3.3

8.9K 644 196
                                        

Kötü haber= smut yok ühüü. Aslında ben bu bölüm ikisini seviştirmiştim hatta ateşli ateşli sahneler de yazdım ama çok erken daha kendini affettirmedi dediniz 😔 o yüzden erteliyoruz

Teoman - Ruhun Sarışın

• | | | •

Hayatımda ilk defa birine hesap vermek zorunda kalmıştım.

Ve bu iğrençti!

Bu durumdan hiç ama hiç hoşlanmamıştım. Bir an önce bitip kurtulmam için dua ediyordum. Zaten Dinçer sadece tamam yazarak iyice sinirlerimi bozuyordu. Bari o da gün gün ne yaptığını anlatsaydı da kendimi yalnız hissetmeseydim.

Atölyenin kapısı çalındığı zaman zaten tekini taktığım kulaklığı çıkartıp ayaklandım. Birkaç gün önce onda kalan çantamı getirmiş olmalıydı. Cüzdanım orada kaldığı için ciddi sıkıntılar çekmiştim ve sürekli getirmesini istemeyo unutmuştum. Anca aklıma gelmişti. Önlüğümü çıkartmak aklıma gelmezken kapıya yürüdüm. Zaten kimin geldiği belliydi o yüzden direkt açtım kapıyı.

Dinçer, bir elini cebine sokmuş üstten bana bakarken diğer elinde de çantamı tutuyordu. Bu çantayı onun arabasında unutmak da tam bir aptallıktı. Adam akıl mı bırakmıştı, asalak yapmıştı beni.

Bir şey demeden çantayı uzattığında ben de sessiz kalarak çantayı aldım. Fakat Dinçer arkasını dönüp gitmediği için ben de kapıyı kapatmadan olduğum yerde durdum. Onunla anlaşmıştık, her gün ne yaptığımı ona haber verecektim ve Dinçer de bana bu zamana kadar gösterdiği sahte ilgisini göstermeyi kesecekti. Fakat neden gitmiyordu? Çantayı verdiğine göre gitmesi lazımdı ama zebellah gibi dikiliyordu adam hâlâ.

Yerimde ne yapacağımı bilemeyerek kıpırdandım ve konuşma ihtiyacı hissettim. Belli ki konuşmayacaktı ve benim konuşmamı bekleyecekti. "Babamın peşime taktığı adam şuan bizi izlemiyor mu?"

Boştaki elini de cebine sokup omzunu kapı pervazına yasladı. Üzerinde o her zaman giydiği takım elbiseleri yerine lacivert bir kazak olduğuna sevinmiştim. Daha samimi bir görüntüydü. "Babana senin evde olduğunu söyledim. Adam muhtemelen evinin orada bekliyordur."

Başımı sallayıp gözlerimi kaçırdım. Sanırım iyi bir misafirperver olarak onu içeri davet etmem gerekiyordu değil mi? Kapımda dikildiğine göre gitmeye niyeti yoktu. Ona bakmadan, "İçeri geç istiyorsan." dediğimde sorgulamadan, anında içeri geçtiğinde arkasından baktım gözlerimi kırpıştırarak. Adam sormamı bekliyormuş bildiğin, insan bir duraksardı bari.

Sabır dileyerek kapıyı kapatıp yanına gittiğimde Dinçer atölyemin ortasında durmuş, otoportremi inceliyordu. Siktir onu görmese daha iyi olurdu.

"Güzel gidiyor." dedi sadece. Başka bir şey diyecek gibi oldu ama diyemedi.

"Satmayı düşünüyorum." dedim yalan söyleyerek. Tabi ki de satmayacaktım. Muhtemelen atölyenin bir köşesinde durmaya devam ederdi.

Dilini dişlerinde gezdirirken hızlı bir nefes verdi burnundan. "Sat." O kadar isteksiz çıkmıştı ki sesi, içinden geçenin tam tersi olduğunu anlayabiliyordum. Bu resme onun için başlamıştım ama onun için bitirmeyecektim. Bunu Dinçer de iyi biliyordu.

"Hıhı." Önlüğümle oynuyordum. O ise hâlâ bana bakmıyordu. "Bir şey mi diyeceksin?"

"Babanın kasasının şifresini biliyor musun diye soracaktım." Sonunda gözlerini bana çevirdiğinde önlüğümle oynamayı bıraktım. Bu sorusu bana daha çok aklından anlık salladığı bir şeymiş gibi geldi.

"Bir kasası olduğunu bile yeni öğrendim." dedim doğruyu söyleyerek. Adamla yıllardır yüz yüze gelmeyi geç, telefonda bile konuşmamıştık. Elbette bilmiyordum.

Aşk İçinde | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin