'Sen.'
Bir ihanetin acısı süzülür ruhumdan,
O karanlık, ıssız, gürültülü ama sessiz zihnime.
Ters döner serçe yatağından,
Bir mum yakar karanlığın zifirine.
Anıların biriktiği o şifalı sudan tatmış gibi hatırlar tüm acılarını.
Şifanın fazlası zehirdir, panzehir elinde kuşun;
Kapıdan girmek üzere olan rüzgarın bahşettiği yapraklarıyla göz kırpar ufka.
"Bilinmezlikti avuçlarım arasında duran
Ve kederdi her gece sızıp koynuna uzandığım.
Asla rahat vermeyen kabuslarım külden ve bu buzdan ellerim alevden yapılma
Ve küldü etrafa dağılan, her hayal kırıklığında tattığım.
Bakanı çeken okyanus gözlerinin içinde, derinliğinde boğulmuş cesetler;
Ve bir zehri sızdıracak kadar kana boyanmış dudaklarının arasında
Kalbe saplanacak kurşunlar.
Geçmiş, şimdi ve gelecek.
İmkansız bir masalın karakterleri bu oyunda.
Masal kitabı kışın altında kalmış, kaplanmış soğuk karla.
Yazmak için eline aldığın kalemin mürekkebi benim kanımdan
Sömürerek kendine kattığın o hayat benim canımdan
Ve etrafına ördüğün o buzdan duvarların benim fırtınamdan yapılma.
Sorular sorup durma,
Cevap alamayacaksın fısıltılarına.
Geceleri kaçan uykularımın durağıydın sen.
Eline yüzüne bulaştırdığın hatıralardan kopmuştun sen.
Bir göçebe kuşum, kışı atlatmak için sığındığım o yuvayı başıma yıkan rüzgardın sen.
Zihnimde belirmiş o bedeni bulmuş en karanlık ruh, rengini karanlıktan alan o denizdin sen.
Güneşin doğmadığı kıyılarda vurup duran kayalıklara,
İçine düşeni boğmadan bırakmayan dalgalardın sen.
Sen.
Sen ve senin karanlık huyların.*
Senin hastalığındın sen.*"
*-onun karanlık huyları, tuğçe şenoğul.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
şiirlerim.
PoetryOnunla savaşmaya gücüm yoktu Yumruklarımı savurduğum göğüs kafesi boştu. "Bana bir neden ver!" Diye haykırdım yüzüne, O sokağın ortasında öylece baktı gözlerime. Onda kalmamı istediği yoktu.
