Keyifli okumalar!
Elimde tuttuğum çay bardağını izlerken, sohbete dahil olmayı düşünmüyordum. Konuştukları şey ilgimi çekmiyordu. Daha doğrusu aklım, yarım saat önce Sungur'un bana söylediği o cümledeydi.
"Belli etmeye çalıştığım şeyin şımarıklığım olduğunu nereden çıkardın?"
Aslında ne demek istediğini anlamıştım ama onu şımarıklıkla suçlamıştım.
Kaçtın, dedi içimdeki ses.
Kaçmıştım.
Benim için mesele, aşkıma karşılık almak değildi; mesele, onun tutarsız hareketleriydi. Bazen o kadar açık konuşuyordu ki, elim ayağım birbirine giriyordu. Bazense hiç konuşmuyor, sadece bakışlarıyla her şeyi darmadağın etmeyi tercih ediyordu.
Sezen, başını kucağıma koymuş bir vaziyette uzanırken bacağımın ağrımasına sebep oluyordu ama ses çıkarmadım. Nişanlısı ile ciddi bir konuşma yapıyordu. En azından, bakışlarıyla bana verdiği izinle, okuduğum mesajlardan böyle anlamıştım.
Nişanlısı da onun gibi Trabzon'luydu. Şans eseri bir düğünde tanışmışlardı. Sezen, horon oynarken yan yana gelmiş, elbisemin uzunluğu oynayışına engel olmasına rağmen, elimi hiç bırakmamıştı, demişti aylar önce. Nişanlısı tarafından bugünün sinyalleri o zaman verilmişti.
O düğünden sonra bir şekilde konuşmaya başlamışlardı. Şimdiyse nişanlılardı ve düğünün tarihi, aileler arasında tartışmaya açık bir konu haline gelmişti.
Sezen, son olarak, "Misafirliğe gittiğin evde yaşıtın bir kız varsa, ortadan kendini kaybet." diye kibarca yazmıştı. Ardından, "Saçmalama aşkım!" cevabını alınca, aralarında küçük ama tatlı bir tartışma başlamıştı.
Gülümsedim, bakışlarımı izin vermiş olsa da rahatsız hissettiğim için başka bir yere çevirdim. Sungur, Çetin abim ve Ömer abim birkaç metre ötede, ellerindeki çaylarla ayakta durup sohbet ediyorlardı. Sungur'un sırtı bana dönüktü. Çetin abim ise yan durduğu için beni tam olarak göremiyordu.
Onlara baktığımı fark eden Ömer abim oldu. Bana göz kırpıp hafif bir gülümseme gönderdiğinde, sırtı bana dönük olan Sungur, abimin bakışlarından yola çıkarak, omzunun üzerinden arkasına baktı.
Bu kez onunla göz göze geldiğimizde, dudaklarında bir gülümseme vardı. O gülümseme abimlerin sohbetinden kalma bir gülümseme miydi, yoksa sadece bana bakınca mı ortaya çıkmıştı, bilemedim.
Önüme dönerken o da önüne dönmüştü. Babamların tavla oynayışı, annemin ve Çiçek teyzenin en son gittikleri günde çıkan kavgaya kahkahalar eşliğinde yaptıkları yorumlar içimi yumuş yumuş etti.
Bir yılı geçen bir süredir buradaydık, ancak onların arkadaşlığı 3 yıl öncesine dayanıyordu. O olaylı günden sonra bir şekilde tanışmış ve samimiyetlerini artırmışlardı. Şimdiyse bu kadar yakın olup arkadaşlıklarını daha sağlam bir temele oturtmaları çok hoştu.
Bir felaket bazen, beklenmedik bir şekilde, sonunun gelmeyeceği bir mutluluk getirebiliyordu. O gün abimin vurulması, Sungur'un abimi kurtarmak için yediği kurşun, her ikisinin de hayatında yeni bir dönemin başlangıcına sebep olmuştu.
O olay ikisinin hayatını şekillendirirken, iki ailenin arkadaşlığının temellerini atmıştı.
Gerçekten de bazen en karanlık anlar, en parlak ışıkları doğurabiliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
RomanceKarakaya ailesi, sabaha karşı çalan telefonla oğullarının görevde yaralandığını öğrenir ve apar topar hastaneye koşar. Ancak bilmedikleri bir gerçek vardır ki, o da oğullarını hayatta tutan kişinin görev sırasında ona siper olan en yakın arkadaşı Su...
