Bölüm-4)Düello

63.2K 3.8K 1.7K

Bölüm @YusufSelimUstun 'e
Biraz Kısa. Oldu ama neyse

Yine Carl'in alarmıyla uyandım. Anlamıyorum madem okul 8'de başlıyor neden 6'da alarm kurarsın ya neden? Tekrar uyamayacağım için kot pantolonumun üstüne beyaz tişörtümü giydim ve aşağı indim.

"Carl hani okul 8'de ya neden 6'ya alarm kuruyorsun ha?"

"erken kalkmak iyidir..." Orkon kolkmok oyodor! Ben hayat felsefesi "ye, uyu, s**" olan insanım ya!

"Carl sen dün bana o yastıkları dondurma işini öğretsene..."

"bak şuradaki kumandaya odaklan uçtuğunu düşün. Bak böyle..." Bir dakika Carl'a şöyle bir baktım da yakışıklı çocuk yani utanmasam-

"Melisa düşüncelerini duyduğumun farkındasındır umarım..." dedi sırıtması genişlerken. Oradaki kumandayı kaldırıp kafasına vurmaya başladım

"Şu an ne düşünüyorum Carl ha?" Carl'ın kumandayı almak için hamle yapmasıyla olanlar oldu. Carl ben kumandayı yukarı kaldırınca
omzumu tuttu benim dengem bozuldu, Carl'ın üstüne düştüm kalkmaya çalışırken havada tuttuğum kumanda kafama düştü, başımı eğince Carl ile dudaklarımız birleşti.

"Oha! Biz yeni kalkalım bunlar mercimeği fırına vermişler!" Kafamı kaldırıp odanın ortasında donakalmış Diana ve Selin'e baktım. Suratımın domatesten farksız olduğuna emindim.

"Göründüğü gibi değil. Şey oldu be-"

"Ben telekineziyi gösteriyordum. Sonra aklından beni-  Neyse kumandayı uçurtup kafama vurdurtmaya başladı ben kumandayı almaya çalışınca onu kaldırdı, kaldırınca omzunu tuttum üstüme düştü sonra kumandada kafasına gelince başını eğdi ve... O kadar"

"of bende heveslenmiştim ya!.." dedi Diana. Ben senin hevesini! Lan getti ilkim getti!
---
"Hey millet biri yemek yapabilir mi acaba?"

"ben olsam yemezdim bu gün düello var"

"nasıl bir şey?"

"Ustalar ile düello yapıyoruz öldürmek hariç her şey serbest bu düelloda. En iyilerimiz ustalara katılıyor"

"İyiymiş..."

---

"Ben savunma öğretmeniniz Jackson. Düello birazdan başlayacak. Tamamen element güçlerinizi kullanacaksınız başka bir alet kullanılmayacak. Kazanamayacağınızı düşününce şu küçük topu sıkın bekleme kabinine ışınlanacaksınız. Hadi düello başlasın" dedi ve kapıyı açtı içeride

Her elementten vardı.

Zaten bizlerden elementlerimize göre kıyafet giydirmişlerdi herkes kendi elementiyle düello yapacaktı benimki renkliydi tahmin ettiğiniz üzere... Bütün elementlerin ortasında durdum.

Sarı saçlı bir çocuk bana yaklaştı. Su kontrolcüsüydü.

"bakalım element kontrolcümüz neler yapabiliyormuş" dedi ve bana sel dalgası gönderdi. Ben ise ona tsunami gönderdim tabi çocuk yere yapıştı.

4 kişi daha bana gelmeye başladı her elementten 1 kişi.

"galiba şimdi adil oldu" dedim ve onlara hortum fırlattım. En kaslı olan çocuk bana ateş topu attı bende gerilemek zorunda kaldım. Hepsi el ele tutuştu ve bana renkli bir top attılar bu sefer yere düştüm. 5'e 1 olduğumuz için böyle şeyler normal yani... Kendi kendimi teselli ediyorum işte. Siyah saçlı kız bir adım öne çıktı

"Carl'ın şans öpücüğü işe yaramamış sanırım küçük sürtük ha?" İşte bu bardağı taşıran son damla olmuştu. Bunu söylemeyecektin. Ağzımdan istemsizce kelimeler dökülmeye başladı

"Dixisti nomen tueatur statera! Nunc ego scelera visitabo vos statera" diye bağırdım ve birden saçlarım uçuşmaya başladı ve birden yükselmeye başladım beyaz bir ışık saçıyordum arada diğer renklerde katılıyordu aralarına buradaki herkesin gözü bendeydi. Sürtük kelimesinin benim için nasıl bir anlama geldiğini bilseniz yaptığımı normal karşılardınız. Tamam ne olursa olsun normal karşılaşmazdınız, ama zayıf noktam gibi bir şey bu da...

