Günahkâr bir aşk barındırıyorum aklımda.
Allah'ın dahilinde kimsenin kabul etmeyeceği türden.
Öyle imkansız ki hayallerimde yaşattığım şey.
Kısıtlayıcı bir dünyadan kopuk bir hayat istiyorum.
Sadece ben ve işlediği günahların kirliliğinden doğan masum bir sen.
Ettiğim dualara kötülük bulaştırmadan kattım seni.
Sana sadece amin diye bağırmak kalıyordu.
Hissettiğim ve her yerime acı köklerini salan günahkâr aşk.
Benim ilk günahım , ilk kesiğim , ilk serpilişim...
Anlıyor musun?
İçime senin gibi bir günahkarı aldığım için ilk günahım,
Şehvetin suyundan bir damla almak niyetine girdiğim bu suya baştan aşağı bulandığım için ruhumun mazlum aklıma attığı ilk kesiğim ,
Bu ikisinin hız kesmeden habersiz masum kalbime bıraktıkları kirli ve kötülük kokan filizlerin içinde ilk serpilişimdi.
Sen ise bunlardan muaf olan günahkâr bir zalimdin.
Durmadı hiçbiri, düşmediler peşimden.
Baştan aşağı buladılar beni sana.
Bende kabul ettim.
Çünkü inkar etsem de yerleşmişti gönlümün baş köşesine.
Sadece izledim seni uzakta.
Misafir ettim seni sonsuz diyardan kopan rüyalarıma.
Etkiler bıraktın hücrelerime.
Kimsin sen?
İçimi yiyip bitiren , güzel sesinle beni yıkıma götüren, kalbimi böylesine çaptıran kişi kim?
Yalanların yatağında seninle yatıyorum.
Yönüm sana çıkıyor.
Gözlerinde tükenmeyen günahların beşiğinde yatan bir ben var.
Yakma onu kendinle, ben yeterince seninle yanarken.
Küçük bir buse kondur yanağıma usulca.
Kimse bilmeden yaşa yüreğimin derinliklerinde.
Arındır kendini aşkımızın suyunda.
Kurtar bizi bu günahkarlığından.
Aşkımızı yıldırımlar bölmeden sen bitir içinde bu günahları.
Kirletme onu günahkarlığınla.
Temiz bir sen istiyorum.
Yıkandıysan gel yanıma.
Kimse bilmeden gidelim el ele uçsuz bucaksız bir yerlere.
Huzurlu masum kokan akşamlarda birbirimizin olalım.
En karizmatik halinle yansı göz aynalarıma.
Dünyamın beton kaldırımlarında ayak seslerin yankılansın öylece.
Bitmişliğin olmaya hazırım.
Sen yeter ki günahkârlığından arın...
