2.7

13.5K 877 189
                                        

Geldiğimi içeriye haber eden görevlinin telefonu kapatıp, "Geçebilirsiniz Efnan Hanım." demesi ve önümdeki kapıyı açmasıyla küçük bir teşekkür mırıldanıp arabamı içeriye sürdüm. Bahçenin herhangi bir kısmına gelişigüzel park ettikten sonra arabadan inip önümdeki koca eve baktım.

Gerçekten de kocamandı. Eh tabi adam zengindi, apartmanda yaşayacak hâli yoktu. Tam da tahmin ettiğim gibi gösterişli, korunaklı, tam anlamıyla adına yakışacak bir evde yaşıyordu. Bana daha önce adresini verdiği için evini biliyordum. Açıkçası bu semte çok uğradığımı da söyleyemezdim. Bunu söylemekten nefret ediyordum ama elit bir yerdi. Ah bu zenginlerin yaşadıkları hayatlar birbirlerine bu kadar benzemek zorunda mıydı?

Üstümde, sanki başka bir zamandan bugüne taşınmış gibi duran kahverengiye çalan bir elbise vardı. İnce dokulu kumaşı ışığı yumuşakça yutuyor, beli saran kesimiyle siluetimi zarifçe ortaya çıkarıyordu. Dizlerimin biraz altında biten kloş eteği attığım her adımda hafifçe dalgalanıyor, yürürken eteğin ritmini hissetmemi sağlıyordu. Başımda, saçlarımın dalgaları arasına yerleşmiş küçük bir şapka vardı. Ellerimde siyah eldivenler, avucumda küçük bir çanta. Her zamanki gibi, Efnan Karaca gibi görünüyordum.

Evin dış kapısına doğru yavaşça yürürken gözlerim kapı eşiğinde duran kadındaydı. Hizmetli kadın, ellerini önünde birleştirmiş beni bekliyordu. Daha ben zili çalmadan kadını kapıya göndermişti beyimiz.

Yanına geldiğimde kadın kocaman gülümsedi. "Hoş geldiniz, Dinçer Bey sizi salonda bekliyor." dediğinde gülümseyerek karşılık versem de Dinçer ismini duymak sinirlerim bozuyordu. Beklesindi, benim onu beklediğim kadar bekleyemezdi. Adam yanımda olmasa bile sinirlerimi bozmayı bir şekilde çok iyi başarıyordu.

İçeri bir adım attığım sırada, "Çantanızı alayım." diyen kadına, "Gerek yok, çok kalmayacağım zaten." diyerek yanıt verdim. Çok kalmak gibi bir düşüncem yoktu, sadece birkaç laf edip belki tekrar yüzüne tükürerek günü sonlandırdım.

Herif beni bambaşka biri yapmıştı. Dengem alt üst olmuş, kendimi bile tanıyamaz hâle gelmiştim.

Kadının önümde öncülük etmesi ile salona adımladım. O sırada gözlerim etrafı inceliyordu. Dizilerde görünen o tipik zengin evlerinden biriydi işte. Pislik ukala. Dergiden fırlamış gibi dizayn edilen evi daha fazla incelemeyerek bakışlarımı önüne çevirdim. Evi de kendisi gibi sinir bozucuydu. Ya da ben şu sıralar her şeye sinir oluyordum.

Regl dönemimde buraya gelmemeliydim. Fazla asabi hissediyordum.

Salona girdiğimizde kadın bir baş selamı verip bizi yalnız bıraktı. Gözlerim direkt olarak şöminenin önünde, ayakta dikilen ukalaya kaydı. Sırtı bana dönük olduğu için hiç gizleme zahmetine girmeden, uzun uzun inceledim onu arkadan. Yüzü gözükmediği zaman en azından insanda başka duygular uyandırabiliyordu. Ama yüzünü gösterdiğinde içimde öfkeden başka bir şey genellikle doğmuyordu. Sırtını izlerken adım adım yaklaştım ona. Neyse en azından sırtı güzeldi. Topuklu seslerimi duymamış olmaması imkansızdı, duyuyordu. Belki de şuan dinlemekten keyif alıyordu.

"Polislerle gelmemişsin." Konuştuktan sonra bana dönmesiyle ikimizin de bakışları birbirimize kaydı. Oymak için can attığım mavi gözleri üzerime kaydığında boğazımı temizleyerek tekrardan bana bakmasını sağladım. Üzerinde yine bir takım elbise vardı ama ceketi koltukta, kravatı ise sehpanın üzerinde duruyordu. Beyaz gömleğinin birkaç düğmesini açmış, kollarını kıvırmıştı. Ona eve geç dediğimde gerçekten de şirketten çıktığı gibi eve geçmiş olmalıydı. Arada söz dinliyordu işte. Her zaman söz dinlese bu hâle belki de gelmemiş olacaktık.

"Yakında o da olur merak etme." Çantamı koltuğa attığımda tam olarak Dinçer'in ceketinin üzerinde durdu. Gözlerimi oradan çekip ona odakladım.  Kollarımı göğsümde birleştirip başımı da dikleştirdim. Geçen sefer beni etkisi altına almış olabilirdi ama bugün izin vermeyecektim. Kontrol bende kalacaktı. "Burada olmamın bir sakıncası var mı Dinçer Bey?"

Aşk İçinde | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin