gözleri dolmuştu, duygusal kız işte! Resmen benim duygularımı ona nakletmişler, Allah aşkına aranızda bir kitaba yada filme ağlamayan kız gördünüz mü? Evet, gördünüz o ben oluyorum!

''Tamam ama Element Topları nerede?'' Drake aklımıza gelmeyen soruyu sormuştu.

''Bilmiyorum. Ama kimin bildiğini biliyorum... Ana Koruyucular''

''Bize söyleyeceklerini mi sanıyorsun?''

''Söylemeyecekler, biz bulacağız''

''Arşive girmeyi düşünmüyorsunuzdur umarım! Oraya girmek imkansız!'' Diana cırlayınca kulaklarımı kapadım.

''Unuttun mu biz imkansızlığın adamıyız...'' dedi Aras kaşlarını indirip kaldırırken. Diana alttan Aras'ı tekmeledi ama ne tekme! Bacağım göçtü!

''Diana o ne tekmeydi ya kemiğim yamuldu!'' dil çıkarıp kollarını bağladı.

''Mark kitapta ışınlanma büyüsü var mıdır?''

''Bilmem neden?''

''3 saat yol var Mark!''

''Tamam hadi kitabı çağıralım?'' Kitabı çağırdık. Aras kitabı eline aldı.

''Işınlanma büyüsü yok ama işimize yarayacak bir şey var. Hızlandırma büyüsü var, ama biz hızlanmıyoruz. Yani bedenimiz burada kalıyor, başka bir yere gidiyoruz orada da zaman normalden yavaş işliyor. Neyse siz bizi arabaya taşırsınız. Mark solijter var mı?'' Mark başını sallayıp malzeme dolabından beyazımsı şeffaf bir jöle çıkardı.

''Kaşık?'' Mark kaşlarını çatıp iki kaşık getirdi. Ara bir kaşık aldı.

''Aynı anda yiyoruz'' başımı salladım ve bir kaşık aldım. Aynı anda yedik. Yutmamla her yer karardı. İlk önce renkler geldi sonra şekiller belirginleşti. Bir sokaktaydım, pembe tüllü eteğim ve yeşil çoraplarım vardı. Karanlık sokakta koşuyodum. Ben yani küçük Melisa...

''Beni burada asla bulamazlar'' diye mırıldandım. O günü hatırlamıyordum sanırım... Köşeyi dönerken ayağım çöp kutusuna takıldı ve yere düştüm. Dizlerim kanıyordu ve ağlıyordum. Ellerimden güç alıp kalmaya çalıştım ama ellerim kanıyordu sendeleyip yere düştüm. Ayak sesleri duyuldu.

''Hey orada biri var mı yardım edin!'' diye bağırdım çaresizce. Ayak sesleri hızlanıp yakınlaştı ve sokağın başında siyah saçlı,çilli bir çocuk belirdi. O halimden büyüktü sanırım.

''Sen nasıl düştün böyle? Gel yardım ediyim'' kolumun altına girip beni kaldırdı. Ondan destek alarak yürümeye başladım.

''Bu sokaklarda genelde kimse olmaz şanslıymışsın'' gülümsedim.

''Ben Melisa''

''Ben Jon. En azından arkadaşlarım öyle der'' gülümsedi. Evimin önüne geldik.

''Umarım bir daha görüşürüz Jon iyi birine benziyorsun''

''Pek sayılmaz ama neyse. Görüşürüz, umarım'' gülümsedi ve gitti. Görüntülerbulanıklaşmaya başladı. Çocuk garip bir şekilde Aras'a benziyordu, yoksa o Aras olabilir miydi? Biz onunla tanışmış mıydık? Karanlıkta renkler belirmeye başladı. Aras biriyle kavga ediyordu kavga ettiği kişinin yüzü gözükmüyordu. Bağırıyorlardı ama ne dediklerini anlamıyordum. Aras'ın yumruğuyla kavaga başladı. Aras'ın arkasından elinde bıçak olan bir adam yaklaşmaya başlayınca tüm gücümle bağırdım

''Arkanda!'' beni duymayacaktı biliyordum... Adam bıçağı saplayınca ArasiSırtından kan boşalıyordu. Adam bıçağı çekince Aras cansız bir şekilde yere düşünce görüntü karardı. Gözlerimden yaşlar boşalıyordu, gerçek olmadığını biliyordum ama ağlıyrdum işte... Karanlıkta yere oturdum. Bir an önce buradan çıkıp Aras'a sarılmak istiyordum gözlerimi kapadım ve yere uzandım.

