YENİ: Tap'i tanıtıyoruz. 📲'unuz için bağımlılık yapan sohbet hikayeleri. Şimdi Türkçe
Şimdi Edinin

6. Bölüm : Sahi Aşk Neydi?

34 1 0

"Hiçbir zaman iki ölümlü arasında olmadı Aşk..."

Garip bir şekilde bu cümle düşüncelerimi alt üst etmişti, kitabı bırakıp yatağa uzandım ama hala o cümlenin etkisinden kurtulamıyordum. Sahi aşk neydi? Şiirlerde ki gibi kendisine tutulan insanları ölümsüz yaptığı doğrumuydu? İçimde uçuşan bu sorular arasında başım dönmeye başlamıştı, bu duyguya karşı ilk defa içimde bir merak uyanmıştı. Bir türlü aklımdan atamadığım bu soru zihnimde yankılanıp duruyordu?

"Aşk... Aşk neydi?"

İlk defa okuyordum bu şiiri, elimdeki kitaba tekrar baktığımda uzayıp giden satırlarda devamı da vardı ama ben özellikle bu satırlarda kaybolmuştum. Şiirin derinliğine dalmış, hiç tatmadığım bu duyguyu içimde sorgularken aşağıdan bana seslenen teyzemin sesini duydum. Kitabı hızlıca yerine koyup aklımda ki bu çalkantı girdabıyla bekletmeden teyzemin yanına gittim. Mary gelmişti.

-"Merhaba Mary. Hoş geldin" dedim ama aklım hala okuduğum şiirdeydi.

-"Merhaba Sera, düşündüm de belki benimle sinemaya gelmek istersin. Çok güzel bir film var." Dedi neşeli bir şekilde gülümseyerek.

-"Harika. Çok güzel düşünmüşsün Mary." Teyzem benim yerime çoktan cevap vermişti bile. Ona göre harikaydı yine beni düşünerek bunu istediğini biliyordum. Eva'nın zoruyla gittiğimiz zamanların dışında hiç sinemaya gitmezdim. Film izlerken sıkıldığım anlar oluyordu ve bazen o kadar çok sıkıcı olabiliyordu ki bu filmlerin bitmesini beklemek bana işkence gibi geliyordu. Bu düşünceyle Mary'n inde gecesini berbat etmek istemesem de belli ki hayır deme ihtimalim bile yoktu.

-"Hımm. İyi düşünmüşsün Mary teşekkür ederim." Dedim memnun olmuş görünerek. Teyzem ve Mary isteksiz olduğumu anlamışlar fakat bunu çok umursamamışlardı. Okuduğum mısraların etkisinden henüz kurtulamamıştım, belki de film kafamı dağıtabilir diye düşündüm çünkü aşk hakkında daha fazla düşünmek istemiyordum.

Ceketimi aldım, Jeyn'i öptüm ve Mary'le birlikte onun daha önceden seçtiği bir aşk filmine girmek için yola çıktık.

Sinemanın yerini tabi ki bilmiyordum ve uzak olduğu için Mary'nin arabasıyla gitmiştik. Arabası da tıpkı kendi gibi küçük ve şirindi. Bu sefer izlediğimiz filmi gerçekten beğenmiştim, beni etkileyen tarzda fantastik bir macera filmiydi ve içinde inatçı iki aşığın yaşamından kesitler sunuyordu. Git gide teyzeme ve Mary'e biraz haksızlık yaptığımı, onlarla birlikte bir şeyler yapmanın çokta kötü olmadığını düşünmeye başlamıştım. Onlar gerçekten iyiydi. Bazı zevklerimiz birbirinden çok farklı olsa da Mary beni eğlendirmeyi başarıyordu.

...

Helezona'ya geleli iki haftadan fazla olmuştu. Bu arada Martha dayanamayıp beni gün aşrı aramaya başlamıştı bile. Ve George da arabamı getirip bırakmıştı. Teyzem arabamı ilk gördüğünde kabullenmesi konusunda onu ikna etmek pekte kolay olmamıştı. Zevklerimin çok değişik olduğunu söyleyip, arabamın benim için tehlikelerinden bahsedip durdu. Ben küçük kamyonumu seviyordum. Nissan marka siyah bir pick-up'dı teyzemin çok endişelendiği bu küçük canavar. Teyzem yani Jeyn daha küçük bir araba almayı teklif etti ama ben arabamdan memnundum ve değiştirmeye hiç niyetim yoktu.

Jeyn bana ve onun tabiriyle garipliklerime yavaş yavaş alışmaya başlamıştı. Artık yalnız kaldığımda sıkılmadığımı biliyor ve bu yüzden kendisini suçlu hissetmiyordu. Gün içinde arayıp sürekli Mary'le dışarı çıkmam konusunda ısrar etmeyi de bırakmıştı. Ara sıra Eva ile telefonda ve internet üzerinden kamera ile konuşuyorduk. Garip bir duyguydu ama onu özlüyordum. Aklımdan benim yerime Eva olsaydı Mary çok daha mutlu olurdu diye geçiriyordum çoğu zaman. Çünkü ilgi alanları, zevkleri tamamen aynıydı. Tek farkları Mary'nin ufak tefek zayıf, Eva'nınsa balıketli ve biraz daha yapılı olmasıydı. Eva hala üniversitelerden bir cevap gelmediği için mutsuzdu, aslında Eva'nın dersleri gerçekten iyiydi, hala cevap gelmemesi onun için gerçekten kötüydü. Üstelik bazı okullar derslere çoktan başlamıştı. Gold-Tens'in açılmasına biraz daha zaman vardı. Eva benim okuluma da başvuru yazısı göndermişti. Ama buranın kiracılarda bile seçici olduğunu düşünürsek başka ülkeden öğrenci kabul edip etmeyeceği bir muammaydı. Zaman her zaman ki seyrinde akıp giderken, günlerim birbirine benzer şekilde geçiyordu. Göl etrafında ve ormanda uzun yürüyüşler yapmak artık vazgeçilmez hobilerim arasına girmişti. O günden sonra o garip siluetli aptal çocuğu bir daha görmemiştim. İlk başlarda ormana giderken onu bulmayı ve elimden gelen en hızlı şekilde gözünün üstüne okkalıca bir yumruk indirmeyi hayal ediyordum ama daha sonraları umursamamaya başlamıştım. Hatta bir daha öyle bir olay yaşamadığım için garip bir şekilde bu olayı gerçekten yaşayıp yaşamadığım konusunda tereddüt etmeye bile başlamıştım. Ve bir zaman sonra ormanda onu aramayı bırakıp ağaçların ve yalnızlığın tadını çıkarmaya karar verdim. Bu arada Mary beni aynı okula gideceğimiz üç dört kızla daha tanıştırmıştı. Mary hepsinin ayrı ayrı özellikleri olduğunu söylese de bana hepsi aynı geliyordu. Teyzem sayesinde bazen hep birlikte dışarı çıkıyor ve sinemaya, alışverişe falan gidiyorduk. Teyzem benim yalnız kalmam konusuna çok fazla kafasını taktığı için onu kırmamak ve mutlu etmek adına ara sıra bu tür aktivitelere katılıyor ve mutluymuş gibi görünüyordum. Oysa bu küçük gezilerin çoğu beni bunaltıyordu, yapılan şeyler, edilen sohbetler hep aynıydı. Kıyafet, erkekler, para, gırgır ve şamata. Yeni –arkadaşlarımı- kafamda bir şema halinde tasarlamıştım. Hepsinin yerini az çok belirlemiş ve kime nasıl davranacağımı iyice ezberlemiştim.

