Arkadaşlar bu bölüm biraz geç oldu biliyorum bunun için bekleyen okurlardan özür diliyorum. Umarım beğenirsiniz. Önceki bölümlerde verdiğiniz oylar ve yaptığınız yorumlar için çok teşekkür ederim. Hepsi benim için çok değerli.

Hepinize keyifli okumalar!


Aradan iki gün geçmiş ve bu süre içinde kokoşsu beni okula yollamamıştı. Tamam bunu götümü devirip evde yattım olarak algıladıysanız silin onu aklınızdan. Sanırım benimle ilgilenmediklerini söylediğim kısımdan kokoşsu bayağı etkilenmiş olacak ki beni bir dakika bile yalnız bırakmadı. Demez olaydım........

Alışveriş merkezleri, sinema, piknik ve oralarda yapılabilecek her türlü aktivite itinayla gerçekleştirildi. Ve bunların hepsinin her ne kadar birbirimizi yakından tanımak ana fikrinden yola çıktığını bilsem de karşılıklı susarak daha çok cehennem provaları gerçekleştirdik.

Aslında Turhan'ı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Çok iyi biri diye genelleme yapmak istemem ama gerçekten iyi birisi. Gece gündüz telefonda sevgilisiyle konuşsa da -bunu itiraf etmedi ama ben bilirim sus- arada konuşma fırsatı bulduk.

Akşam saat sekiz gibi yine bir alışveriş klasiğinden sonra eve döndük. Ben merdivenlerin yanından saçlarımı savurarak geçerken asansöre bindim ve Turhan da hızla gelip binerken "Beni de bırakırız değil mi?" diyerek göz kırptı. Svmli çck.

Ona gülerek karşılık verdim. Gerçekten yorgundum ve bir an önce odama gidip duş almak sonra da öküz gibi uyumak istiyordum. Evet bunları yapmadan ölemem.

Ben bunları düşlerken Turhan'ın telefonda birisiyle konuştuğunu farkettim. Yine sevgilisidir diye düşündüm ama hoparlörden gelen sesten erkek olduğunu anladım. Tüm dikkatimi konuşmaya yönlendirirken Turhan'ın odasının olduğu kata geldik ve o inerken duyduğum tek şey "Kaya, gelirken bira da al." oldu. Lan. Kaya mı geliyor? Ohaohaoha.

Melis. Sakinleş. Geliyorsa gelsin ne olacak?

Demi? Sakinim ben ya hah.

Belli.

Sen sus.

Hemen odama dalış yapıp elimdeki çantayı yatağın üstüne doğru paralarken bir yandan da üstümdekileri hızla çıkartmaya çalışıyordum.

O akşamın üstünden iki gün geçmesine rağmen Kaya'yla hiç konuşmamıştık. Omzumda ağlamıştı ve ben omzum delinecek gibi hissetmiştim. Ay niye duygusala bağlıyorum ki şimdi? Kendine gel Melis. Ne olup bittiği hakkında hiçbir fikrim yoktu ama ben de Melis'sem öğrenirim. Ayrıca omzumda ağlayan bir insan sonra niye arayıp sormaz? Normal değil. Hiç değil.

Üstüme bir havlu sararken hızlı adımlarla elbise dolabının kapaklarını ardına kadar açıp gözlerimle taramaya başladım. En sonunda kısa, kot bir şortla üstüne beyaz rambo atlet, onun üstüne de kırmızı bir kapşonlu giydim. Çünkümsü üşüme geldi. Canım kıymetli ama bacaklarım değil sanırım. Olduğu gibi ortadalar çünkü şu an. Saçlarım ben giyinene kadar biraz kurumuşlardı ama daha da kabarık durması için kurutma makinesi, ben ve saçım kısa bir savaş verdik. Neyse ki herkes sağ çıktı.

Tamam duş almıştım ama biraz önceki uykumdan eser kalmamıştı. Kendimi öylece yatağın üstüne attım. Çünkü ben malım. Çünkü şu an çantanın içindekiler belime battı. Allah beni ne yapmasın.

Belimi ovalayarak doğruldum ve şu an suratımdaki ifadeyle yüz felci geçirebilirim. Ay cnm yüzüm. Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim. Ne saçmalıyorum ben? Neyse he deyin geçin anam.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!