Gözlerimi açtım Aras tam karşımdaydı

''Aras sen-''

''Öldüğümü gördün değil mi?'' başımı salladım.

''Bende gördüm...'' etrafımız birden karanlık bir mağaraya döndü.Bir üre onu izledim onra dayanamayıp sarldım.

''Aras, sana Jon denilmesi mi daha hoşuna gidiyor?''

''Aras daha iyi'' gülümsedim.

''Eee ne zaman çıkarız sence buradan?''

''Herhalde Koruyucu Merkezi'ne gelince'' başımı sallayıp yere çöktüm.

''Aras şey... Sen benimle o sokakta karşılaştığın günü hatırlıyor musun?''

''Sanırım evet. 12 yaşındaydım''

''Bir dakika sen bana Mark beni 15 yaşında yetimhaneden çıkardı demiştin?''

''Ha o konu... Her doğum günümde eski evimi ziyaret etmeme izin veriyorlardı'' başımı salladım.

''Bir şeyler yapalım ben çok sıkıldım!''

''bir fikrim var! Ben ateşim, sen su. Ben ateş yakacağım sen söndürmeye çalışacaksın sırayla rolleri değişeceğiz. En çabuk söndüren kazanır!'' dedi ve önümüze bir ateş yaktı, su birikintisindeki suyu kaldırıp ateşi söndürmeye çalıştım. Sönmeyi bırak cıss sesi bile çıkmıyordu.Yerden destek aldığım elimi kaldırıp alnımı kaşıdım ve elimi yerine geri koydum. Elimin Aras'ın elinin üstünde olduğunu anlayınca gülümsedim. Ateş kararmaya suda beyaz ışıklar saçmaya başlayınca kaşlarımı çattım. Söndürmeyi denedim, biraz zorlayınca cıss sesi geldi. Ha gayret Melisa! İkimizde tüm gücümüzle oyunu kazanmaya çalışıyorduk. Ateş ve suyun değdiği yerler mavileşmeye başlayınca kaşlarımı çattım ama devam ettim. Etrafı kör edici bir mavi ışık sardı, ışık sönünce demin oyun oynadığımız yere baktım mavi bir parşömen vardı. Aras'a bir bakış atıp parşömeni elime aldım.

'Διπλής δίκης αύξησε φίλων'  yazıyı okuyunca içimi garip bir his kapladı. Hani unutmak üzere olduğunuz bir şeyi hatırladığınızda içinizde bir kıpırtı olur ya onun gibi... Kağıda tekrar göz gezdirince ne yazdığını anladım 'En tahmin etmediğiniz kişiler, size en büyük iyilikleri yapar...'  yazıyı bir kaç kez okuyup kağıdı Aras'a uzattım. O da okuyunca kaşlarını çattı. 

''Peki bundan ne anlamalıyız?''

''Hiç bilmiyorum..'' diye mırıldandım. Mağara görüntüsü yerini karanlığa bırakmıştı.

''Şşt geldik! Hadi uyanın!'' Drake'in sesiyle gözlerimi açtım.

''Hadi inin... Koruyucu Merkezi'nin önündeyiz...'' esneyip kapıyı açtım.  Eee içeri nasıl girecektik?

''Mark içeri girmek için bir planın var mı?''

''İçeriden tanıdıklarım var kapıyı açacaklar'' başımı salladım. Mark cebinden telefonunu çıkardı ve birilerini aradı. Şu an ne dediğini dinlemeyecek kadar endişeliydim. Ya yakalanırsak? Buranın kurallarını bilmiyordum ama en kötü senaryo, ölürdüm herhalde... Kapının önüne biri geldi ve kapıyı açtı.

''Dikkatli olun. Arşiv odasında ölümcül zehirlerin olduğu bile söyleniyor'' dedi ve gitti. Sanırım işimiz düşündüğüm kadar kolay değildi. Yani sanırım...


Elementler AkademisiWhere stories live. Discover now