Bölüm 1 | Davetsiz Misafir

En başından başla

Düşerken sırtından bir çift kanat açıldı ama çırpmayı unutmuş olmalıydı. Tutmak için çabaladı ama geç kalmıştım. "Bu bir ejderha?" dedim minik canavar yere düşmeden önce. Ama olması imkansızdı, ejderha diye bir canlı yoktu. Sadece anlatılan hikâye ve masallarda var olan canlılardı. Görüntüsü ise aynı masallarda anlatılanlar gibiydi.

Minik ejderha yere düştü ve yuvarlanarak ayağıma çarptı. Kabuğunda bir şey olmalıydı ayağıma dokununca bir soğukluk hissi yayıldı vücuduma. Kendimi istemsizce geriye çektim. Yere doğru eğildim ve ayağımı ovalamaya başladım. Minik ejderha bir süre sonra gözlerini açtı ve etrafına 'Neler oluyor?' dercesine bakmaya başladı.

"Hey, Seryans. Bunun ne olduğu ve nereden geldiği hakkında bir fikrin var mı?" diyerek ejderhanın yanına doğru eğildim ve gözlerinin içine bakmaya başladım.

Gözleri de kabuğuna uyum sağlıyordu. Lacivert olarak parlayan bir renkteydi. Göz bebekleri, sanki buzdan bir ateş yanıyormuş gibi dans ediyordu. Minik ayakları ile yürümeye çalışıyordu. Belli ki uykusundan uyanamamıştı hala. Kapı ona da çarpmış olmalıydı, büyük ihtimal ile.

"Nereden bileyim ben?" diyerek yere düşen minik ejderhaya baktı Seryans. "Sanırım ona bir isim vermeliyiz...Binksa! Ne dersin?" diyerek yataktan fırlayan Seryans ejderhanın yanına doğru attı kendini. 'Binksa' diye düşündüm, kulağa güzel bir isim olarak gelmişti.

Minik ejderhanın kafasının altından bir parlama göründü. Anlık bir olaydı. Gözüme bir parıldama geldi ve kayboldu.

Seryans minik ejderhanın yanına gelince gülen suratı ile bakarak, "Binksa." dedi.

Binksa hafif öksürdü ve ağzından ufak buz parçaları düştü. 'Ne oluyor?' dercesine minik ejderhaya bakıyordum. Sabahın daha erken saatiydi. Hava ısınmamıştı. Sabahın soğukluğu kol geziyordu. Düşen buz parçalarının da çabuk erimesi olanaksız görünüyordu.

Binksa fazla uzun olmadan kaçamak bir bakış ile Seryans'a baktı ve bana doğru ilerlemeye başladı. Yere oturmuş sırtımı soğuk betona dayamıştım.

Binksa iyice yaklaştı ve kanat çırptı. Uçmaya çalışıyordu ama başarılı olamıyordu. Ellerimi Binksa'ya doğru uzatarak avucuma aldım. Daha demin ayağıma dokunan kabuğundan gelen soğukluğu hissetmemiştim. Normal bir sıcaklığı vardı. Binksa biraz havalanınca hareketlendi ve elimden zıpladı.

Uçma denemesinin başarısızlığı ile beraber göğsüme çarptı. İkimiz beraber duvara doğru sendeledik. Kafamı duvara çarparken, Binksa'da göğsüme verdi ağrılığı. Göğsümden yere doğru yavaşça yuvarlandı. Seryans, durduğu yerden gülmesine ara vermeden devam ediyordu. Binksa dediğimiz bu ufaklık bir ejderhaydı. Kanatları, derisinin kabuğu, ağzından buz parçalarının düşmesi...

Kapı çalmadan açıldı, içeriye normal bir şekilde birisi girdi. Kapıyı biraz sert açmıştı ama aniden durdurdu ve kapı bize çarpmadı "Slide'ın yatağında ne yapıyorsun, Seryans? Kalk çabuk kalk kalk kalk." diyerek Seryans'a bağıran kişi Nutye kardeşlerin en büyüğü Anetir'di. Seryans yataktan kalkarken; "Hem Slide nerede?" diye sordu Anetir. Seryans başıyla beni işaret etti.

Anetir bana dönüğünde gülümsedim. Yeni uyandığını anlamak için saçlarına baksam bile anlayamıyordum. Pijamaları olmasından fark edebilmiştim yeni uyandığını.

"Anetir, bak. Slide ne buldu." diyerek üzerimi işaret etti Seryans. Anetir saçlarına uyum sağlayan siyah gözleri ile incelemeye başladı beni. Kucağımdaki minik ejderhayı görünce ise bir an için gözleri büyüdü. Minik ejderhaya yaklaşırken saçlarının arasında fazla belli olmayan bir ter damlası süzülmeye başlamıştı.

Garip Bir Hikâye | Dionogard - Kaçaklar ŞehriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin