Gergin bir şekilde yutkundum ve sahte bir gülüş sergiledim. Allahım bu benim çektiğim neeeeğğ? Neden dünyada o kadar insan varken bu Yunan tanrısı görünümlü geri zekalıya düştüm nedeeeeğğnn?

"Bana kaldın demek?" Yine o ben kötüyüm sırıtışı bak ya. Pislik.

"Öyle oldu." Maalesef. "Ne yapacağız peki?"

"Benim eve gidelim." OHA. Beni bunla baş başa bıraktılar inanmıyorum ya. Ağağağağağ. Bana kötü bir şey yapacak bu kesin ağağağağağağ.

"Hemen farklı şeyler düşünme fesat." Yüzümü okuyor lan bu manyak?

"Ne düşüneceğim ya ahahah. Saçmalama istersen."

Kaşlarını kaldırdı ve gülerek dudağını ısırdı. Ay yakışıklı pislikler ölsün. Ruh halimi zor durumda bırakıyorlar yav.

"Öyle olsun bakalım. Buraya taksiyle geldim. Eve uğrayıp arabamı alalım. Rahatça gezeriz diyecektim bayan fesat."

"Ben fesat değilim!"

"Evet sadece ben çok yakışıklıyım ve aklına gelen şeyleri durduramıyorsun değil mi? Ahaha üzülme doğal bir içgüdü. Herkeste olur." Ay hem sapık hem egoist hem de şizofren.

"Gelmiyorum." Aralıksız playboy sırıtışı yüzünden silindi.

"Ne?" Öyle kalırsın işte.

"Seninle gelmiyorum." Şuraya da bir intikam bakışı.

"Of. Ne alıngansın. Şaka yapıyordum." He heee bilirik heee.

"Sen şaka yapma ya." Gözlerimi devirdim.

"Şunu bilmelisin ki bugün beraber vakit geçirmezsek o zaman yarın beraber vakit geçiririz. Haftasonu olmazsa okuldan sonra. Okuldan sonra olmazsa diğer hafta. Ama mutlaka beraber vakit geçiririz. Çünkü onlar öyle istiyorlar." Vovovovovov organize işler bunlaaaar.

"Kaya? Kim istiyor? Ay sen cidden şizofrensin galiba."

"Of şizofren değilim salak. Anne ve babalarımız istiyor. Çünkü iki aile de dost ve bizi birbirimizle evlendirerek şirketleri daha da güçlendirmek istiyorlar. Annen ve babanın işi olmasa bile plan yapmışlardır. Sırf beraber vakit geçirip yakınlaşalım diye."

Diyosun.

"İyi de ben daha 17 yaşındayım. Gerçek anne ve babamdan daha yeni haberim oldu ve en önemlisi TİPİM DEĞİLSİN." Ya ahshdhdhdhd bunu nasıl dedim lan helal bana. Tüm meteorlar tipimdir by.

"Artık gidelim mi?" Oha dur bir dakika üzüldü şimdi bu? Üzüldü ya. Melis ne üzülecek saçmalama eminim o da istemiyordur bunu. İstemiyordur demi? İstiyor mu yoksa?

"Ben seni dışarda bekliyorum." deyip dışarı çıktı.

Tamam şu an biraz vicdanım kanıyor olabilir. Niye böyle morali eksilere düştü bu çocuğun ya. Neyse banane alla alla.

Üst kata çıkıp telefonumu aldım. Annemden iki cevapsız. Babamdan üç cevapsız iki mesaj. Önce olsa 'ay boku yedik' hallerine girebilirdim ama şu an çok raadım dostlar. Önce anneme sonra babama aynı mesajı attım.

Şimdi meşgulum. Akşam sizi ararım. Merak etmeyin sorun yok ve iyiyim.

Aynaya dönüp kendimi kontrol ettim. İyi ya nolsun işte normal Melis. Let's go!

Tam dış kapıyı açıp dışarı çıkacaktım ki bir şey farkettim. Ayaklarıma eğilip baktım. Anam benim ayakkabım yok.

Sol tarafa döndüm ve tavana kadar uzanan dolabın kapağını büyük bir umutla açtım ve yess! Tabiki de benim ayakkabılarım da var salak mısın?

Bir çift spor ayakkabı kaptığım gibi dışarı çıktım. Merdivenlere oturup ayağıma geçirdiğim ayakkabıları giymeye başladım. Öğlenin yakıcı sıcağı altında bir gölge belirdi. Kafamı kaldırıp gözlerimi kısarak baktım. Kaya tam tepemde bana garip garip bakıyordu. Baktı. Baktı. Ve baktı.

"AHAHAHAAHAAH İNANMIYORUM MELİS SANA SEN ŞAKA MISIN KIZIM? AHAHAHAHAH"

Noluyo aq ne bağırıyon?

"Ne? Noldu şimdi? Anlamadım. Ne gülüyorsun ya?"

"Ahahaha Melis biz ayakkabımızı kapının önünde giymeyiz. Biz evde ayakkabılarımızla dolaşırız." IYYYYYYYYYYYYY. ÖĞHK. KUSCAM. O ne pis şey lan? Ay hem rahat olmaz ki. Ay zengin pis meretler ya.

"Tuvalete de onunla giriyorsunuz o zaman. Ya pis bir şey ama bu."

" Ahahahaha ya Melis hiç senin kadar tuhaf bir kızla tanışmamıştım."

Ben de hiç zenginlerin bu kadar pis olacağını düşünmemiştim qnq.

"He neyse ben öyle ayakkabıyla falan dolaşamam. Hiç rahat değil bir kere. Hem pişer bu sıcakta ayaklarım be."

"Tamam Melis sen öyle yap. Hadi taksi geldi gidelim artık." Ve tatlış bir gülümseme. Nooo etkilenmedim.

Never.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!