Giymiş olduğum çiçekli elbise ile gülümsedim, her Antep'e geldiğimde benim için çiçekli elbise sezonu açılıyordu. Buranın rengarenk kumaşları vardı, Filiz nene de kendi elleriyle bana elbise dikerdi...
Sinem de beyaz üstünde sarı papatyalar olan bir elbise giymişti, saçını da topuz yapmıştı. Normal tarzına oldukça zıt giyinmişti bugün, hanım hanımcık bir kız olmuştu.
"Çok güzel olduk lan!" dedim kıkırdayarak. Ben siyah bir elbise giymiştim, üzerinde minik minik mavi çiçekler vardı. Siyah uzun saçlarımı açık bırakmıştım, abartısız bir makyaj yapmıştım.
Sinem göz kırparak "Biz her zaman güzeliz..." dediğinde güldüm. "Hadi çıkalım, kına için hazırlık yapılacak." dedim söylenerek. Bugün kına vardı.
Kınayı bizim konakta yapacaktık kız tarafı olarak, hiç sevmediğim Hasibe için hazırlık yapacaktık...
İkimiz de odadan çıktığımızda konakta gözlerimi gezdirdim, herkes bir şey yapıyordu. Kadınlar ellerinde eşyalar merdivende taşıyor, küçük çocuklar büyük topluluklar hâlinde koşuşturuyordu. Sürü gibiydiler.
Büyük adamlar ve gençler salonda oturmuşlardı... Kadınlar bir yandan konağın avlusunu temizliyor bir yandan da çocuklar ile uğraşıyordu.
Tek kişilik yaşadığım İzmir'deki evimden sonra burası tam bir kargaşaydı.
Ben böyleyken Sinem daha da affalıyordu. "Sudan çıkmış balık gibisin." dedim kıkırdayarak. "Kanka aşiret işi hiç benlik değilmiş lan... Bu kalabalık çok fazla." evet kalabalık hiç ona göre değildi.
"Şirkete geliyorum, bensiz iş yapma demedim mi sana Hamit! Kafana göre ne yapıyorsun sen?!" diye sinirle yürüyen abime döndük.
Anlaşılan Hamit yine kendi başına bir şeyler yapmıştı. Sürekli varlığını kanıtlamak ister gibi şirkette bir şeyler yapardı ama yaptığı bu çocuksu davranışlar yüzünden sıkıntı çıkardı. Ve bu sıkıntıyı çözen de abim olurdu...
"Kapat, boş boş konuşma!" dedi sinirle. Telefonu kapatıp sinirle elini siyah saçlarının arasında gezdirdi. "Ne oluyor?" dedim merakla. "Hamit, malları benden habersiz farklı bir firmaya satmak için şirkete çağırmış. Aklına göre anlaşma imzalayacaktı." dokumacılık üzerine fabrikalarımız vardı. Ve hepsi abimin yönettiği şirkete bağlıydı.
Geçen seneye kadar tüm yetki abimdeyken büyük nenenin istediği üzerine Hamit'e de yetki verilmişti... Tabii büyük neneye bu aklı veren Leyla'dan başka kimse değildi. Büyük nene de onun sözünü dinleyerek dediğini yapmış ve babama söylemişti. Tabii babam yine kukla gibi onların istediğini yapmıştı.
Her zamanki gibi.
Şirkette söz sahibi olmasında bir sıkıntı yoktu ama Hamit hep abimin zıttına giderek saçma davranışlarda bulunuyordu. Elindeki yetkiyi kötüye kullanıyordu.
"Bizde gelelim mi?" dedim abimi sakinleştirmek ister gibi sakince konuşmuştum. "Belki ihtiyaç falan olur." ben ve Sinem son sınıf işletme öğrencisiydik. Bu şirket işlerinden anlıyorduk yani.
Biraz da işlerden kaçmak için bu teklifi sunmuştum.
Abim bir bana bir de Sinem'e dönüp baktı, yeşil gözleri Sinem'in üzerinde takılı kalmıştı. Yeni fark eder gibi Sinem'i süzdü, az önce sinirden dikkat edememişti. Fazla baktığını anladığında gözlerini kaçırdı, Sinem ise abimin tavırları karşısında sırıttı.
"Gelin, dönüşte de mezara gideriz." dedi abim.
Anneme gidecektim.
Sevinçli de olsam iç çektim. "Hadi oyalanmayalım, yoksa Hamit malları satıp bizi zarara sokacak." şakayla karışık konuştuğunda güldüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÖZDE AĞA | Texting
General FictionGelir kaynağım💸: Dolandırıcı mısınız? Gelir kaynağım💸: Benim kız kardeşim yok. Ne dediğinizi anlamadım. Çiğdem: Lan pislik herif. Çiğdem: Ay yani bir tanecik abim❤️ Çiğdem: Babam bana karşı çok sinirli olduğunu söylemişti de beni sildiğini söyleme...
