Mutimedia da Eylül var

Sabah annemin cıvıl cıvıl sesiyle gözlerimi araladım.

Desemde ... İnanmayın çünkü benim annem yok. Yani en azından benimle ilgilenen beni umursayan bir annem yok. Babamı saymıyorum bile annemden beterdir kendileri. Neyse drama bağlıyamıycağım  hiç valla. İş seyahatlerinden bana zaman ayıramadıkları için tek iletişimimiz paradan ibaret . Aslına bakılırsa herşey paradan ibaret.

Onlar için herşey para. Evet evet ben hani şu parası olan ama sevgiye muhtaç olan yalnız kızım . Neyse maddi durumuz iyi olduğundan kolejde okuyorum. Adım Eylül Bozkurt. Yani Bozkurt soyadım yalnış anlaşılmasın lütfen . Kendimden bahsetmek gerekirse ki yarım saattir ailemin ilgisizliğinden bahsettikten sonra bundan bahsetmek daha çekici geliyor.

Dediğim gibi ben Eylül Bozkurt . Gürsoy kolejinde lise 3  öğrencisiyim. Şimdilik bu kadar sanırım.

Annemler yine iş için seyahate gittiler ve ben yine yalnız olduğum muhtemelen de birçok zaman yalnız olacağım evimden çıkıp okula gitmek için servise bindim.

Okula geldiğimde müdür her zamanki yerini almış mikrofon kontrölü yapıyordu.

Beril 'in yanına geçtiğimde birbirimize gülümseyip başımızı Müdür'e çevirdik. Bu arada Beril benim en yakın kız arkadaşım daha doğrusu en yakın tek kız arkadaşım. Birde Arda var biz genelde üçlü takılırız . Arda okulda popüler bir konumda yani çocuk Allah var yakışıklı ee birde basket takımı başkanı olunca kızların gözü hep üstündedir bizim oğlanın. Beril'de biraz kavgacı bir yapıya sahip olsada candır can .

"Evet sevgili Gürsoy koleji öğrencileri iyi dersler. " müdürün bitmek bilmeyen konuşmasının nihayet son sözleri ile öğrenciler, biz oluyoruz o şahsiyetler okula girmeye başladık.

Beril 'in yanına oturup konuşmaya başladıktan kısacık mini minnacık bir süre sonra İngilizce hocamız aynı zamanda sınıf hocamız olur hanımefendi sınıfa girdi. Yani yuh bu kadar çabuk da gelinmezki ya Beril daha dedikoduları anlatamadı bile.

"Of Beril of tüm hafta sonu okulu bekle diye zırvalamasaydın şimdi bana dedikodu yetiştirme çilen olmayacaktı bizde ne güzel dersimizi dinleyecektik."

Şu anda tahtada tek ayak üstünde evet yalnış duymadınız tek ayak üstünde Berille yan yana duruyoruz. Neden mi? Bu salak bana dedikodu anlatacağım derken hoca tarafından susmamız gerektiği belirtilen 3 ikaz sonucu ve konuşmamızın tekrarlanması üzerine Semra hoca yani İngilizce hocası bizi aklınca cezalandırıyor . Tamam kız bağır çağır tabi kararınca yap bunları ama tek ayak üstünde durdurmak nedir ya Allah Aşkın'a ilkokul çocuğu muyuz biz ?

" Ya kızım ben nerden bileyim bunun bu kadar hızlı geleceğini sınıfa . Hem sen tutturdun ders sırasında anlatta anlat diye. Ne var yani zilin çalmasını beklesen çatlar mısın? Al böyle tek ayak üstünde bekleriz işte."

Beril 'in sözleri üzerine daldığım düşüncelerden kurtulup derin bir of çektim, tam ona cevap vereceğim sırada Semra hocanın sesi ile açtığım ağzımı geri kapadım.

" Kızlar pes artık hala mı konuşuyorsunuz ya hayır yani bari dersi dinleyen arkadaşlarınıza saygınız olsun ."  Bu kadınında gözünden hiç birşey kaçmıyor ha bide dersi dinleyen arkadaşları katıyor araya. Neyin kafasında bu dersi dinleyen var sanki tabi şu her sınıfta 1 adet olan hani şu inek öğrenci orta sıranın en önünde oturan varya hani Hah işte bizim sınıfta da o kişinin adı Melike . Bi Melike  dinliyor dersi oda zaten her koşulda dinliyor biz engel filan olmuyoruz yani kıza. 

Mavi BelaBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!