Yaa ben çok severek yazıyorum inşallah sizler de beğeniyorsunuzdur. İyi okumalaar :D

Uyanıktım ama gözlerimi açmamakta ısrarlıydım. Bu erkek sesi kime aitti acaba?

"Düzgün konuş olum ablam o benim." Canım kardeşim ya nasıl da korur ablasını. Şımardım.

"Senin ablan mı vardı?" dedi bilinmeyen x şahsı.

"Uyandırmadan çıkalım da anlatacağım."

Kapı kapanır kapanmaz gözlerimi açtım. Hemen komodinin üstünde duran telefonumu elime alıp saate baktım. Saat daha dokuz buçuktu. Ay ben bu saatte uyumuş olamam. Bünye alışık değil tabi bu kadar ekşına canım ben ya kıyamam.

Hemen merak giderme operasyonuna başlamak için ayağa kalktım. Koridora çıkıp merdivenlerden indim. Bu katta da bir sürü oda vardı ama hangisi Turhan'ındı ki? Etrafa göz gezdirdim. Sesleri dinlemeye çalıştım. Ama çıt ses yoktu. O zaman ben de tek tek kapıları çalarım beybisi. Benim odama dalan o haydut kim öğrençeeeem bnne.

Tek tek kapıları çalmaya başladım ama hiçbirinden de ses gelmedi. Hatta bir tanesine pat diye daldım Allah affetsin bir an bilardo masası gördüm sandım. Görmüş de olabilirim bilmiyorum.

En son benim odamın hemen altına denk gelen odanın kapısının önüne gelip durdum. Zarif bir şekilde tıklattım. "Geel." Bu Turhan'ın sesiydi. Aha da buldum valla.

Kapıyı açıp içeri girdim. Odası benimkiyle hemen hemen aynı büyüklükteydi. Yalnızca bu odada daha çok teknolojik alet vardı ve kırmızı tonları yerine gri tonlarıyla döşenmişti.

Turhan odasındaki balkondan çıkıyordu. "Bir sorun mu var?"

Gözlerim odama gelen sesin sahibini aradı ama yoktu. Büyük ihtimal balkondaydı.

"Odanda balkon olduğunu bilmiyordum." Bir yandan da hızla balkona doğru yürüyordum. Tam balkona çıkacaktım ki Turhan seslendi, "Melis!"

Durup arkamı döndüm. "Ha?"

Elbise dolabına doğru yürüyüp bir kapşonlu çıkarıp bana uzattı. Yüzünde her zamanki pıtırcık gülümsemesi vardı. Pıtırcık gülümsemesi ne ben de bilmiyorum. "Dışarı biraz soğuk gibi, bunu giysen iyi olur."

Yaaaaaaaaaa. Ama ama ama böyle yaparsan olmaz ki salak çocuk ya. Valla sevgilisi çok şanslı bu çocuğun ha. Ben kardeşim olsa hep boyle dövüşeceğimizi falan düşünürdüm lan. Çocuğa bak. Ultra centilmen çıktı.

"Teşekkür ederim." deyip elinden aldım. Hızla üstüme giyip balkona çıktım. Küçük bir balkondu ama manzarası harikaydı. Bir an soğuk hava yüzüme çarpınca gözlerimi kapattım.

Kendimi manzaranın ve havanın etkisinden kurtarıp dikkatimi sandalyede oturan çocuğa verdim.

Ağağağağağğ bunu bana neden yapıyonuz ağağağağağ. Olum bu eve adımını basan herkes mi taş olarak doğmuş aq bu neeeeğğ. Ay ben bundan istiyom tam olarak bu. Bu yani. Allahım bu kardeşim olmasın nolursun ağağağağağ.

Ben gözlerimle çocuğu delik deşik ederken Turhan çoktan tanıştırma merasimini bitirmişti. Lan bir dakika duyamadım ki ben. LAN BİR DURUN AQ ÇOK HIZLI YAŞIYONUZ BİR DURUN BİR.

"Tanıştırıyım. Bu ablam Melis." Eheh pardon yanlış alarmmış ehehe.

"Abla, bu da Kaya. Çok yakın bir aile dostumuzun oğlu." OHHHHH BEEEEEE. İÇİM RAHATLADI ŞU AN. NİHAHAHAHAHA.

"Tanıştığımıza memnun oldum." deyip elini tokalaşmak için kaldırdı. Ben de elini tuttum ve aniden kendine çekti. Yüzü benimkine o kadar yakındı ki gözlerim ayrılmış, tepkisiz kalmıştım.

Bir süre yüzümü inceledi.

"Gözünde çapak var." Ne? "Makyajın da akmış. Pandaya benziyorsun." NE?

Kendimi hızla geri çekip odaya kaçtım. Elbise dolabının üstündeki aynadan kendime bakmak için yaklaştım. AMK BU TİP NE? Bu. Tip. Ne. Lan çocuk az bile söylemiş aq. Ağliçam.

İkisi de arkamdan odaya geldiler. Arkamı dönüp Turhan'a, "Ağrı kesici var mi diye soracaktım çünkü başım çatlıyor." sonra da Kaya'ya dönüp "Geri zekalı." diyip pat pat sesler çıkararak kapıya giderken Kaya'nın sesini duydum.

"Hemen alınma. Daha beni çok göreceksin güzelim."

Shit.

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!