Multi de; Melih Keskin ve Filiz Beyoğlu var ;)

Elimdeki kağıda bakarken somurtuyordum. Bu kelebek sistemini kim çıkardıysa ebesini şuan yılanlar yiyordu eminim. Omzumdaki kolla artık aşinası olduğum kokusu burnuma doldu ''Hangi sınıftasın?'' onu bakıp kolunu ittirdim ''Yağız'ı kışkırtmaktan vazgeç Meriç'' sırıttı ve boşta kalan ellerini cebine sokup bana baktı ''Soruma cevap verecek misin?'' ofladım. Allah'ım bu çocuğu başıma sabrımı sınamak için mi verdin? ''Sana ne Meriç. Hangi sınıftaysam sınıftayım'' elimdeki kağıdı alıp gitmeye başladığında kaşlarımı çattım. O kağıtta hangi sınava hangi sınıfta gireceğim falan yazıyordu. ''Ya! Mal mısın?!'' diye bağırdığımda koridorda giderken elini kaldırdı bana dönmeden ''Birazdan getiririm'' deyip gitmeye devam etti. Gözlerimi devirdim ''Getirme bir yerine sok'' dediğimde bana bakıp sırıtarak kaşlarını kaldırıp indirdi pis pis. Sinirle ayağımı yere vurdum. Bakışlarıyla bile beni sinir edebiliyordu.

Gülüp merdivenleri çıktı. Bana onaylamazca bakan kızlara gözlerimi devirip sınıfa girdim. Biri beni arkamdan ittiğinde kaşlarımı çatıp arkamı döndüm. Tabi ki Hande'ydi. ''Yine kuyruğuna mı bastım?!'' çatık kaşlarını daha çok çattı ''Dün gece Meriç'in yanında ne işin vardı?!'' kaşlarımı daha çok çattım bende ''Ne saçmalıyorsun be?'' diye sorduğumda aklıma dün gelmişti. Nereden biliyordu ki? Beni itti ''Yalan söyleme! Ne yaptınız Meriçle? Ha?!'' diye bağırdı tiz sesiyle. Bu kez ben onu ittim. Fazla oluyordu artık. ''Sen fazla oluyorsun ama!'' aramıza Yağız'ın girmesiyle Yağız'a baktım. O zaten bana bakıyordu. "Hande neyden bahsediyor?!" dediğinde ona 'Dün Meriç geldi ve benimle dertleşti sonrada beni öpüp gitti' diyemezdim. Kaşlarımı çattı "Allah'ın delisi işte!" diye cırladım. Yağız, Hande'ye döndü "Derdin ne?!"  Hande , Yağız'ı ittirip tam önümde durdu "Meriç'den uzak dur!" yüzümü buruşturdum biri ses tellerini koparıp ağzını dikebilir miydi?

Gözlerim Yağız'a kayarken beklediğimin aksine hala bana baktığını görmüştüm. Hande'nin Meriç'i benden kıskanmasına hiç üzülmüş gibi durmuyordu. Sınıftan çıktığında Hande'ye döndüm tekrar "Meriç'i al bir yerine sok mümkünse!" diye çirkefleştim. Kolumdan çekildiğim gibi Meriç'le karşılaştım. Şükür ki Yağız çıkmıştı. "Ne oluyor?" diye sordu bana. Kolumu çekip sinirle ona baktım "Şu kıza kafasına esip , kıskançlık krizine girdikçe bana saldırmamasını söyle yoksa kötü olacak!" diye bağırdım ve omzuna çarpıp sınıftan çıktım. Yağız nereye gitmişti?

Telefonumu çıkarıp rehberden 'Çatlak Kuzen' yazısının üstünde durup aradım. Ekranda Yağız'ın uyurken ki fotoğrafı çıkmıştı. Yakışıklı it. Telefonunu açtığında "Yağız-" diye giriş yapmıştım ki lafımı kesti "İyiyim merak etme sonra konuşuruz" deyip kapattığında ayağımı yere vurdum. Hande'den nefret ediyordum. Açık ve net. Yağız'da az salak değildi. Oğlum taş gibisin lan. Elini sallasan bin beş yüzü hala Hande diyor çocuk. Zil çalınca küfür mırıldandım. Şimdi sınav olacaktık.

Sınıfa girip Meriç'e ilerledim "Kağıdım nerede?" diye çemkirdim. Ona da sinirliydim. Kağıdı uzattığında çekip aldım. Kolumdan tuttu "Yağız'la ben konuşurum" onu ittim. Her şeyi birbirine sokan kendisiydi zaten. Hala neyin kafasını yaşıyordu merak etmiyor değilim "Ne diyeceksin? Daha ikiniz isminizi bile birbirinize söyleyemiyorsunuz! Hem Hande dün ki olayı nereden biliyor?!" kaşlarını çattı "Mert'lerle konuşurken duydu" güldüm sinirle. Her konuştuğumuzu anlatıyordu belkide "Dalga geçtiniz mi bari?" düşünmeden söylediğim için pişman olsam da demiştim artık. Kaşlarını daha çok çatarken ürkütücü olmuştu bu kez "Beni tanımadan sakın yorum yapma!" diye kükrediğinde sınıftaki herkes bana bakmıştı. Güldüm yine sinirle "Seni tanıyorum Meriç! İki kelimesinden biri kız olan! Beyni bir yerinde olan , şımarık zengin bir-" beni yanda ki duvara aniden yasladığında şaşkınca ona baktım. Dibime kadar girmişti mübarek. Yağız neredesin hayırsız!

Veliaht (Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!