7. Bölüm : Kuzen

En başından başla

"Meriç salak mısın anlamak mı istemiyorsun?! Çıkamam dışarı falan. Git yarın okulda konuşuruz. Çıkamam evden" Omuzlarını silkti "Tamam" deyip ayaklandığında arabasına gidecek sanarken binaya yönelince gözlerimi büyüttüm. "Meriç! Meriç dur!" dedim alel acele. Durduğunda panikle ona baktım "Sen benim ne yaptığını nereden biliyorsun?" gözlerimi devirdim "Camdayım" kafasını kaldırdığında çok geçmeden beni buldu "inmen için 5 dakikan var Melis" deyip telefonu kapattığında kaşlarımı çattım. Bir şey yapıp telefonu bana çevirdiğinde kronomometre tuttuğunu gördüm.

Telaşla odadan çıktım. Annem yemekten sonra çöpü çıkarmam da diretse de havayı bahane edip çıkarmamıştım. Ne ironi ama!

"Anniş" annem bana dönmeden diziyi izlemeye devan ederken "hııı" dedi. Şirince gülümsedim ''Çöpü çıkarayım mı?'' bana 'ben evden kaçıp sadist olacağım ve kedileri kesip pipetle kanlarını içip rock konserlerine takılıp piercing takacağım' demişim gibi bakmıştı. ''Akşam çıkarmamak için Sibirya'ya gitsem bikiniyle gezerim o kadar soğuk hava diyordun ne oldu kız?'' dedi şüpheye. Tamam birazcık abartmış olabilirdim ama üşengeçlik diye bir şey vardı. Hem kim sıcacık evden çıkıp çöp atmak isterdi ki? Ben istemezdim mesela. Yüzümü buruşturdum ''Almıyor musun kokuyu anne ya? Çöp kokuyor. Ben bu şartlar altında uyuyamam'' omuzların silkti ''İyi götür madem canıma minnet. Çabuk gel akşam akşam'' kafamı salladım ve hırkamı giyip çöpü aldım ve evden çıktım. Çöpü asansöre bıraktım ve sıfıra basıp kendim merdivenlere yöneldim.

Mesaj geldiğinde mesajı açtım

'Gönderen: Daffy Duck

5 Dakikan doldu'

Telaşla parmaklarımı ekranda kaydırdım. Karşımda olsa 'de siktir lo' derdim.

'Gönderilen: Daffy Duck

Geliyorum Allah'ın cezası!'

aşağı inip çöpü de aldım ve dışarı çıktım. Soğuk hava tenime çarparken merdivenleri indim. Tam anlamıyla götüm donmuştu. Çöpü atıp Meriç'e döndüğümde üzerindeki incecik kazakla onun yerine ben titredim ve kaşlarımı çattım

''Donmadın mı sen hala?'' kafasını iki yana salladı düşünceli gibiydi ''Sarhoş musun?'' sarhoşsa hiç uğraşamazdım. Ayrıca elle tutulur bir sapıklığı da vardı. Hayır yani saldıracağından değildi. Susmayacağındandı. Pencereye baktım. Annem basabilirdi her an. Meriç'e baktım ve kollarımı birbirine sardım. Üşüyordum ''Ne istiyorsun?!'' diye çirkefleştiğim de yüzü düşmüştü. Kaşlarımı çattım bu kez. Meriç'in sırıtmasına alışık olduğumdan şaşırmıştım da. Demek ki sırıtmadığı zamanlarda vardı.

Aramızdaki mesafeyi bir iki adımla kapatıp kolumdan tuttu ve arabanın kapısını açtı ''Ne yapıyorsun?'' diye sorduğumda ''Üşüyorsun'' dedi kısaca. Tamam beni düşünmesini sonra düşünecektim. Şimdi asıl konuya dönmeliydik. Meriç de kendi koltuğuna geçinde klimayı açtı. Böylesi daha iyiydi. Beklentiyle Meriç'e baktım. Zamanım kısıtlıydı ''Hadi söyle derdini'' dedim. Bana değil dışarı bakıyordu. Onu hiç bu kadar düşünceli görmemiştim ''Hiç kendin olduğun için hayattan sıkıldığın oldu mu?'' böyle bir soru beklemediğimden afallamıştım. Düşündüm. Yağız itini ve ablamı her gördüğümde sıkılıyorum. İkisi de top modeldi bense muş. Haksızlıktı bu. Meriç'e baktım ''Ara sıra oluyor'' dedim samimice.

Bana baktı kahve gözleriyle. ''Ben her gün sıkılıyorum. Gittiğim her ortamda kim olduğumu öğrendiklerinde bana karşı tavırları değişiyor'' kafamı salladım. İlk tanıştığımızda ilk dersimiz okulun en sert hocasının dersiydi ve Meriç beni sınıftan çıkarırken hiç bir şey söylememiş veya yapmamıştı. İngilizceci cazgırdı ama Meriç ona '10 dakika sonra gel' dediğinde gıkını çıkarmamıştı. Hayatı bir bakıma zor olmalıydı ''Zor olmalı''diye mırıldandım. Kafasını salladı. Kaşımı kaldırdım ''Peki niye bana anlatıyorsun?'' sırıttı. Evet bu sırıtışı görmeyeli uzun bir zaman olmuştu değil mi? ''Çünkü sen öyle değilsin'' dedi gözlerimzii tekrar buluştururken.

Veliaht (Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!