'onun gökyüzünün penceresi yoktu.'
Mavi gökyüzü, lila bulutlar. Yakıcı turuncu güneş, penceremi ıslatan eylül yağmuru.
Denizin dalgaları duvarımı tuzlar, ağaçların yeşillikleri güneşime uzanırdı
Her gün izlediğim terasımda.
Büyürken renkler vardı benim etrafımda.
Saçlarımda, gözlerimde. Düştüğüm dizlerim, damarları belli olan kollarımda.
Tavanımda, en önemlisi. Geceleri üzerine sözler ve insanlar yansıyan duvarımda.
Onun gökyüzünün penceresi yoktu
Sokağının maviye bakmadığı gibi.
Gözlerinde istese bir orman yeşerirdi
Benim denizlerimi yakıp kül ettiğinden beri.
Bir gece, karanlıkta, Ankara'nın acımasız ayazında inmişti perdesi, renklerini çekip içinden aldığı gibi.
Ve insan bazen dokunamadığında bir kalbe,
O kalbi söküp yerinden etmeyi bilmeli.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
şiirlerim.
PoetryOnunla savaşmaya gücüm yoktu Yumruklarımı savurduğum göğüs kafesi boştu. "Bana bir neden ver!" Diye haykırdım yüzüne, O sokağın ortasında öylece baktı gözlerime. Onda kalmamı istediği yoktu.
