Bölüm-36) Gitmeliyiz

En başından başla

''Bilmiyorum. Ha bu arada Mark laboratuvarını değiştirmiş. Uzuun bir yolumuz var'' oflayıp Aras'ın koluna girdim.

''Neyle gideceğiz?''

''Okul 18 yaşında olduğum için arabayı ödünç almama izin verdi'' gülümseyip ön koltuğa oturdum, kemerimi takıp başımı cama yasladım.

Bir süre sonra sessizliği Aras bozmuştu.

''Melisa sana uzun süredir sormak istediğim bir şeyi sorabilir miyim?'' başımı salladım.

''Sürtük kelimesi neden seni bu kadar kızdırıyor?'' gözlerimin dolduğuna yemin edebilirdim.

''Şey bir mevzuysa anlatma-''

''Önemli değil anlatacağım. 4 yaşındaydım annem iş gezisindeydi. Arkadaşlarımla dışarıda oyun oynuyorduk geri döndüğümde babamı annemi aldatırken yakaladım. Ayrıntıya girmesek mutlu olurum... Koruyucu Okulu'nda haşladığım kadın oydu işte. Biraz büyüyünce asla onun gibi bir sürtük olmayacağıma yemin ettim... Öyle..." Arabayı sessizlik sarınca başımı cama geri yaslayıp dışarıyı izlemeye devam ettim.
---
"Ne kadar kaldı?"

"Az" başımı sallayıp parmaklarınla camda ritim tutmaya başladım.

"Peki ya şimdi?"

"Daha az" başımı salladım. Saçlarımı çekiştirdim.

"Ne kadar kal-"

"Her sorduğunda bir önekinden daha az zaman kalıyor Melisa. Gelince söyleyeceğim..." ofladım ve koluma çimdikdik attım. Aras etkilenmemişti.

"Bağ bozma büyüsü bitti değil mi?"

"Evet"

"O zaman neden kolumu çimdikleyince hissetmedin?" Başını hızlıca bana çevirdi, araba sağa sola gitmeye başlayınca yaptığı hatayı anlayıp yola döndü.

"Tekrar yapsana" kolumu tırmaladım.

"Ee yapsana"

"Aras... Yaptım" kenara çekti.

"Yani bağ artık yok?"

"Evet. Hem bence güzel oldu birbirimize olanları hissetmemek falan..."

"Melisa, bağ gitmişse kutsamada gider. O giderse... aşkta gider..." bir süre boş boş duratına baktım.

"Tamam o zaman. O gün yaptıklarımızı yapalım? Hadi Ruh Dansı yapacağız" kapının kolunu tuttum. Aras beni durdurdu.

"Melisa o işler öyle yürümüyor" dolan gözlerimden bir yaş düştü.

"Ne demek bitmiyor? Aras ben sana sırılsıklam aşığım ve bunun bitmesini istemiyorum..." dediğim şeyi ablayınca elimle ağzımı kapadım. Aras kahkaha atmaya başladı. Derdi ne bu çocuğun ben ne diyorum o kahkaha atıyor!

"Ahaha...Melisa ben... ahah..şaka yaptım" gözlerimi bildiğin pörtlettim.

"Ne kadar korktuğumdan haberin var mı senin? Ne kadar üzüldüğümden? Böyle şaka mı olur?" Dedim ağlayarak.

"bide çok kötü tırmaladın az kalsın çığlık atacaktım. " ona sırtımı döndüm.

"Melisa tamam şakaydı işte..." tepki vermedim. Gerekirse bir yıl böyle dururdum, siz en değer versiğiniz hissinizi kaybetmek üzere olmanın nasıl bir şey olduğunu bilir misiniz? Tabi bilmezsiniz çünkü sizin bir adet Aras'ınız yok!

''Küstün mü?" Bir şey demedim.

"Konuşmayacak mısın?" Hayır!

"Peki... Ne kadar dayanabileceğini merak ediyorum" kaşlarımı çattım ama pencereyi izlemeye devam ettim.

---

''Melisa geldik'' Pors Dağı denilen bir dağın zirvesindeki ormanın renklerine kamufle olmuş koyu yeşil uzun bir binanın önündeydik. Uzun dediysemde 3-4 katlı... Kapıyı çaldım, kapıyı Mark üstsüz açınca Aras gözlerimi kapadı.

''Mark giyinsene!''

''Ha doğru...'' Ayak sesleri geldi ve sonra Ara gözlerimi açtı.

''Eee ne oldu Mark?''

''Konuya girmeden önce gelişmeler falan varsa söyleyin...''

''Ha! Şey biz evliyiz!''

''Hımm. NE EVLİ Mİ?!''

''Of Melisa ya... Ruhlarımız kutsandı onu diyor''

''Bende diyorum ne evlenmesi? Tamam o zaman konuya bodoslama giriyorum, Element Topları'na gitmeliyiz. Siz değil hepimiz, Carl, Harry, Diana, Selin, Drake, Sen, Aras ve ben...''

Elementler AkademisiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin