Birbirimizi tekrar öptükten sonra Anne'in yanına geçtim.
'Kredi kartımı ister misin Anne?'
'Hayır Matt, teşekkürler'
'Gerçekten eğer istiyorsan,'
'Hayır, teşekkür ederim'
'Peki öyleyse,'
Onlara el salladık tam gidiyorduk ki seslendiler
'Bu oyunu tekrar düşünün olur mu?'
'Tamam Jamie. Görüşürüz'
Hızla uzaklaştık. Cevap ne olursa olsun hayırdı. Biraz ilerledik burada her şey vardı. Jamie'ye ve kendime bi kaç şey almak istiyordum çünkü sadece bi kaç mağza geçmemize rağmen ben vitrindeki her şeyi beğenmiştim. Sonunda bi tane mağzaya girdik ve ikimizde bakınmaya başladık. Güzel şeyler vardı ve hiçbiri iğrenç denilecek kadar kötü değildi. O sırada biraz sohbet etmeye başladık.
'Jessica, bu oyunu oynamayacağız dimi?'
'Tabii ki hayır Anne, merak etme'
'Aslında Matt sevgilim olsaydı düşünebilirdik, ama o sevgilim değil ve ben, sadece istemiyorum'
'Biliyorum Anne, merak etme oynamayacağız'
O sırada ister istemez baksırların olduğu tarafa yöneldim. Rengarenki ve insanın ilgisini çekiyordu, belki Jamie'ye bi kaç tane alabilirdim. Anne'i çağırdım birlikte baktık.
'Bunların hepsi neden bu kadar güzel'
'Bilmiyorum Anne, Jamie hangisini beğenir'
'Sanırım bunu senin bilmen gerekiyor'
'Ihm şey, aslında hep siyah giyiyor. Artık öyle giymesini istemiyorum'
'Öyleyse, ben bu sarıyı beğendim sanırım'
'Sence giyer mi?'
'Bence sen istersen giyer'
Güldü bende güldüm ve onun bedeninden aldım. Her ihtimale karşı bide siyah aldım. Üzerinde yazılar yazıyordu. Güldüm,komikti.
'Sanırım bende Matt'e alabilirim ha?'
'Sen ciddi misin?'
'Evet, yani Jamie alsın Matt baksın mı?'
Güldük onun için de seçtikten sonra ödeyip çıktık. Biraz daha ilerleyip başka bi mağzaya girdik, burasıda diğerinin tarzında ama daha güzeldi.
'Birazdan dondurma yiyelim mi? Şu tarafta çok yakışıklı çocuklar gördüm'
Güldüm ve başımı salladım. O da güldü. Jamie ve kendime tişört aldım. Aynısıydı. Aynı giyen sevgilileri hep kıskanıyordum ve bence bu kesinlikle iyi oldu. Mağzadan çıkıp bar gibi bir yere oturduk. Dondurma satan çocuk cidden fazla yakışıklıydı o neydi öyle? Tanrım. Anne'e yaklaşarak ne istediğini sordu.
'Şey, ben,çikolatalı istiyorum'
'Peki siz?'
'Karamel'
Başını sallayarak bize gülümsedi ardından dondurmalarımızı verdi. Anne'e çaktırmadan göz kırptım sırıttı. Anne'i tanıyorsam eğer bu çocuğa yürürdü. Çok geçmeden bi çocuk daha geldi ve diğer müşteriler için ona yardım etti. İkiside fazla iyiydiler. Oturan sadece biz kaldığımızda Anne dikleşti ve konuşmaya başladı.
'Şey bi şey sorabilir miyim?'
'Tabii ki efendim'
'Acaba burada mı yaşıyorsunuz, yoksa sadece işiniz için mi buradasınız'
'Aslında o işi için burada ama ben burada yaşıyorum'
İkiside gülümsedi ve beyaz dişleri ortaya çıktı. Cidden fazla yakışıklıydılar tanrım. Esmer olanın üzerinde beyaz atlet gibi bir tişört ve altında dizlerinin biraz üzerindeki siyah şortu vardı. Gözlerinin yeşilliği uzaktan belli oluyor ve teninin esmerliğinden güneşte yandığının kanıtıydı. Diğeri ise sarışın kahverengi gözlüydü. Saçlarının ucunu kahverengiye boyamıştı ve herkese yakışmayan şey onda mükemmel durmuştu. İkiside kaslıydı boyları uzundu ve gamzeleri vardı. Sarışın olanın şortunun üzerinden gözüken baksırı dikkatimi çekti ve ister istemedende olsa baktım. Seksiydi. Fazlasıyla.
'Siz kardeş misiniz?'
'Hayır ama sayılırız. O benim kuzenim. Bu arada Ben Jack ve o da Jamie'
Güldük ve ikisininde ellerini sıktık. İsminin Jamie olmasını tesadüfe bağladım. Dondurmamızı bitirdikten sonra biraz sohbet etmeye karar verdik.
'Ne zamandır buradasınız? Ah az kalsın unutuyordum ben Anne, o da Jessica'
Gülümsedik çok tatlı gülüyorlardı.
'Biz uzun zamandır buradayız, Ada çok güzeldir, daha önce geldiniz mi?'
'Hayır gelmedik'
'Tekrar gelmelisiniz, burada her cuma ve cumartesi günleri parti düzenleniyor. Dışarıdan gelenler bile oluyor ve şanslısınız ki bugün de var. Umarım akşam buradasınızdır'
'Ne yazık ki bir kaç saate döneceğiz'
'Bu çok kötü, umarım bir şekilde planınız değişir ve akşam partiye gelebilirsiniz.'
'Ah biz gelmeyi çok isterdik ama-'
'Ama, şey biz buraya arkadaşlarımızla geldik'
'Bizce onlarda gelebilir'
'Onlarla konuşuruz, umarım burada oluruz'
'Ah umarım. Acaba telefon numaranı alabilir miyim? İstersen tabii, belki akşam burada olduğunuzda tekrar görüşebiliriz. Anne? Değil mi?'
'Ah evet Anne, tabii ki alabilirsin'
Gülümsedim, Jack Jamie'yi dürttü ve Jamie yanıma yaklaştı.
'Merhaba'
'Merhaba'
'Umarım akşam burada olursunuz'
'Umarım, fazla konuşmaz mısın?'
'Hayır, aslında ben pek konuşmayı sevmem'
'Peki neden'
'Biraz uzun hikaye sanırım'
Gülümsedi, bende öyle. Anne ve Jack aralarında konuşuyorlardı onlara bakıp güldük ve birbirimize baktık.
'İyi. Kaynaştılar. Ha?'
'Evet, evet sanırım'
'Adın ne demiştin?'
'Jessica, ve sende Jamie'sin öyle değil mi?'
'Evet, sanırım öyleyim'
Güldük. Anne'e gitmemiz için işaret yapacaktım ki o çoktan muhabbeti kurmuş konuşuyordu. Tamam, vaktimiz çoktu değil mi?
'Şey, eğer izin verirsen telefon numaranı alabilir miyim? Beni yanlış anlama lütfen'
'Ah, aslında-'
Duraksadım. Vermek istemiyordum benim sevgilim vardı. Ama Jamie önceden çok kızla birlikte olup çıkmıştı ve bi kez olsun sadece telefonumu vermekten ne kaybedebilirim diye düşündüm.
'Tamam, alabilirsin tabii'
Gülümsedi, birbirimize telefonlarımızı verdik. Aman Tanrım ne yapıyorum ben..
'Ne zaman geldiniz?'
'Bi kaç saat oldu'
'Adayı beğendiniz mi?'
'Evet, çok beğendik'
'Sevindim'
'Sen neden burada yaşamıyorsun?'
'Okulum orada'
'Orası?'
'Seattle'
'Sen ciddi misin? Aman tanrım biz buraya Seattle'dan geldik'
'Şaka mı yapıyorsun?'
'Hayır çok ciddiyim, hangi üniversite?'
'Güzel sanatlar, müzik bölümü'
'Aman Tanrım, belki inanmayacaksın ama benim okuluma çok yakın'
'Özel üniversitede mi okuyorsun?'
'Evet, tanrım'
'Ne okuyorsun?'
'Dil,'
'Maria diye birini tanıyor musun?'
'Evet ve kusura bakma ama ondan nefret ediyorum'
'Evet bende, o, eski sevgilimdi'
'Tabii, zaten okulda çıkmadığı erkek kalmadı, sıra sizin okuldaymış'
'Sana bi şey söyleyim mi? Ben seni çok sevdim'
'Bende seni sevdim,'
'Arkadaşlarınız kim bilmiyorum ama lütfen onları ikna edin ve akşamki partiye gelin.'
'Tamam ama, biz nerede kalacağız'
'Kaç kişisiniz?'
'Sekiz'
'Peki, size iki tane oda ayarlayabiliriz, umarım kalırsınız ve ben seni tanıma fırsatı bulurum'
'Umarım'
Anne'le birbirinze baktık ve kalktık
'Gitsek iyi olacak, eğer gelemessek, biz sizi ararız olur mu?'
'Tabii, iyi günler Anne ve Jessica'
'İyi günler Jack ve Jamie'
Gülümsediler el sallayıp uzaklaştık. Bi süre konuşmadık ardından birbirimize bakıp sırıttık. Aman tanrım.
'Anne belki inanmayacaksın ama bu Jamie varya bizim okulun üstündeki güzel sanatlarda okuyormuş'
'Sen ciddi misin'
'Evet, çok'
'Aman tanrım, Jessica bi yolunu bulup akşam burada kalmalıyız'
'Kesinlikle, onları tanımak istiyorum'
'Sevgilin olduğunu sanıyordum'
'Evet hala var Anne, ve onu aldatmayacağımı biliyorsun'
'Biliyorum, dalga geçiyordum'
'Bahane bulmalıyız'
'Tamam, Jamie'ye de ki akşam burada kalırsak ne istersen yaparım'
'Oldu, beni öldürsün dimi becermekten'
'Öyleyse de ki, eğer bugün burada kalırsak seni yalarım'
'Tamam, bunu yapabilirim.'
Güldü ardından bende güldüm. Biraz ilerledikten sonra durdum.
'Anne, dondurmanın parasını verdin mi?'
'Hayır, sen verdin sanıyordum'
'Tanrım, hadi dönüp verelim'
'Evet, hem bahane olur ha?'
Güldük ve geri döndük. Onların yanına gelene kadar Kartımı çıkarttım. Gülümseyerek yaklaştım.
'Bu kadar çabuk beklemiyorduk'
'Hayır, biz parayı vermeyi unutmuşuz'
Güldük, kartımı uzattım almadı.
'Lütfen alır mısın,'
'Hayır, bu seferlik bizden olsun olur mu'
'Lütfen alır mısın, sen alana kadar buradan gitmem Jamie'
'Bana uyar'
Gülümsedi, Anne arkadan güldü ve telefonuyla uğraşıyormuş gibi yaptı. Jack neredeydi?
'Peki, Jamie, lütfen alır mısın şu lanet kartı'
'Hayır alamam, rica ediyorum biz size hoşgeldin hediyesi vermiş olalım tamamı? Belki biraz küçük ama lezzetli bir hediyeydi. Buna eminim.'
'Saçmalama ve al lütfen, bak beni tanımıyorsun cidden al şunu yoksa sonucu çok kötü olur'
'Bence almalısın çünkü sinirlenince gözü pek bi şey görmez.'
'Peki, ama sırf seni kırmamak için alıyorum'
'Tamam, teşekkürler'
Kartı aldı, ödedik. Ardından görüşürüz deyip uzaklaştık. Yolda Jamie'yi aradım, hemen açtı.
'Nasılsın Jamie'
'İyiyim, çok iyiyim, nerdesiniz'
'Gelicez şimdi siz nerdesiniz'
'Bizi bıraktığınız yerde. Böyle mal gibi oturup kaldık sizsiz bi şey yapamıyormuşuz, onu anladık'
'Jamie ya ciddi misin'
'Evet çok'
'Neden gezmediniz ya deli misiniz'
'Biraz,'
Güldük geleceğimizi söyleyip kapattım. Onları bıraktığımız yere gittik ve oturduk. Gülümsediler. Jamie'yi yanağından öptüm.
'Merhaba,'
'Merhaba'
'Biz,size bi şeyler aldık'
'Ciddi misin'
'Evet, yani çok güzel şeyler vardı ve düşündük ki almalıyız, ama şimdi vermeyeceğim, tekne de vermek istiyorum'
'Öyleyse tekneye gidip dönebilirriz'
'Olmaz Jamie'
'Ah iyi peki'
Bi süre oturup sohbet ettik. Gülüyorduk ama sanırım artık konuyu açmalıydım. Anne bana baktı başımı sallayıp ayağa kalktım ve Jamie'ye elimi uzattım.
'Biraz dolaşalım mı? Yalnız'
Başını salladı ve ayağa kalkıp elimi tuttu. Onlara görüşürüz dedik ve güzel adanın sıcak sahiline adım attık. Burası adanın diğer bölümlerine aksin Kalabalık değildi aslında şu an yalnızca ikimiz vardık. Yavaş yavaş yürüyorduk. Elimdeki poşetleri aldı
'Taşıyabilirim'
'Evet yapabilirsin, sadece şimdi değil'
'Teşekkürler'
Onu öptüm o da beni öptü ve elime dah sıkı sarıldı. Hayır, Jamie kesinlikle böyle biri değildi, kısa süre sonra eski halina dönecekti. Emindim.
'Jamie, şey, benim sormak istediğim bir şey var'
'Sorabilirsin'
'Acaba bu geceyi bu adada geçirsek olmaz mı'
'Nedenmiş o?'
Derken kenardaki kayalıklardan birine oturduk.
'Burası çok güzel, sadece bu'
'Sadece bu değil, dökül bakalım'
'Jamie ben sana asla yalan söyleyemem, bu yüzden, şey biz yeni birileriyle tanıştık ve bu gece burada bi parti yapılacak mış, sizde kalın dedi. Çocuğun biri bizim üniversiteye yakın bir yerde okuyor. Belki olurda bu gece burada kalırsak biraz takılırız diye düşünmüştüm'
'Kimmiş onlar, adları ne?'
'Adları, Jack ve Jamie..'
'Ya, demek öyle'
'Lütfen kızma, sadece arkadaş olarak onunla konuştum. Zaten bi sevgilim var çünkü'
'Evet sen belki öyle konuştun peki ya o?'
'Emin ol o da öyleydi'
'Tabii, eminim'
'Jamie lütfen'
'Hayır, bu gece burada kalamayız'
'Lütfen'
'Hayır dedim, uzatma'
'Bana sert davranmandan nefret ediyorum'
'Her şey istediğin gibi olmuyor işte güzellik, bende seninle tanımadığın erkekler konuşsun istemiyorum ama oluyor işte'
'Yine eskisi gibi oluyorsun..'
'Biliyorum, üzgünüm, ama benden bu gece burada kalmamıza izin vermemi bekleme sakın. Yapamam yani seni gece partide erkeklerin yanında göremem, seni kıskanacağım ve kavga çıkacak. Ve unutma ki buraya annemlerle geldik, benim onları ikna edebileceğimi sakın düşünme.'
'Jamie haklısın, ama yalnız değil yanımda sende olacaktın'
'Umrumda değil, yine de sana bakacaklardı, çünkü güzelsin'
'Jamie...'
'Jessica lütfen uzatma, ben sadece düşünmüştüm ki belki bu gece birlikte biraz film izleriz ve takılırız. Ne biliyim işte, birlikte zaman geçiririz. Onları istemiyorum, parti istemiyorum, kalmak istemiyorum. Lütfen ısrar etme'
Ona sıkıca sarıldım o da bana sarıldı. Ona nasıl hayır diyebilirdim? İmkansızdı, kesinlikle imkansız. Tamam, sadece birlikte film izleyip takılacaktık. Takılmaktan kastı sanırım sevişmekti ama bunu halledebilirdik.
'Tamam, öyleyse ben arayıp gelemeyeceğimizi söylerim'
'Ne? Bide telefon numaralarını mı aldın?'
'Almadım, o istedi ve bende vermiş bulundum'
'Lanet Olsun Jessica! Telefonu bana ver'
'Hayır'
'Ver dedim!'
'Lanet Olsun Jamie Hayır!'
'Jessica. Telefonu. Bana. Ver.'
Korkarak verdim, o çocuğu bulup aradı ve uzaklaştı. Tanrım, lütfen. Uzaktan onu izledim sinirli gözüküyordu ve bağırıyor gibiydi. Çok geçmeden yanıma geldi ve telefonu bana fırlattı.
'Bir daha herhangi birine telefonunu verirsen çok kötü bozuşuruz Jessica'
'Özür dilerim, ne dedi?'
'Ne diyecek? Bir daha seni istesede aramayacak, sevgilisi olduğunu bilmiyordum muş. Bak delireceğim Jessica, bana bunu yapma.'
'Tamam Jamie, sana söz veriyorum yapmayacağım'
Sinirli gözüküyordu ama yine de bana sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım. Uzun sürmedi. O çok haklıydı vermemem gerekirdi. Konuyu değiştirerek bana baktı.
'Biraz birlikte olsak hiç fena olmazdı'
'Canımı acıtıyorsun, istemiyorum'
'Canını acıttığımı düşünmüyordum'
'Tabii'
Kalktım ve yeniden geldiğimiz yöne doğru yürüdüm. Tanrım onunla sevişmek istemiyordum. Hayır şu an gerçekten olmazdı. Matt'lerin yanına doğru yaklaşmışken kolumdan tutup çekti.
'Özür dilerim, yani eğer canını acıtıyorsam üzgünüm'
'Sorun değil. Bırak kolumu'
'Bunun için bana küsecek misin'
'Sana küsmeyeceğim Jamie, sana kırgınım çünkü aklın sevişmekten başka hiçbir şeye çalışmıyor.'
'Hadi ama sen ciddi olamazsın'
'Çok ciddiyim.'
Kolumu çektim ve Matt'lerin yanına döndüm. Konuşuyorlardı. İkisinin ortasına oturdum Jamie'de tam karşıma oturdu.
'Çabuk döndünüz'
'Kes sesini Matt'
'Sen kes sesini Jamie'
'İkiniz de kesin sesinizi, niye kavga ettiniz bu sefer?'
'Boşver Anne, gidelim mi?'
Başını salladı ikimizde kalktık onlarda kalkacaklardı ki izin vermedik.
'Siz kalıyorsunuz.'
'Biz gidiyoruz'
'Peki, sakin olun'
Hızla oradan uzaklaştık Anne koluma girdi ve bana destek verdi. Hayat sıkıcıydı gibi bir felsefe yapmayacaktım. Zaten öyle olduğunu hepimiz biliyorduk.
'İyisin, değil mi?'
'İyiyim Anne, sadece, beni fazla sıkıyor, bu'
'Takma kafana, her zamanki Jamie işte. Hadi şu dondurmacıya gidip bi şeyler içelim'
'Jamie çocukla konuştu, ve hayliyle sert bi konuşma olmuş gibiydi'
'Öyleyse sende benimle gelirsin, yani onu görmek için falan değil'
İkimizde güldük ardından o tarafa doğru yürümeye başladık. Bulantıcı hava beni hayli terletirken Anne benim aksime iyi görünüyordu. O her zamanki Anne'di. Oraya vardık ve sandalyelere oturduk. Bizi gördüklerine şaşırmış gibilerdi.
'Sizi beklemiyorduk'
'Evet tabi öyle, biraz içkiniz var mı acaba?'
'Siz iyi misiniz?'
'Evet, sadece gitmeden önce tekrar uğramak istedik. Akşama kalamayacağız.'
'Evet, yani Jamie söyledi. Sanırım sevgilin varmış'
'Evet, var.'
'Bunu neden söylemedin?'
'Sonra konuşalım mı?'
'Peki, size su vereyim. İçkimiz yok.'
Bize birer bardak su verdiker içtik. Soğuktu. İyi gelmişti. Anne ve Jack işi pişirmiş ilerlerken Jamie'yle kalmıştık yine. Bana döndü ve derin bi nefes aldı.
'Bana sevgilin olduğunu söyleseydin sana böyle davranmazdım.'
'Bana normal davrandın.'
'Hayır, beni tanımıyorsun, sana karşı iyiydim'
'Lütfen, ben sadece arkadaş olmak istemiştim'
'Bense belki bir gün birlikle olacağımızı düşünmüştüm'
'tabii, öyledir.'
'Herneyse, kalmadığınız iyi oldu, dayak yemek istemiyorum'
'Dayak mı? Jamie kimseye zarar vermez'
'Jamie?'
'Şey, yani onun ismi de Jamie'
'Tabii,'
'Bunun için bana kızacak değilsin, biz sadece dost olabiliriz'
'Evet, olabiliriz.'
O sırada karşıdan gelen iki kişiyi gördüm ve telaşla Anne'i dürttüm.
'Anne, kaçmalıyız'
'Ne, neden?'
'Bak,'
O tarafa baktı ve hızla ayağa kalktı.
'Siktir, Matt ve Jamie mi o?'
'Ta kendileri Anne, ta kendileri.'

Geçiktiğini biliyorum ancak tatildeyiz biliyorsunuz ayrıca bi kaç sorun varda çok özür dilerim sizi seviyorum lütfen yorum yapın 💘

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!