Bu bölümden sonra Dinçere sövemeyeceksiniz😚 yazması çok keyifliydi sonunda bu aralarındaki gerilim son buluyorrrr eheh sigaramı tüttürürken yorumlarınızı keyifle okicam😈
• | | | •
İmzaladığım kağıtları polis memuruna uzattıktan sonra adamın, "Gidebilirsiniz Efnan Hanım." demesi üzerine başımı sallayıp çantamı koluma taktım. İmza vermeye gelmem gerekmişti.
Nerede miydim? Karakolda.
Dün Dinçer'in evinden çıktıktan sonra kardeşimi okuldan alıp direkt karakola gelmiştik ve ikimiz de şikayette bulunmuştuk. Çağlar ile daha önce defalarca babam hakkında suç duyurusunda bulunmuş olsak da hiçbir şey çıkmamış, yalnızca birkaç defa ifadeye gelmişti. Onun gerçek bir suçlu olduğuna Çağlar ve ben bizzat şahit olmuştuk. Bir zamanlar üçümüz birlikte yaşardık ve hoş şeylere şahit olmamıştık. Babam kurnaz bir adamdı, kafası bir başka çalışırdı. Yaptığı iş zaten aptalların kurabileceği bir oyun değildi. Garip tipte arkadaşları olurdu ve bu arkadaşları hiç tekin gözükmezlerdi. O adamlar evimize geldiklerinde Çağlar'la odama geçip kapıyı kilitlerdim.
Ben kardeşimi yalnızca yabancılardan değil babamdan da korurdum.
Dinçer'in evine gitmiştim çünkü sanmıştım ki babam gibi bir adam olup olmadığını anlayabilirdim. Ama aklımdakilerin aksine evi normal gözüküyordu, eski evimiz gibi değildi. Babam gibi komodininde bir silah taşımıyordu. Duvarlara pahalı tablolar asıp son derece gösterişli bibloları yoktu. Sanat benim işimdi, eğer evinde kaçak bir sanat eseri varsa bunu anlamamamın imkanı yoktu. Görürüm sanmıştım, benden saklayamaz sanmıştım.
Dinçer'e meydan okumak istemiştim. Onun karşısında dimdik durup, ondan nefret ettiğimi gözlerimden okusun istemiştim. Benim hayal kırıklığımı gözlerimden okusun istemiştim.
En nefret ettiğim huyum kindar olmamdı. Affedici bir insan değil, sonuna kadar kindardım. Öfke kusmazdım ama pişman ederdim. Beni kandırdığı için pişman olmasını istiyordum. Kendini temiz bir adam gibi gösterip babam gibi biri çıktığı için yeterince hayal kırıklığına uğramıştım, bunu görsün istemiştim.
Dün karakola geldiğimde kısa bir an yanılıyor muyum diye düşünmüştüm. Gerçekten yanılıyor olabilir miydim? Her şey bir yanlış anlaşılma olabilir miydi? Ama sonra kendi kendimi bir şekilde ikna edip şikayetçi olmayı seçmiştim. Ortada bir suç ağı vardı belli ki.
Polis memurunun yanından ayrılacaktım ki başka bir memur yanıma yaklaşıp, "Efnan Hanım, başkomiser sizi görmek istiyor." dediğinde yadırgasam da soru sormayıp, başımı salladım ve adamı takip ettim. Neden adamın beni görmek istediği konusunda bir fikrim yoktu, sanırım Levent Karaca'nın bir kızı olduğunu ve o kadının kendi babasını şikayet ettiğini öğrenince şaşırmış olmalıydı.
Başkomiserin odasına girdiğimde memur, kapıyı arkamdan kapattı. Başkomiser otuzlarının sonunda gözüken, ciddi ifadeli bir adamdı. Beni görünce sandalyesinden kalkıp yanına yaklaşmamı bekledi ve elini uzattı. "Serdar Kalaycı."
Yaklaşıp elini sıktım. "Efnan Karaca."
Eliyle masasının önündeki sandalyelerin birini gösterdiğinde gösterdiği yere oturup bakışlarımı ona çevirdim. Serdar komiser de oturmuş, ellerini masanın üzerinde birleştirip bana dönmüştü. "Nasılsınız Efnan Hanım? Duyduğuma göre dün babanızdan ve Dinçer Koral'dan şikayetçi olmak için gelmişsiniz."
"Evet dün kardeşimle birlikte geldik. O sadece babamdan şikayetçi oldu, ben her ikisinden." Serdar komiser gözlerini kısmış, muhtemelen neden bir kadının elinde hiçbir delil olmadan babasını şikayet ettiğini düşünüyordu. Belki de Levent Karaca gibi ünlü bir isme bok atmaya çalıştığımı da düşünüyor olabilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk İçinde | Texting
Teen Fictiondincerkoral: Talibim dincerkoral: Ödemeyi nasıl hallediyoruz? (17:47) efnn.art: Anlamadım, ne demek istiyorsunuz? (17:56) dincerkoral: Son yaptığın resimden bahsediyorum, almak istiyorum ...
