Bölüm 1 | Davetsiz Misafir

52 2 2

SLİDE

Gözlerimi açtığım anda gördüğüm şey karşısında pekte şaşırdığım söylenemezdi. Boş bir tavan. Tam tersiydi düşüncemin. Artık sıkılmıştım. Yapmam gereken onca şey varken, ne yapmam gerektiğini çözemiyordum. Şuan yapmam gereken ise; yatağımdan kalkmam ve ayakta doğrulup uyanmamdı.

Bu kadar zor bir şeyi yapmam gerekiyordu yine de. Kendimi zorlayarak bile olsa en sonunda kalkmayı başarmıştım. Yâda başarmak üzereydim.

"Hey! Hadi ama artık kalksan nasıl olur diyorum." diye gelen sese karşılık vermedim.

"Off..." diye fısıldadım kendi kendime ve kapıya doğru baktım. Gelen büyük ihtimal ile ev arkadaşım Seryans olmalıydı. Başka uyandırmak için gelen olmuyordu zaten.

Bu arada üç ev arkadaşıyla beraber yaşıyordum. Seryans, Ceynos ve Anetir Nutye. Üçü de kardeşti ve bir evde kalıyorlardı. Giderlerine ortak aradıkları sırada bende ev arıyordum ve o şekilde emlakçı tarafından tanıştırılmıştık.

Emlakçı eski bir tanıdığımdı, zamanında yakasını bir dertten kurtarmıştım ve kendisini bana borçlu hissediyordu. Ev aradığımı söylediğimde hemen yardımcı olacağını söylemişti. Beni Nutye kardeşlerden en büyüğü olan, Anetir ile tanıştırmıştı.

İlk başta şartları oturup konuştuğumuzda anlaşmıştık ama evlerinde yabancı bir erkek istemiyorlardı ve haklılardı da. Hiç tanımadıkları ve yeni tanıştıkları biriyle aynı evde kalamazlardı. Emlakçı ne kadar ısrar etmiş olursa olsun kabul etmemişti.

Dahas sonra Anetir ile de biraz ben konuşmuştum. En sonunda, 'Zamanla birbirimizi tanıyacağımızı' söylediğimde Anetir biraz yumuşamıştı. Anetir beni baştan aşağıya süzdükten sonra; "En ufak bir kötü davranışını, maskaralığını görürsem evden gidersin." demişti.

Her hangi bir sorun olmayacağı konusunda da anlaştıktan sonra el sıkışmıştık ve yeni evime taşınmıştım. Aradan bir sene geçmişti ve şaşırtıcı bir şekilde hiçbir sorun çıkmamıştı.

Kapıya uzandım açmak için uzandım ama kapı çoktan üzerime doğru geliyordu. Gelmesiyle yüzüme çarpması bir oldu.

"Oh, kusura bakma Slide." diyerek kapıdan içeriye fazla uzun olmayan cılız ev arkadaşım Seryans girdi. Hafif yuvarlak bir yüzü vardı. Kızıl saçları günün ilk doğduğu anı yansıtsa bile, sabahın mahmurluğu ile dağınıktı ve taramadığı her halinden belli oluyordu. Yüzü sabahın bu erken saatine göre gülümsüyordu... Yüzünde herhangi bir değişme yoktu ve endişe duyduğu da söylenemezdi. Kapıyı yüzüme çarpmasına rağmen hala gülümsüyordu.

"Seryans... Biraz daha dikkatli olsan diyorum." diye tıslayarak konuştum ve burnunu ovuşturmaya başladım. Kanamıyordu, sadece biraz sızlıyordu.

"Bir şeyin yoooook." diye uzattı ve sonunda gülmesine engel olamadı. Neye gülüyordu ki, durup dururken? Tamam, şimdiye kadar hiç endişe etmemiş birisi olabilirdi ama bu kadar gülmesinde bir şey vardı. Etrafıma bakındım bir şey mi var diye ama görünürde bir şey yoktu. Etrafta bir şey yoksa o zaman üzerimde?

Birden kendi üzerime baktım ve göbeğimin üzerinde düşmemek için çaba sarf eden –daha doğrusu çaba sarf ettiğini söylemek zordu, çünkü uyuyordu– ufak bir canavar vardı. Dış kabuğu sert görünüyordu. Kırılması zor bir kabuk gibiydi. Rengi ise turkuazdı. Mavinin baya açık bir rengiydi.

Ufak pençelerini tişörtüme geçirmişti. Seryans gülmeye devam ediyordu. Ben ise ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Bu..." gülmesini durduramıyordu Seryans. "...da ne böyle?" diye karşılık verdi ve kendini yatağıma attı. Seslerden rahatsız olmalıydı ki minik canavar hafifçe kıpraştı ve pençelerinden birisi tişörtten çıkarak düşmesine zemin hazırladı. Minik canavarın diğer pençesi de kurtuldu ve uykulu hali ile düşmeye başladı. Hiçbir şeyin farkında değildi.

Garip Bir Hikâye | Dionogard - Kaçaklar ŞehriWhere stories live. Discover now