"Scintralle!" -parla!- diye bağırdım ve birden etrafı kör edici bir beyaz ışık sardı ve yere düştüm. Son hatırladığım buydu...

CARL'DAN

Düello salonda yankılanan ses ile bölündü bu Melisa'nın sesiydi peki nasıl böyle bağırabiliyordu?

"Dixisti nomen tueatur statera! Nunc ego scelera visitabo vos statera!" bu kız ne dediğinin farkında mı? Kafamı herkesin baktığı yere çevirdim Melisa havada ışıklar saçıyordu! Cümledeki anlamsızlığa gel! Parla diye bağırdı ve etrafı kör edici bir ışık sardı.

Işık sönünce etrafa bakındım bazı ağaçlar çiçek açmıştı Melisa'nın etrafında renk renk çiçekler vardı. Ne yaptı bu kız?

Altı sedye geldi ve etrafı yanıklar içinde olan 5 kişiyi ve Melisa'yı aldı. Umarım bir şeyi yoktur.

Beşimizde revirdeki bekleme odasındaydık, Melisa'dan gelecek haberi bekliyoruk. Kızla yeni tanışmamıza rağmen çok sevmiştik onu. Melisa benim şeyime benziyordu...şeyime ...ölen kuzenime! Yani aramızda asla bir şey olamaz!

Hemşireyi görünce yanına gittik

"Melisa nasıl?"

"Malesef bilgim yok oraya bir tek üst düzeyleri alıyorlar" dedi ve gitti bizde yüzümüz asık geri döndük. Tam o sırada bir hemşire bana seslendi

"Carl, sen Melisa'nın arkadaşısın değil mi?" Hevesle başımı salladım.

"istersen odasına girebilirsin" dedi ve gitti. Gülümseyip Melisa'nın yanına gittim. Acaba uyandı mı?

"Carl neyim varmış?" demek ki uyanmış.

"bilmiyorum"

"Hmm"

"o düelloda yaptığında neydi öyle?" gülümsedi

"inan hiçbir fikrim yok, nece konuştuğumu bile bilmiyorum" gülümseyip yatağın yanındaki koltuğa oturdum. En azından bir şeyi yoktu...

MELİSA'DAN

Bay Point'in gelmesiyle ona döndük.

"Carl ve Melisa sizinle bir şey konuşacağım" ikimizde başımızı salladık

"Kara Ateş efsanesini biliyorsunuz değil mi?"

"ben bilmiyorum..." Sormayı unuttum! Soraydım da öğreneydim, bu hallere düşmeyeydim! Allah'ım aklım mı gidiyor? Gittiyse eli boş dönmesin. Tamam bende bir şeyler var.

"Ben anlatıyim o zaman." dedi Carl izin istercesine. Bay Point izin verince anlatmaya başladı

"Bundan tam 1000 yıl önce element kontrolcüleri yokmuş. Büyücü ve cadılar varmış. Ama bu büyücüler adalet diye bir şey bilmezlermiş, kendilerini üstün görür ve insanları köleleştirirlermiş. Bir gün lider büyücünün bir oğlu olmuş, Olturux. Olturux bütün elementleri kontrol ediyormuş, yani bir büyücü değilmiş.  Babası bunu öğrenince onu öldürmeye çalışmış. Fakat şu ayrıntıyı unutmuş o 'Denge Koruyucusu'muş dünyanın tüm enerjisini korur, onun denge ve adalet içinde yayılmasını sağlarmış. Babası bıçağı Olturux'a saplayacağı anda kör edici bir ışık sarmış her yeri ve bıçağı kül etmiş ve ülkedeki bütün büyücüler element kontrolcüleri olmuş. Olturux bir büyüyle gücünün her 100 yılda bir başka birine gitmesini sağlamış ve Kontrolcüleri üçe ayırmış: Denge Korucuları, Element Kontrolcüleri, Kara Ateş. Kara Ateş aslında Denge Koruyucuları'nın farklılaşmış haliymiş. Katiray ve ikizi Durkan'a dayanıyormuş : Durkan denge koruyucusuymuş fakat kardeşi olmadan tam anlamıyla güçlerini kullanamıyormuş çünkü kardeşi Kara Ateş'miş ve zıtlık onları güçlendiriyormuş. Bu yüzden Denge Koruyucalı erkek, Kara Ateşler kız olurmuş. Fakat bundan 13 yıl önce son kara ateş ailesi öldü"dedi Carl hızlıca

"Yani sonuca varırsak ben Denge Koruyucu'su oluyorum ve özellikle bir Kara Ateş bulmam lazım ama hepsi ölü?" Bay Point onayladı.

"Aslında son bir tane kaldığına eminim" diye mırıldandı Black. Sanki görmüş gibi konuşuyordu.

"tamam ama ilk önce beni buradan çıkarın"

Elementler AkademisiWhere stories live. Discover now