1.6

9.8K 750 86
                                        

İçeriye girdiğinde bana bakan Rana'nın kaşları çatılmıştı, burada ne aradığımı sorgular gibiydi. Gözlerini benim üzerimden çekip Ömer Asaf'a döndü, "Merhaba Asaf, sabah börek yapmıştım. Sana da getireyim, dedim." diyerek Ömer Asaf'a elindeki poşeti uzattı.

Yüzünde hoş bir tebessüm vardı, Ömer Asaf elindeki poşeti aldı. Donuk bir ifadeyle onlara bakıyordum.

Aralarında bir şey olmasına ihtimal vermemiştim, ailelerin kendi düşüncesi sanmıştım ama galiba aralarında bir şey vardı.

Bu saatte börek getirecek kadar samimi olduklarına göre...

Eğer öyleyse bu şirketten anında çıkar, İzmir'e dönerdim. Başkalarının hikayesinde üçüncü kişi olmaya niyetim yoktu.

Kendi kendime gelin güvey olmamıştım, Ömer Asaf'ın tavırları karşısında ona yakın davranıyordum.

Ama Ömer Asaf öyle bir şey yapmazdı değil mi? Rana ile aralarında bir ilişki olmasına rağmen bana öyle davranmazdı...

Ömer Asaf donuk yüzüme bakıp kaşlarını çattı, "Keşke zahmet etmeseydin, sabah kahvaltı yapmıştım. Teşekkür ederim, ofise dağıtırım ziyan olmasın." dediğinde Rana'nın gülen yüzü solmuştu.

Ömer Asaf, açıkça yemeyeceğini belirtmişti ve elindeki poşeti masanın üzerine bıraktı.

Bunu bozulan ifademe bakıp söylemesi...

İçten içe düşsem de tepki vermemiştim, aralarındaki ilişkiyi öğrenene kadar tavrımı koruyacaktım. Ömer Asaf'tan hoşlansam da doğrusu buydu.

"Olsun tadına bakarsın." diye şansını deneyen Rana ile Ömer Asaf hafifçe kaşlarını çatmıştı. "Canım istemiyor, teşekkürler." benimle kibar konuşmasının aksine soğuk ve net bir şekilde konuşuyordu. Aralarına gözle görülür bir sınır koyuyordu.

Rana kabullenerek kafasını salladı, "Peki, nasıl istersen..." demişti saçlarını kulağının arkasına sıkıştırarak. Bakışları bana kaydığında yalandan gülümsemişti, "Çiğdem, senin ne işin var burada?" hesap sorar gibi konuşma tarzı komik gelmişti.

O kimdi ki bana hesap soruyordu.

Alayla güldüm, "Seni ilgilendirir mi bilmiyorum ama burada çalışmaya başladım." verdiğim cevabı beklemiyordu. "Demek burada çalışmaya başladın..." belli etmemeye çalışsa da sinirlenmişti. Bunu görebiliyordum.

Ömer Asaf'ın bakışları ikimizin arasında mekik dokuyordu, boğazını temizleyerek dikkatimizi üzerine çekti. "Rana, halam senin için endişelenir eve dön istersen." kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya kalkmıştı.

Böyle bir şey beklemiyordum.

Rana da beklemiyordu, yüzünde şaşkın bir ifade oluşmuştu. Afallamıştı. Ömer Asaf onu nazikçe kovmuştu. "Haklısın. Annem merak eder, ben eve gideyim." diye mırıldandı kırılmış gibi. Bir anlığına onun için üzülebilirdim ancak bana kin dolu bir ifadeyle bakması sinirlerimi bozmuştu.

Ne diye bana öyle bakıyordu? Ben mi onu kovmuştum?

Rana odadan çıktıktan sonra gergin şekilde Ömer Asaf'a dönmüştüm. "Bu neydi şimdi?" dedim ellerimi belime koyarak.

Şu anda Cennet Mahallesi Pembe gibi durduğuma emindim... Bütün kibarlığım buraya kadardı.

Ömer Asaf'ın çatık kaşları bu duruşum karşısında düzleşmişti. Komik gelmiş olmalıydı, gülmemek için gözlerini kaçırdı. "Geleceğinden haberim yoktu." demişti açıklama yaparak. "Normalde gelmez, ilk iş gününde gelesi tutmuş." diye söylenmişti.

SÖZDE AĞA | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin