For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Kendimi yorgun, bitik ve tükenmiş hissediyordum. Neredeyse kapanacak olan göz kapaklarımı zorlukla açık tutuyordum. Kantindeki beyazın en soluk rengine sahip olan plastik masaya dirseğimi dayayıp, başımı da elime yaslamış, gelen geçen öğrencileri izliyor, çayın ve tost kokusunun harmanlandığı havada yayılan gürültülerini ninni edasıyla dinliyordum. Böyle bir ortamın huzur sağlayabileceğini söyleseler gülüp, 'işine bak' derdim. Lakin bu huzur dolu anları zehir edebilecek, minicik bir dinlenme payını dahi haram eden bir şahsiyetle arkadaşsanız, vay halinize.

Sürekli dürtüklemesinin yanında, hiç durmadan bir şeyler anlatıyor, üstelik tiz sesi Hansel ve Gratel'deki cadının dediği 'sizi yiyeceğim bücürler' efekti yaratıyordu. Belki ne alaka diye düşünebilirsiniz ama çikolata ve türlü çeşit tatlının, kurabiyenin içindeki bu çocuklar da cadı yüzünden keyif çatamamış, aksine canlarını zor kurtarmışlardı. Uyumak üzere olduğum gerçeğini de hesaba katarsak, gözlerimi kısmış ve el verdiğince Zeynep'in gevelediği şeylere kulak kabartıyordum.

''Ne tembelmişsin kızım! Bu saatte uyunur mu hiç?'' Yüzünü yüzüme çevirip yarı alaylı, yarı sıkılmış vaziyette kocaman iri koyu kahve rengindeki gözlerini üzerime dikip, beni sinir topuna çevirmeye başlamıştı. Saat sabahın dokuz buçuğuydu ve uyumak için tam vaktiydi.

Artık kolumun başımı tartamayacağını anladığımda kafamı masaya gömdüm. ''Uğraşma benimle. Hem ben uyumuyorum,'' Yalandı, külliyen yalandı. Ama uyukluyorum demekten de utanıyordum. Gerçi niye utanıyorsam? Kantine giren herkes uyukladığımı bal gibi de biliyordu. Üstelik konuşurken sesimin tüylü, tekir bir kedinin soğuk kış ayında, sıcak sobanın arkasında ısınıp, mayışıp mırıldanması gibi olduğunu varsayarsak, uyku yüklü ve tembellik doluydum.

''Hayır, anlamıyorum.'' Titreşim dolu sesi beynime sivri uçlu bir iğne gibi atıyordu. ''Ne yaptın bütün gece? Dünyayı mı kurtardın? Alt tarafı ders çalıştın,'' Kafamı ağır çekimde kaldırıp, ona tabiri caizse bön bön baktım. Havalı bir şekilde öfkeli bakışlar atacak biri değildim sonuçta. Ama o susmak bilmeyip, devam ediyordu. ''Of! Bakma bana şöyle. Son ana bırakmasaydın,'' Ve en az gözleri kadar koyu kahve olan saçlarını savurup, başını çevirdi. Tek kelime edemedim. Çünkü bu durumu irdeleyemeyecek kadar yorgundum. Tekir kediliğime geri döndüm. ''Aa! Baksana Deniz'le kim geliyor?'' Cidden niye bunları bu kadar yüksek sesli söylüyordu? Bırak beni, şurada uykumla samimi dakikalar yaşayayım. İlla ki saatini şaşırmış horoz gibi birisi ötmeden durmazdı. Sonra niye cinnet geçirdin derlerdi.

Hem bana neydi Deniz'den? Arkamdan gelen öksürük sesiyle sıçrayıp, kafamı tekrar gömdüğüm masadan kaldırarak karşımda put gibi oturan Zeynep'e baktım. Arkamda her kim varsa büyülenmiş gibi bakıyordu. Üstelik gözlerini daha ne kadar açabilirdi merak ediyordum. Dayanamayıp, bende dönüp baktım.

Ve bir çift safir mavisi gözle karşılaştım.

💎

Kişisel hesaplarım;
İnstagram; asosyalkralice_
Facebook: Aşkın Nur Savaş
Twitter: AsknNurSavas

MÜCEVHER DENİZİ💎1 |KİTAP OLDU|Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!