Yürümeye devam ederken Umut'un kolundan çıkıp bahçedeki oturaklara doğru koşup Turhan'ın yanında soluğu aldım.

"Annenler daha gelmedi mi? Eşyalarımı getireceklerdi." Sırf kendi menfaatimden soruyom der gibi olmadı mı?

"Onlar senin de annen ve baban." dedi gözlerini devirerek.

"Oha ciddi misin?"

"Dalga mı geçiyorsun?"

"Evet."

Bu sırada Kaya ve Umut da yanımıza gelmişti. Turhan kafasıyla bahçe kapısını işaret etti.

"Geliyorlar."

Kaya da dönüp baktı ve sonra tekrar bize dönüp "Bizimkiler de geliyorlar." dedi. Öyle bir söyledi ki ben daha çok maalesef bizimkiler de geliyorlar anladım. Bu çocuğun ailesiyle sorunu ne? Ergen ya.

Kokoşsu bana doğru yardırarak geliyor şu an. Birazdan öpücük manyağı olacağım kesin lanet. Ve beklenen son. Ayağa kalktığım an sarılıp öpmeye ve sürekli hoşgeldin tatlım demeye devam ediyordu ki Turhan beni durumdan kurtardı. Cnm krdşm.

"Hadi Melis ben sana eşyalarını taşımada yardım edeyim." Kokoşsu'nun kucağından genç yaşımda kurtulup Turhan'ın peşinden yürümeye başladım. Yanımızdan Kaya'nın ailesi geçerken gülümseyip başımla selam verdim. İkisi de aynı şekilde karşılık verdi. Yaa öyle olursunuz işte başta selam vermiyodunuz. Gerçi Kaya'nın da bunları sevmemesine şaşmamalı adamların ruhu donuk.

Turhan'la beraber eşyalarımı odama çıkardıktan sonra yatağıma tekrar oturup gökyüzüne baktım. Derin bir iç çektim. Ay çok klişe bir film sahnesi yaşıyorum gibi oldum.

Üstüme daha rahat bir şeyler giyip odadan çıkıp ölüm provası merdivenlerden inmeye başladım. Sonunda en alt kata ulaştığımda soluklanıp mutfağa su içmek için gittim. Yalnız her gün bu merdivenlerden inip çıksam kalori falan bok yesin.

Soğuk suya ulaştığım gibi kafama diktim.

"Melis!"

Püskürt.

Arkamı döndüğümde Kaya karşımda piç smayl yapmış duruyordu. Aman ne hoş.

"Sen her konuştuğunda ben suyu püskürtmek zorunda mıyım ya?" Geçmiş olsun pot kırdım.

"Nasıl yani? İlk defa oldu."

Alkışlar Melis'e.

"Yok,öylesine dedim." deyip elime geçen ilk bezle tezgahı dalgalarından arındırmaya başladım.

"İyi temizle. Mikrop kapmayalım sonra."

"Aman ne komik."

"Sen niye bana bu kadar sinirlisin ya?" Yanıma doğru gelip yüzüme girmeye çalışıyordu ama asla bakmam.

Bezi yıkayıp tekrar yerine koydum. Sonra Kaya'ya döndüm. Biraz önce asla bakmam mı demiştim ben? Nys.

"Eğer niye nefret ettiğimi konuşursak sonu gelmez. O yüzden şimdi gidiyorum ve uslu bir çocuk olup beni kızdırma. Anlaştık mı?" Kafamı sola doğru eğip prenşeytan (bu ne oldu be) gülüşümü attım. Sonra da mutfak kapısından bahçeye çıkıp çay akşamına katılmaya karar verdim. Yaşasın çay akşamları. Soğuk çay da vardır umarım.

Kokoşsu kendi yanında yer açıp oturmamı beklese de görmemişlikten gelip Umut'un yanına oturdum. Çocuk yalnız kalmış bakmıyonuz.

Ortama bir sessizlik hakim oldu. Bundan anlıyoruz ki benim hakkımda konuşuyorlardı. Çünkü ünlü olmak hf.s

Melis yeter.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!