Canlar♡ Seviliyorsunuz x Keyifli okumalar dilerim :)

Kardeşimin yanında uyanmak gerçekten mükemmel bir duyguydu. Onu kollarımın arasında tutup daha da sıkıca sarmalamak harikaydı. Daha da harika olan şey ise uyanınca sevinç çığlığı atıp yatakta hoplayıp zıplamaya başlamasıydı. Beni gerçekten özlemişti ve upuzun bir süreden sonra yeniden görünce bayağı sevinmişti.

Okulu olduğu için annem tarafından erkenden uyandırılmış ve sevinç nidalarıyla beni de uyandırmıştı. Benden ayrı kalmamak için okula gitmemek için çokça ısrar etti, okul üniformalarını giymemekte diretti ancak hepimiz bu direnişinin boşuna olduğunu biliyorduk. Ne olursa olsun annem onu okula yollayacaktı. Ben de Melina'nın üzülmemesi için "Bir hafta boyunca buradayım, kuzucuk. Hem bugün benim halletmem gereken işlerim var, evde değilim öğlene kadar. Okul çıkışı birlikte bir şeyler yaparız, olmaz mı?" dedim. Gülümseyerek onayladı ve hazırlanmaya başladı.

Odasından çıkıp banyoya yöneldim ve sıcacık bir duş ile kendimi mest ettim. Aceleyle yanıma giysi almadığımdan annemin bornozunu giyip hızlı adımlarla odama yöneldiğimde beni Melina dışında kimse görmedi. O da görünce kıkırdadı ve bende ona göz kırpıp sessiz olması için gülümseyerek işaret yaptım. Kıkırdaya kıkırdaya başını sallayıp hazırlanmaya devam etti.

Odama girip bavulumdan kendi giysilerimi çıkarırken evin ne kadar da soğuk olduğunu bir kez daha fark ettim. Oysa Marcus'un evi sıcacıktı. Diamond Season'da çokta soğuk değildi. Ancak bizde tüm evi ısıtacak kadar para olmadığından bizim ev oldukça soğuktu. Aklıma ne Jared'ı ne de Marcus veya diğerlerini sokmayıp bir haftalığına neşeli kalmayı hedefleyerek zihnimdeki düşünceleri bir kenara ittim.

Kot pantolonumu giyip üzerine limon sarı bir kazağı seçtim. Kazağı başımdan geçirip aynadaki yansımama bakınca istemsiz olarak bile olsa yüzümü buruşturdum. Kazağı hızla çıkartıp yatağımın üzerine fırlattım. Bavulumdan başka bir kazak seçerken elime gelen istemediğim giysileri de yatağa doğru fırlatmaya başladım.

Krem rengi bir kazağımı bulunca zafer kazanmışça gülümsedim. Titreye titreye kazağımı giydiğimde kapım çaldı. "Giyiniyorum!" diye seslendiğimde annem "Ya çabuk hazırlan nereye gideceksen seni biz bırakalım ya da otobüsle git." dedi. Ona otobüsle gideceğimi söylediğimde onayladı.

Dize kadar kahverengi deri çizmelerimi giyip iki parmak uzunluğundaki topuklarını zemine iki kez vurup kıkırdadım. Bu çizmelerimi hep sevmişimdir. Biraz fazla parfüm sıktım ancak yoğun koku bir süreliğine öksürmemi sağladı. Aynadaki yansımam gözüme iyi görününce darmadağınık odamı bırakıp alt kata indim.

Annemler gitmişlerdi bile. Bir şeyler atıştırmak için mutfağa girince masanın üzerindeki bir miktar para ile öylesine bir kağıda annemin yazısıyla gelişi güzel "Güzel bir gün geçir tatlım :)" yazdığını gördüm. Parayı cebime tıkıp buzdolabının kapağını açtım. İlgimi çeken hiçbir şey göremeyince bir elma kaptım.

Artistik bir şekilde elmamdan bir ısırık alıp evin giriş kapısını açmış ve birkaç adım henüz atabilmiştim ki buz gibi rüzgarın esmesiyle tüm havam bozuldu. Hızla içeriye geri girip odama koştum. Atkı, kulakları pofuduk olan kulaklık ve eldivenlerimi takıp siyah paltomu giydim. Çanta almaya gerek duymayarak telefonumu da diğer cebime tıkıp elmamı yeniden elime aldım.

Ev anahtarlarımı kapının yanından alıp evden çıkıp kapıyı kilitledim. Elmamdan bir ısırık daha alıp adımlarımı sıklaştırarak otobüs durağına ilerledim. Durak, görüş alanıma girince gülümsedim ancak ardımdan gelen birinin aniden bana çarpmasıyla yarısı yenmiş elmam yerde erimekte olan karların arasına düşünce somurttum. Onu yerden alıp duraktaki çöpe attım.

Eksik KaranlıkBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!