Karen orta boylu ve esmerdi. Renginden sürekli şikâyet ediyor ve boya küpüne düşmüşçesine aşırı makyaj yapıyordu. Benden üç yaş büyüktü ve bu yıl 3. sınıfa gidecekti. Barbara minicik kıyafetler giyen ve bana biraz sulu gelen erkeklere göre çekici bir kızdı. 1. sınıfa gidiyordu. Aslında 2. sınıf olması gerekiyormuş fakat tekrar etmesi gereken dersleri olduğunu öğrendiğimde bu bana hiç de yanlış gelmemişti. Olivia yemyeşil gözleri sıcacık gülümsemesi olan sessiz bir kızdı. İnsanlardan kaçırmaya çalıştığı gözlerinde hep bir kırılmışlık vardı. Mazisinde acı olayların olduğunu duymuş ama bunu ona soramamıştım. Ayrıca ailesiyle savaş zamanında Rusya'dan göç ettiklerini ve maddi durumlarının iyi olmadığını öğrenmiştim. O da benim gibi liseyi bu sene bitirmişti ve üniversiteye bu sene kabul edilmişti, fakat derslerinde ki başarısından dolayı 2. sınıftan başlayacaktı. Sanırım tanıdıklarım arasında en ağır başlı ve olgun olan Olivia'ydı.. Ve son olarak da bu ilginç arkadaş gurubuna bir hafta önce Paula katılmıştı. Erkek gibi davranışları olan vücudu küçük küçük metallerle dolu kısa saçları olan değişik bir tipti. Diğer kızlar gibi çiçekli böcekli giyinmiyordu ve kızlara da kıyafetleri yüzünden sürekli takılıyordu. Duygusal şeylerle sürekli dalga geçiyordu. Özellikle Barbara ve bacakları hakkında yorumlar yapmaktan aşırı zevk alıyor ve bizi de çatlayıncaya kadar güldürüyordu. Dışarıdan onları ve didişmelerini izlemek bayağı eğlenceliydi. Onları yeni tanımıştım ama onlara alışmaya başlamış ve hepsini zamanla benimsemiştim. Onlarda beni farklı tavırlarımı yadırgamadan kabullenmişler ve sanki yıllardır arkadaşmışız gibi alışmışlardı. Olivia aralarında Mary'den sonra en çok anlaşacağım kişi gibi görünüyordu. Özellikle Golden-Tens'de sınıf atlayıp 2. sınıfa başlayacağını duyduğumdan beri onunla daha fazla ilgilenmeye başlamıştım. Onun sayesinde erken öğrendiğim bu sınıf atlama olayı bende büyük heyecan yaratmıştı. Olivia'dan detayları öğrenerek bende sınavlara girecek ve 2. sınıftan başlamak için elimden geleni yapacaktım. Ben sınav için heyecanlanırken diğer kızlar da okulun açılışıyla beraber yapılacak yaz partisi için heyecanlanıyorlardı. Onlara göre muhteşem olan bu parti kâbusu beni oldukça rahatsız ediyordu. Ve korktuğum gibi geleneksel olduğu için teyzemin de bu partiden haberi vardı. Oldum olası sevmezdim bu tür etkinlikleri. Ama teyzem benim yerime plan yapmaya, elbise beğenmeye başlamıştı bile. Onun parti hazırlıklarına başladığını anladığımdan beri bende bu işten kaçmanın bir yolunu aramaya çoktan başlamıştım. Kesinlikle kaçmak için köklü ve iyi bir fikir bulmam lazımdı. Ben yeni yaşamımın beni heyecanlandıran sınav tarafı ve tedirgin eden parti kısmıyla uğraşırken hep aklımda olan Eva'ya üniversitelerden hala bir cevap gelmemişti. Onunla iletişim halindeyken sürekli bundan bahsediyor ve umudunu kaybettiğini söyleyerek ağlıyordu. Onun üzülmesi beni de üzüyordu ve aklıma sınav sevincimi destekleyecek iyi bir fikir gelmişti.

...

Kayıp Yıldız - Sır DüğümüBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!