0.7

20.4K 1.2K 194
                                        

Üvey annem, yani Leyla... Benim çocukluğumda berbat anılar bırakan bir kadındı.

Benden nefret ederdi, aynı şekilde ben de ondan. Abim yokken bana yaşattığı şeyler aklıma gelince kafamı sallayarak berbat geçmişimden sıyrıldım.

Filiz nenenin kolları arasından çıktım, karşımda duran babam kollarını açıp "Kızım hoş geldin," dedi sarılarak. Karşılık vererek ben de sarıldım. "Hoş buldum." dedim mırıldanarak. Babam ile aram nasıl dersiniz... İyiydi işte.

Babamdı.

Bu kadardı.

Samimiyetsiz sarılmamıza son vererek geriye çekildim, abimin yanına geçip onun göğsüne sığındım. Abim sorgulamadan elini belime sararak beni iyice kendine çekti ve kafamın tepesine bir öpücük bıraktı.

Babam bize bakarak kafasını eğdi. Zamanında sahip çıkmadığı çocuklarıydık.

Şimdi ise hiçbir şeyi.

"Ay hoş geldin Çiğdem kızım..." diye yalandan konuşan Leyla ile göz devirdim. Bu tavırları sahteydi. Yalandı.

Onun tavırlarına karşılık yalandan gülümsedim, yanıt verme gereği duymadan neneme döndüm. "Filiz nene bana dolma yaptın değil mi? Bak kuru patlıcan dolması yapmadıysan geri giderim." dediğimde Leyla bozulmuştu. Söylenerek önüne döndü.

Filiz nene gülerek "Oy kuzum, yaptım tabii. Hatta çok seviyorsun diye bol bol yaptım." dedi yanımda sessizce durmuş ve her gördüğü şeye garipseyerek bakan Sinem ile gülümsedi.

Filiz nene, "Adın ne güzel kızım senin?" dediğinde Sinem tatlı tatlı güldü. "Sinem, Filiz nene." dedi. Sinem'in sonda dediği şeyden sonra Filiz nenenin yüzündeki gülümseme daha da genişledi. "Oy sen bizim kızla her yere giden kızsın. Çiğdem diyordu hep, arkadaşım ile gidiyorum. Demek sendin." Sinem başını sallayarak onayladı.

Evet Filiz neneye her şeyi anlatırdım, haberi olurdu ne yaptığımdan. Gizlerdi de yaptığım şeyleri, kimseye söylemezdi. Beni ve abimi Filiz nene büyütmüştü, onun için yerimiz onda ayrıydı. Görmediğim anne sevgisini, sıcaklığını onun yanında hissederdim.

Abim ise bana karşı çok korumacı yaklaşıyordu, bu yüzden yurt dışına çıkmama sıcak bakmıyordu. Korkuyordu, başıma bir şey gelecek, diye. O yüzden İtalya'ya gittiğimi öğrenince bana sinirlenmişti. Herkesi de bana para göndermemek konusunda tembihlemişti...

Filiz nene bile para atmamıştı!

Kendince bana ceza vermişti... Belki de haklıydı ama ben gezmeyi seven bir insandım. Yeni yerler görmek daha cazip geliyordu. Tatillerimde Antep'e gelip Leyla ile karşılaşacağıma İtalya sokaklarında gezmek benim için daha iyiydi.

Elimde fırsat vardı ve bende değerlendiriyordum.

"Yemeğe geçelim artık." dedim mırıldanarak. Yemek masasına geçtiğimizde karşımda Hamit oturdu, kucağında da çocuğu vardı. Üvey kardeşimdi, Leyla'nın oğluydu. Onun yüzüne daha fazla bakmadan kucağındaki kızına el salladım, minik ellerini gülerek sallayan kızı ile iç çektim. Babasının berbat karakteri yüzünden kızı sorumlu değildi.

Yine içimde huzursuzluk başlamıştı. Üzerimde bakışlar hissediyordum, masanın altından elimi sıkıca tutan abim ile gülümseyerek kafamı omzuna yasladım. "Eğer istersen çiftlik evine gidelim." dediğinde "Hayır, konakta kalalım." dedim inatla. Onlar beni istemiyor diye gidecek değildim.

Bu konak benim de evimdi.

Her ne kadar ev gibi hissettirmesede...

Masanın başına gelip oturan büyük nene ile ofladım, "El öpmek yok mu?" diyerek ilk lafını söylediğinde yutkundum. "Büyük nene... Yoldan geldim ve hastayım. Sana bulaşsın istemem." diye sakince konuştum.

Büyük nene hastalık konusunda oldukça hassas davranırdı, kendisine dikkat ederdi. Boşu boşuna doksanlara merdiven dayamamıştı. "Kalsın kalsın istemem." dedi yüzünü ekşiterek. Buruşmuş yüzü daha da buruşmuştu.

"Bu kız kimin nesi?" diyerek Sinem'i hedef aldı. "Arkadaşım, düğün için geldi." dedim kısaca. Alayla bana baktı, senden de bu beklenir der gibi bakmıştı.

Sırf Sinem'i giyim tarzından ve saç renginden dolayı yargılamıştı.

Sinirle "Büyük nene..." diye konuşmaya başladığımda Sinem bacağımı sıkarak susturdu. Ona döndüğümde sorun değil anlamında göz kırpmıştı, "Saçların mavi mi dolaşıyorsun sen?" susmadan konuşan büyük nene ile Sinem sakince ona döndü.

"Evet büyük nene, beğendiyseniz size de maviye boyarız." dediğinde herkes sustu. Geldiğimizden beri olan curcuna kesilmişti. "Bence büyük neneyi mavi açmaz." diye ciddiyetle konuşan abim ile kendimi tutamayıp kahkaha attım...

Sinem'in dediği bir şeyi devam ettirmişti...

Shipim olmuştu bile.

Büyük nene sinirden kızarıp bozardığında babam "Hadi yemeğe başlayalım!" dedi gür bir sesle. Herkes susarak önüne, yemeğine döndü.

Abim ile Sinem'e bakıp bakıp duruyordum, üçümüz de gülümsüyorduk.

Filiz neneye baktığımda abime ve Sinem'e baktığını gördüm... Bakışlarımız kesiştiğinde aynı fikirde olduğumuzu gördüm. Çünkü o da bizim ikiliyi yakıştırmıştı.

Ee o zaman dedikodu yapacaktık!

Ömer Asaf: Çiğdem Antep'e gelmişsin.

Ömer Asaf: Hoş geldin.

Ömer Asaf: Uzun zaman olmuştu. (Gönderilmedi.)

İki tane çiftimiz var bu arada, Yusuf ile Sinem de ön planda olacak. Onları da işlemek istiyorum:')

Ve olaylara başlayalım bakalım ehehehe

Karakterler ve olaylar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

meslemervaa

SÖZDE AĞA | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin