Bölüm-32) Ceviz

36.3K 2.4K 515

The Secret Circle bitti bana yeni dizi önerin yoksa sıkıntıdan patlayacağım!
-*-*-
Sabah Olturux'un bizi götürdüğü odada değildik, hatta geçmişte bile değildik! Aras benim yatağımdaydı, birbirimize sarılmış şekilde uyumuştuk. Gülümseyip Aras'ı uyandırmaya çalıştım.

''Beni uyandırmanın daha iyi yolları varken niye dürtüyorsun?'' dedi ve gerindi.

''Ah keşke öyle yapsaydım! Akşam burada olmadığımız için bir bardak su almayı unutmuşum!''

''Geleceğe döndük ha?'' başımı sallayıp yataktan kalktım. Dolabımın önüne geçtim.

''Odana gitsene sen''

''Burada da giyinebilirim. Hatta istersen bir-''

''Aras dışarı'' omuzlarını düşürüp odadan çıktı. Bende rahat rahat giyindim. Kapıyı açmamla gözünü anahtar deliğine dayamış içeriyi izleyen bir Aras beklemiyordum tabi ki!

''İntikamımı alacağım Aras!'' dedim ve kötü kız kahkahalarıyla aşağı indim. Kahvaltı hazırlanmıştı, mutfakta Selin'i görünce koşup ona sarıldım.

''Siz ikiniz depremden beri neredesiniz?''

''Bir ara anlatırı ama şimdi yemek yemem lazım!'' dedim ve masadaki keke zıpladım.

''Size teşekkür edecektik herkesin hayatını kurtardınız'' ikimiz birdenöksürmeye baladık benim boğazıma keke kaçmıştı ondan öksürüyordum da Aras?

''Kimin böyle bir yetenei olsa ayı şeyi yapardı. Ama sende haklısın bu yetenek bir bizde var'' diyip saçımı geri atınca gülmeye başladık. İşin garip yanı Aras hala öksürüyordu.

''Aras iyi misin?'' eli boğazına gitmişti 'cevize alerjim var' dediğini duydum düşüncelerimin arasından.

''Hemen revire gidiyoruz cevize alerjisi var!'' dedim ve Aras'ın koluna girdim. Evden çıkınca nefes alamamaya başladım. Bu bağın canı cehenneme dostum! Revire yetişmek adına adımlarımı hızlandırdım. Nefesim tükeniyordu.

''Selin nefes alamıyorum... S-sen Aras'ı revire götür o iyileşire bende iyileşirim... Acele et!'' başını sallayıp hızlı adımlarla revire ilerlediler. Gözlerim kararmaya başlamıştı, ciğerlerim yanıyordu. Çok az da olsa nefes alınca gülümsedim. Kalbim nefessiz kalmamın etkisiyle göğüs kafesimin içine ediyordu.

Revire ilerlemeye devam ettim. Selim'in yanına koştum.

"Ne oldu?"

"Açolodi mi neymiş? Anlamadım ama anlamı ölümcül derecede cevize alerjisi olmasıymış. Tam zamanında getirmişiz onu ve onu çıplak görmek istemiyorsan şimdi girme"

"Çıplak?"

"İçeri girdiğimde hemşire kemerini çıkarıyordu"

"Yolarım o hemşireyi! Çekil şuradan o kocamın namusu gitmeden müdehale etmem lazım!"

"Koca?"

"Benim değil ruhumun... Neyse ben şu hemşireyi halledeyim" perdeyi çekip içeri girdim.  Genç bir hemşire Aras'ın pantolonunu katlıyordu. Yavaşça Aras'a döndüm, iyi donu duruyor. Hey ben üşengeç bir insanım, tabii ki boxer diyerek kendimi yormayacağım. Yalnız bu cümleyi kurmaya üşenmemem de ayrı mesela. Asıl konuya dönmeye karar verip hemşireye döndüm.

"Ya sen kimin kocasını soyuyorsun!" Diye cırladım. Hemşire küçümseyen bakışlarla bana dönünce 'ruhunun' diyecek diye düşünmedim değil.

"Kocan mı gerçekten mi? Buradan çıkmanı rica ediyorum"

"Saçını başını yolarım sen benim kim olduğumu biliyor musun?" Benim babam polis bir kere dememek için zor duruyorum.

Elementler AkademisiWhere stories live. Discover now